Genel seçim ufukta, faşistler elime mum diksin

Alper İzkara - 

Artık Türkiye siyasi tablosunda bir “Siyonizm sevdalısı Türk-İslam sentezci”, bir “emekli paşa şansını siyasette deniyor” ve bir adet “kendini solcu bellemiş kafatasçı” tiplemesinin başlarını çektiği üç yeni faşist siyasi yapılanmayla karşı karşıyayız.

turksoluGenel seçimler yaklaşırken Türkiye siyasi yelpazesini renklendiren(!) üç taze faşist siyasi hareket duruyor karşımızda. Körpe faşistlerimizi besleyen konuların başında Kürt meselesi geliyor elbette, geriye kalan gündemler üstünde ise çeşit çeşit beyanatları var. Kürt sorununun “açılım”dan bugüne evrildiği noktada AKP'nin Kürt Hareketi'ni tasfiye etme hamleleri boşa çıkarken, bölgedeki çatışmaların da adım adım tırmanması meseleyi yine halkın başlıca gündemlerinden biri haline getirdi. Bugün halk içinde derinleşen milliyetçi kutuplaşma, bir yandan bundan nemalanmaya çalışan, halkların düşmanlığı üzerinden örgütlenen Türk milliyetçisi-ve ırkçısı- faşist hareketlerin filizlenmesine de zemin hazırlıyor. Artık Türkiye siyasi tablosunda bir “Siyonizm sevdalısı Türk-İslam sentezci”, bir “emekli paşa şansını siyasette deniyor” ve bir adet “kendini solcu bellemiş kafatasçı” tiplemesinin başlarını çektiği üç yeni faşist siyasi yapılanmayla karşı karşıyayız.

 

Para babası siyonist ülkücü bir müteahhit(!?)

Son MHP kongresinde başkanlığa aday olan, Cem Uzanvari hamlelerle mitinglerini halka para vererek doldurmaya çalışan fakat nihayetinde kongreden eli boş dönen Ahmet Reyiz Yılmaz, kongreden birkaç ay sonra MHP'den ayrılarak Milliyetçi ve Muhafazakar Parti isimli oluşumun tosunbaşı olarak karşımıza çıktı. MMP'nin Türkiye güncelinde önerdiği siyasetlerin klasik Türk-İslam sentezinden pek bir farkı yok; idam cezasını geri getirme ve Abdullah Öcalan'ı Diyarbakır meydanında asma fantazisi dışında MHP'nin çizgisinden çok da farklı bir tutum takınmıyor iç siyasete dair. MMP için gariplikler silsilesi dış siyaset söylemleriyle başlıyor; belki komedi filmlerinde görebileceğimiz İsrail sevdalısı bir milliyetçi-muhafazakar parti! İnsanlığı bekleyen en büyük tehlikenin büyüyen Çin ve onun Rusya-İran ikilisiyle yaptığı ittifaklar olduğunu söyleyen Ahmet “Reyiz”: “Türkiye, ABD ve İsrail ittifakı ve İran –Rusya ve daha da tehlikeli olan Çin ittifakını da göz önünde tutarak resmin tamamına bakıp bir tavır ve duruş sergilemek zorundadır.” diye buyuruyor. İsrail medyasına verdiği röportajlarda ise İran’a karşı İsrail ile Türkiye’nin beraber davranması gerektiğinin altını çiziyor. İsrail’in bölgedeki izolasyonunun kırılması için bölgede ABD-İsrail-Türkiye’nin çıkarlarının öneminden bahsediyor, üstüne de İran’da 30 milyon Türk kökenli nüfus olduğunu söyleyerek somutta Türkiye'nin İran'ı nasıl “karıştırabileceğini” sezdirmeye çalışıyor.

“Türkiye İsrail’e Gazzeye Türk askeri göndermeyi teklif etmelidir. Hatta bu konuda İsrail’i ikna için gerekeni yapmak zorundadır. Bu İsrail için bulunmaz bir fırsattır.”

Peki nereden geliyor bu İsrail aşkı? Yılmaz'ın emperyalizm sevdasının temeli tabi ki sınıfsal. 24 yaşından beri sahibi olduğu Yılmazlar Construction Groups İsrail İnşaat sektörünün %10’una hakim! 2005 yılında Türk-İsrail İş Konseyi tarafından yılın işadamı seçilen Yılmaz’ın İsrail Savunma Bakanlığı ve İsrail Hava Kuvvetleri Binası gibi çok önemli ihaleleri var. İsrail'de bir inşaat devi şirketi olan Ahmet Reyiz bu konuda şöyle diyor; “24 yaşında tanıştığım bu ülke ve Yahudilerden geriye kalan 16 yıllık zaman sonunda ‘40 yaşında yüreği Türk ve Müslüman olan, fakat meselelere Yahudi gözüyle bakabilen’ bir adam oldum” 2008 yılında ise İsrail’in en büyük ana akım neşriyatından biri olan ‘GLOBES’ gazetesine kapak oluyor ve “İsrail’de kalan son Osmanlı” diye nitelendiriliyor. (1)

