Kürt açılımı bütün hızıyla devam ediyor!

Bugün ‘açılım’ sürecinin bittiğini düşünenlere veya demokratikleşmeden geri adım atıldığını savlayıp yas bağlayanlara gönül rahatlığıyla “üzülmeyin ‘açılım’ tüm şiddetiyle devam ediyor hala” diyebiliriz; zira Kürt hareketinin tasfiyesi her zaman ‘açılım’ denilen sürecin diğer adıydı ve daha da önemlisi bugün yaşanan süreç tam da AKP’nin liberal-muhafazakar bir perspektifle yürüttüğü demokratikleşme politikasıyla bire bir örtüşüyor!

23-nisan-ozel-harekatKürt sorunu’nda yeni bir evreye girilmiş gibi görünüyor. Ancak bu evrenin başlangıç gününü PKK’nin ‘aktif savunma’ ilan ettiği gün olan 31 Mayıs 2010 olarak okumak yanıltıcı olacaktır. Çatışmaların yoğunlaşmasından çok daha önce, ‘açılım’ kelimesi ilk defa telaffuz edildiğinde ya da Abdullah gül “…yakında Kürt Sorunu’nda iyi şeyler olacak…” dediğinde bu evre başlamıştı aslında ve bugün de devam ediyor.

Açılım ilk kez dile geldiğinde, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları Kürt dostu gibi görünmeye çalışıp birçok kez ve birçok yerde kendilerinden önceki hükümetleri eleştirip “devlet olarak biz de yanlış yaptık” itirafnameleri imzalarken, aslında birer ‘büyükanne kılığına girmiş kurt’ olduklarını gizlemeye çalıştılar. Tabi uluslararası konjonktürün ve AKP’nin devletleşme sürecinin gerekleri olarak da o ‘büyükanne kostümünü’ giymek zorundaydılar o kadar!

Bugün ‘açılım’ sürecinin bittiğini düşünenlere veya demokratikleşmeden geri adım atıldığını savlayıp yas bağlayanlara gönül rahatlığıyla “üzülmeyin ‘açılım’ tüm şiddetiyle devam ediyor hala” diyebiliriz; zira Kürt hareketinin tasfiyesi her zaman ‘açılım’ denilen sürecin diğer adıydı ve daha da önemlisi bugün yaşanan süreç tam da AKP’nin liberal-muhafazakar bir perspektifle yürüttüğü demokratikleşme politikasıyla bire bir örtüşüyor!

Abartıyor muyuz acaba?

Kesinlikle Hayır! Özellikle alık liberallerin ‘dün başlayıp bugünse bittiğini’ düşündükleri ‘açılım’ın aslında kesintisiz olarak devam eden bir süreç olduğunu anlayabilmek için filmi biraz geriye sarmak yeterli olacaktır. Düşünün bir kere liberallerin övdüğü ‘açılım’ sürecinde ne oldu diye? Kürtçe yayın serbestisinin getirilmesi ve hatta üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması gerektiğine dair ‘demokratik’ zeminde yapılan ve hükümetin de bilfiil desteklediği tartışmalar yapılırken bile Kürt halkına ve Kürt hareketine yönelik baskılar bir an olsun hız kesti mi acaba? Sonrasında devlet Kürtçe yayın yapan bir tv kanalı kurdu; üniversitelerde bugün Kürt dili bölümleri kuruluyor ama ne tas değişti ne de hamam!

29 Mart yerel seçimlerini düşününüz. AKP büyük beklenti içinde olduğu Kürt illerinde duvara toslayıp, bir önceki seçimde kazandığı birçok yeri DTP’ye bıraktığında hemen ardından ne yaptı diye? Yaptıkları ilk iş DTP’ye yönelik polis operasyonları yapmak ve Kürt siyasetçilerden kim var kim yok içeri almak olmadı mı?

‘Açılımın’ kendisiyle paralel olarak yürütülen başka bir süreçle, Ergenekon süreci ile ilişkisine bakalım! ‘Açılım’ medya tarafından parlatılırken, diğer yandan Öcalan Ergenekoncu ilan edilmedi mi? “Kontrgerillayı temizliyoruz” diye sevinç çığlıkları atanlar; ‘PKK-Ergenekon ortaklıkları’ yaratıp bunları manşetlerine taşımadı mı?

