Başarıyla mezun oldunuz; diplomanızın ekinde ilişik kesme belgesi var

Kadrosuyla birlikte üniversitesine dönen araştırma görevlisini düşününce aklımıza azatlı olduğuna dair belgesini hep koynunda sıkıya sıkıya taşıyan bir Kunta Kinte imgesi düşüyor. Sanki bir yerden rektörün biri kötü adam gibi çıkıverecek, Kunta Kinte’nin nice badireleri atlatarak aldığı “azatlık belgesini” yırtıverecek.

Asistanların akademik sistemimiz içindeki durumu tam bir muamma. Bu kişilerin görevinin ne olduğunu anlamak için çaldığımız her kapı başka bir yere açılıyor. Kimilerine göre, adı üzerinde, araştırma görevlisidir; görevi öğretimde değildir, araştırmalarda hocalarına yardım eder. Kimilerine göre  öğretim yardımcısıdır, öğretim faaliyetinde hocasına yardımcı olur. Gittikçe yaygınlaşan bir diğer görüşe göre, kendisini akademik ortamda yetiştirmesi için karşılıklı burs niteliğinde ödeme alan, aldığı ödeme dolayısıyla okulundaki kimi işleri gören kimsedir. Ancak 12 Eylül idaresinin üniversiteyi, yüksek lise yapmak amacıyla çıkardığı Yükseköğretim Kanununda yer alan araştırma görevlisi tanımına baktığımızda kafa karışıklığının kaynağı ortaya çıkıyor; “Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarıdır.” Bir iş sözleşmesine “yetkili organlarca verilen diğer görevleri yapmak” biçiminde bir ibare koymak, işverenin kötüniyetinin göstergesidir. Bir mesleğin tanımına bu ibareyi koymak, üstelik bunu kanunla yapmaksa izahı mümkün olmayan bir durumdur. Zira kötüniyetli işverenlerin “joker” adını verdikleri bir eleman türü vardır. İşçinin çaresiz durumda olmasından faydalanarak, işyerinde “ihtiyaç duyulan alanlarda” çalıştırılmak üzere aldıkları işçileri durmadan oradan oraya sürerler. Üniversitenin araştırma görevlisine reva gördüğü konumun, “joker” olmaktan çok farklı olduğu söylenemez.


Asistanların; “hocaların çantasını taşıdıkları”, “hocasının elektrik faturasını ödediği” benzeri asistanın yanında çalıştığı hocanın kişiliğini göstermesi dışında anlam taşımayan konuları zaten bir tarafa bırakıyoruz. Aldıkları maaşın yan ödemelerle birlikte 900 YTL’yi ancak bulduğu ve hangi araştırmayı baz alırsak alalım tek kişi için belirlenmiş yoksulluk sınırının altında kaldığını da görmezden gelmeye çalışıyoruz. Ancak araştırma görevlilerinin tabi oldukları istihdam edilme şeklini ne anlamak ne de görmezden gelmek mümkün.


Mezun Olursan İşsiz Kalırsın
Araştırma görevlileri kamu görevi yaptığı halde sözleşmeye tabi ve sözleşmesi süresi sonunda kendiliğinden sona ermekte. Yüksek Öğretim
Kanunu’nun ilgili maddeleriyle anılan istihdam edilme biçimleri, farklı gruplar yaratıyor. 50/d uyarınca çalışanlar, yüksek lisans ve doktora eğitimleri boyunca, en çok sekiz yıl için istihdam ediliyorlar. Başarıyla mezun olanlara iki belge birlikte veriliyor: diploma ve işten çıkarıldıklarına dair yazı.


Diğer grup 33. maddeye tabi olanlar. Kanun diyor ki; “Bunlar ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, Enstitü, Yüksekokul veya Konservatuvar Müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler.” Kanunun diliyle konuşursak “bunlar” en avantajlı grup ve “bunlar” en çok üç yıllık iş güvencesiyle çalışıyorlar. Bunların içinde bir grup da 35. maddeye tabi durumda, buna göre; “Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler.” Kanun gayet açık, mevsimlik işçi olarak kadrosuyla birlikte bir başka üniversiteye verilen asistan, doktorasını bitirince -kadrosuyla birlikte- üniversitesine dönüyor. Kanunun diline bakınca, kadroya da bir şahsiyet verildiği hatta kadronun araştırma görevlisinden biraz daha itibarlı olduğu anlaşılıyor. Dikkat çekelim ki, kanun araştırma görevlisinin görevlendirilmesinden bahsetmiyor, kadronun başka üniversiteye tahsis edilebileceğini, kadro dönerken ekinde bir adet de insan bulunabileceğini bildiriyor. Kadrosuyla birlikte üniversitesine dönen araştırma görevlisini düşününce aklımıza azatlı olduğuna dair belgesini hep koynunda sıkıya sıkıya taşıyan bir Kunta Kinte imgesi düşüyor. Sanki bir yerden rektörün biri kötü adam gibi çıkıverecek, Kunta Kinte’nin nice badireleri atlatarak aldığı “Azatlık Belgesini” yırtıverecek.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99