Ütopyalar Toplantısı ve gençlik kampı üzerine

utopyalar

Toplantı koordinasyon kurulunun yeniden düzenlenmesi ve değerlendirme toplantısında oluşan iradeye bakarak 18. Ütopyalar Toplantısı'nın çok daha devrimci ve dinamik bir çizgide kurgulanacağını öngörmek herhalde yanlış olmaz.

Ütopyalar Toplantısı, ilkini 1994 tarihinde toplumsal duyarlılıkları olan çeşitli çevrelerin bir araya gelerek düzenledikleri; bilimden, güncel zeminden ayrılmayan bir düş kurma, tartışma, paylaşma platformu olarak ortaya çıktı. 1994'ten bu yana her yıl düzenlenen Ütopyalar Toplantısı'nın 17.si Bilim ve Gelecek dergisi tarafından, 21 Haziran - 27 Haziran 2010 tarihleri arasında Börklüce Mustafaların Şeyh Bedreddinlerin diyarı Karaburun'da düzenlendi. “Eskidi” “bitti” “öldü” denen ütopyalarımızı yeniden kurgulamak için “Yeniden Ütopya” şiarı yükseltildi. Kamil Masaracı'nın “Çizlenimler” ve Hande Dilek Akçam'ın “İllüstrasyon” sergileri ile açılan toplantı; özellikle yerli halkın ilgi gösterdiği ve katılımcı olduğu; makiler, keçi yetiştiriciliği, yapılması planlanan rüzgar tribünleri, orman yangınları, zeytincilik, madencilik gibi Karaburun'un günlük yaşamı ve sorunlarını kapsayan başlıklardan, “Anadolu'nun Ütopyacıları”, “Deprem, Plan ve Bazı Yanlış Algılamalar” gibi serbest sunumlara, “Yeniden Ütopya” başlığı altında ise "Ütopya Nereden Geldi, Nereye Gidiyor?", "Sosyalist, Eko-Sosyalist Ütopyalara Kayırmalı Bir Bakış", "Bir Ormancılık Ütopyası: Klorofilya'da Ormancılık" gibi başlıklara uzanan bir konu yelpazesinde tartışmalar ve paylaşımlarla gerçekleştirildi. Toplantının son gününde ise tek oturum olarak “Gençlik Ütopyaları” konusu tartışıldı. Bilim ve Gelecek okuru gençlerin hazırladığı sunumlarla, Türkiye gençliğinin tarihsel ve güncel olarak içinde bulunduğu konumlar ve gençliğin memleket meselelerindeki rolü üzerine tartışıldı. Bilim ve Gelecek okuru gençler sunumlarında ve tartışmalarda çokça; neo-liberal hegemonya ile beraber gençliğin işçi sınıfıyla ortaklaşan kaderi, üniversitelerdeki gerici kuşatmaya karşı mücadele ve gençliğin devrimci örgütlenmesine vurgu yaptılar, bu vurgunun meşruiyeti diğer katılımcılar tarafından da büyük ölçüde paylaşıldı.

Toplantıların 17 yıl içindeki seyrine baktığımızda, toplantıların giderek baştaki heyecanını yitirdiği, dar bir çevreye sıkıştığı, katılımcı yüzlerin aynılaştığı ve özellikle gençliğin katılımının düştüğü tespitlerini yapabiliriz. Biraz karamsar bir tablo gibi gözükse de, Türkiye'de bilimin halk nezdinde popülerleşmesi, toplumsal hayattaki gericileşmeye karşı bir mücadele çizgisi çekilmesi pratiklerinin kurgulandığı ve yaşam bulduğu bu önemli etkinliğin en zengin ve en verimli biçimde örgütlenebilmesi için emek vermek değerli ve elzem. İşte, 17. Ütopyalar Toplantısıyla beraber üçüncüsü düzenlenen gençlik kampı hem Bilim ve Gelecek'in gençlik alanında örgütlenme yolunda önemli bir adımdı hem de Ütopyalar Toplantısı'nın gelecekteki seyrini değiştirme potansiyeli taşıyan gençlerin gerek oturumlarda tartışmalara aktif olarak katılmalarıyla gerek kendi sunumlarıyla toplantıya yapabilecekleri katkıyı görmek açısından önemliydi. Bunun yanında, toplantı koordinasyon kurulunun yeniden düzenlenmesi ve değerlendirme toplantısında oluşan iradeye bakarak 18. Ütopyalar Toplantısı'nın çok daha devrimci ve dinamik bir çizgide kurgulanacağını öngörmek herhalde yanlış olmaz. O halde, “Yeniden Ütopya” şiarıyla bir dahaki Ütopyalar Toplantısı'na kadar ütopyalarımıza ve mücadeleye sarılalım. Eğer önümüzdeki Ütopyalar Toplantısı'na katkı koymak istiyorsak Bilim ve Gelecek dergisi aracılığıyla iletişime geçelim…{jcomments on}