Türksolu kafatasçı dergi” partileşirse

Üç insanlık düşmanı oluşumun arasında bir mizah dergisinde yazıp çizilse gülmekten karınlara ağrılar sokturacak olanı ise “Kürt sorunu yok Kürt istilası var”, “Asil kanımızdan başka kaybedecek bir şeyimiz yok”, “Dağa çıkanı da, dağa çıkartanı da, dağdan indireni de hepsini asacağız” gibi karikatürize bir ırkçılığın yer bulduğu dergi kapakları “3000 yıllık Türk yurdu Hindistan” gibi hayalgücü dozu yüksek dosyaları “Apo'yu istersek kazığa bile oturturuz” başlıklı fantazi başyazıları “Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir.” gibi okurlarının mutfaklarını dahi boka bulamaya çalışan beyanatlarıyla akıllarda yer etmiş faşist Türksolu dergisi ve bugün partileşerek evrildiği Ulusal Parti. Hakkını vermek gerek, mevzubahis oluşumlar arasında Kürt sorununa en kolay çözümü bulan açık ara farkla Gökçe Fırat ve Ulusal Partisi; Kürt diye bir şey yoktur o zaman Kürt sorunu da yoktur! Ne buyurmuş Gökçe Himmler Fırat? “200 yıl öncesinde 300 yıl öncesinde Kürt diye bir kimlik yoktu. Fakat laboratuvarlarda üretildi.“ Peki Kürtleri kazanmak gibi bir derdi var mıymış? “Onları kucaklamak gibi bir derdimiz yok.” Röportajın devamı ise Faşizm Teorileri ayarındaki derslerde okutulacak cinsten:

-Ne yani Kürtleri kardeş olarak görmüyor musunuz?

-Yoo görmek zorunda mıyım?

- Peki ne olacak bu ben Kürdüm diyen insanlar?

- 2011 Mayısında seçim yapılacak. Haziran ayında hepsi ben Türk’üm demeye başlayacaklar. Çünkü 2001 Mayısında iktidar bizim kuracağımız partinin olacak. 10 yıl önce nasıl ben Türk’üm diyorsa bu insanlar, bizim iktidarımızda da yeniden ben Türk’üm diyebilecek... O insanlara ben Türk’üm deme şansını tanıyacağız ve emin olun bugün ben Kürdüm diyen insanların %80’i biz iktidara geldiğimizin ertesi günü ben Türk’üm diyecek. Türkiye’de Kürt sorunu o gün bitecek zaten.”(2) Führer'i “Ülkücüye Mektup” isimli son çalışmasında seslendiği yol arkadaşlığını gerçekten hak eden dostlarının arasına uğurluyor, gaz odası ve benzeri pratik çözümler yumurtlayacağı günleri iple çekiyoruz.

Ya emekli paşa ya kuzgun leşe

Son olarak karşımıza emekli tümgeneral Osman “Efsane Komutan” Pamukoğlu ve genel başkanlığını yaptığı Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) geliyor. Son bir yılı elinde Türkiye haritası televizyon televizyon dolaşıp halka Kürtlerin Çanakkale Savaşı'nda mücadele vermediklerini anlatmakla geçen Pamukoğlu şimdilik 20 kişilik mitingleriyle Türkiye halklarına pek bir tehlike arz etmiyor gibi. Hatta Kürt halkının varlığını kabul etme lütfunda bulunarak -bir yandan mümkün mertebe ağzına almamaya çalışarak- siyasi hayatına akranlarından bir adım önde başlayan Pamukoğlu ne yazıktır ki ordu bünyesinde yaşadığı emir-komuta zincirinin hayatın her alanında geçerli olduğunu düşünüyor. İktidara geldiklerinde PKK'yi 365 günde bitireceklerini yani “Ol!” emrini verince olacağını, sorunun işte bu kadarcık basit askeri önlemlerle “takır takır” çözüleceğini düşünen bir garip zihniyet. Ne diyor HEPAR? “Şimdi biz söylüyoruz. İnanın ve iman edin, bir gece ansızın 20 bin gönüllü ile gideceğiz; birer ikişer değil elli- elli, yüz-yüz alacağız.”(3) Hey maşallah, pazardan sebze alıyor sanki! Çeşitli beyanlarından anladığımız kadarıyla halkçı, yolsuzluk düşmanı, fıkara dostu bir siyasi çizgi izlemeye yeltenecek HEPAR. İyi güzel de bütün bu lafların üstüne programlarında iktidara geldiklerinde korporatizm-vari bir “karma” ekonomik model benimseyeceklerini söylemezler mi. Bildiğimiz kapitalizmin biraz makyaj yapmışını, halka hakkaniyet olarak servis etmeye çalışıyor efsane Osman Paşa! Düşündük taşındık, düz asker mantığıyla bu işlerin yürümediğine kanaat getirdik. Faydamız dokunur belki diye bir alternatif önermek gerekirse eğer, Pamukoğlu'nun siyasetinin ölçeğini biraz küçükltüp emekli asker kontenjanından apartman yöneticisi olmasının memleket için çok daha faydalı olacağı kanısındayız.

Yukarıdaki tabloya bakarken gülsek mi ağlasak mı bilemedik. Salaklık zahmetsizdir demiştik bir keresinde. Aynı zamanda salaklık dönüştürülebilir, salaklıktan kurtulunabilinir, salaklar umut vaadeder. Fakat ne yaptığının bilincinde olan ruh hastaları, içlerindeki bütün cerahatle kesilip atılmaları gereken toplumsal kangrenlerdir, dalga geçmek bir yere kadar!

{jcomments on}

Kaynak:

(1)http://www.ahmetreyizyilmaz.com/turkiye-icin-ne-dusunuyor/dis-politika.html

(2)http://www.turksolu.org/ulusalparti/yazilar/soylesi3.htm

(3)http://www.hakveesitlik.org.tr/ilkelerimiz.html