‘Açılımın’ en önemli bileşenlerinden biri olan ‘Kürt Çalıştay’larına gelelim. Kürt Sorunu’na ‘çözüm bulma’ amacıyla düzenlenen ve toplamda sayıları yediyi bulan çalıştaylar dizisinin "Terörün Yeni Trendleriyle Mücadele" ismiyle düzenlenen toplantıyla başlamış olduğunu biliyor muydunuz? AKP o gün teorisini yapıyormuş meğer bugün ise uygulamaya koyuyor işte: Alın size özel ordu, profesyonel asker…

Askeri operasyonları konuşalım isterseniz. Kürt hareketi tek taraflı ateşkes ilan ettiğinde askeri operasyonlar hız kesti mi? O gün “terör devam ettiği sürece askeri operasyonlar devam edecektir” deniliyordu. Bugün dünden farklı ne söyleniyor acaba?  
Bütün bunlar ‘demokratikleşme ve kardeşleşme’ oluyor ama bugün yaşananlar ‘çatışma ve ayrışma’, öyle mi?

Önder Aytaç ve liberal cenah

İşte bu yüzden ‘açılım’ tüm hızıyla devam ediyor hala ve liberallerin Önder Aytaç’a kızmaya hiç mi hiç hakkı yok ‘açılım’ karşıtı şeyler söyledi diye! Aytaç’ın söyledikleri de ‘açılımın’ amacına paralel olarak Kürt hareketinin tasfiyesine yönelik ve haddini aşan birkaç cümle yalnızca! Ne demişti Aytaç, kısaca hatırlayalım: “…Öcalan 'madem elinizde, alacaksınız karşınıza, dersiniz ki, 'eğer Türkiye'de bir ay içerisinde bir yaprak kımıldarsa, bu terörü bitirmezsen, seni idam ederim, seni asarım'. Bakın bakalım, bu olayların hepsi bitmiyor mu? Bitmiyor mu? O zaman alır asarsınız, öldürürsünüz. O zaman geleceği kurtarabilirsiniz…”

Beyanda geçen kabalıkları ve uygunsuz lafları bir yana bırakalım, söylenenler “Kürt hareketi nasıl tasfiye edilir” sorusuna bir yanıt değil mi? Belki de Aytaç ‘yanlış’ yanıt verdi, ona bozuldu, ona kızdı liberaller. Belki de o yüzden Taraf’taki işinden oldu polis eskisi!
Devlet Bahçeli miting meydanlarında ‘ip’ attığında ya da Yılmaz Özdil köşesinde Ahmet Türk’e atılan yumruğa övgüler düzdüğünde şaşırmayanların, bundan böyle Önder Aytaçlara da şaşırmaması gerekiyor. Herkes kendince, son tahlilde Kürt hareketinin tasfiyesi demek olan, bir ‘çözüm’ bulmaya çalışıyor Kürt Sorunu’na! Aytaç tasfiyenin hangi yoldan olması gerektiğine dair biraz fikir değiştirmiş olsa da, sonuç itibariyle her yol aynı sona çıktığından bir şey de değişmiyor aslında!

Liberallerin kabullenmek istemediği ne kadar şey varsa, hükümetin en yetkili ağzından çokça dile getirildi! Tayyip Erdoğan her fırsatta ‘açılım’ ile askeri operasyonların beraber yürütüleceğini; terör bitmeden operasyonların da bitmeyeceğini söylüyor. Ağzından çıkan her sözde “terör örgütünün” “bölge halkı” ile olan ilişkisinin kesilmesi gerektiğini ifade ediyor; her fırsatta da BDP’ye “Kürtleri sen değil ben temsil ediyorum” diye sesleniyor. Ama liberaller AKP’ye bir türlü toz konduramadıklarından, Oral Çalışlar köşesinde AKP ile BDP’nin kader ortağı olduğunu yazıp çiziyor hala.

Uzun lafın kısası, devlet bir yandan özlenilen ‘iyi Kürt’ü' yaratmaya çalışırken, ‘kötü Kürt’ü’ dövmeye devam ediyor diğer yandan! Böyle olunca da hem ‘havuç’ hem de ‘sopa’ dahil olabiliyor bu projeye…

Bunları bilelim ki, ‘açılım’ sevdalısı olanlar gibi saçmalamayalım en azından!{jcomments on}