Bu ne sevgi ah bu ne ızdırap

Ömer Akyüz - 

En nihayetinde başbakan eski bir topçu; insanın geçmişinden kopması da kolay değil, ayrıca futbol taraftarsız oynanan bir oyun hiç değil ve tuttuğun takımı da kolay kolay değiştirmezsin ya işte bunlardan olsa gerek, olası bir iktidarın el değiştirmesi durumu, mevcut durumda AKP’lilerin de, AKP’nin çanak yalayıcılarının da yalayacakları çanakların değişmesi anlamına gelecek; ne de olsa!

baykal-erdoganDeniz Baykal’ın kaset skandalından sonra CHP genel başkanlığından istifa edebileceği, herkesin ama başta AKP’nin hiç aklına gelmemişti herhalde. Durum öyle olmalı ki Baykal’ın istifasının ardından Kılıçdaroğlu’nun adaylığı, adaylığıyla birlikte partililerden ve tabanından gördüğü büyük destek ve en nihayetinde genel başkanlık koltuğuna oturması AKP ve çevresinde korku, telaş ve ne yapacağını bilemez şaşkınlık hallerini birlikte getirdi. Yiğide dövüşü bırakıp kaçmak yakışmaz ya, gardını bile almayı düşünmeden ve nefes almadan saldırmaya başladılar. Pek hazırlıklı olmadıkları her hallerinden belliydi, Baykal’a nasıl vuracaklarını, nerden vuracaklarını ezbere biliyorlardı ve dedik ya Baykal’ın gitmesini de beklemiyorlardı, şimdi ise zamanında kurmaylarını epeyce terletmiş Kılıçdaroğlu’na vurmaktı iş. Bu işi de pek hakkını vererek yapamadılar, öyle ki Kılıçdaroğlu’na sataşırken sarf ettikleri söylemler kendilerini de tatmin etmemiş olmalı ki İsrail’le yaşanan gemi krizi ilaç gibi geldi, nefes aldırdı resmen. Gündem bir anda İsrail olunca soluk alan AKP cephesi, daha sonra anayasa değişiklikleri ve rutin gündemlerle birlikte biraz daha rahatladı; zira Kılıçdaroğlu’nun başkanlığıyla gelen rüzgar da yavaş yavaş dinmiş görünüyordu. Ancak, AKP ve taraftarlarının seçimlere dair tedirginliklerinin tam anlamıyla ortadan kalktığını da söyleyemeyiz. Zira AKP ve kuyrukçuları şuan ki konjonktürde kendilerine rakip gördükleri tek parti olan CHP’ye vurmaya devam ediyorlar, tabi Kılıçdaroğlu korkusu da temelli dinmiş değil. Yalnız bu defa durum biraz farklı, hatta komik de bir hal almaya başladı. Öyle ki Kılıçdaroğlu düşmanlığı birden Baykal aşkına döndü.

Açaydım kollarımı getme diyeydim

Recep Tayyip Erdoğan, yaverleri ve tabi ki de “aman AKP’ye Allah zeval vermesinci” medya, CHP’yle Fenerbahçe, Aziz Yıldırım’la da Deniz Baykal arasında güçlü bir bağ kurmuş olmalı ki, Deniz Baykal’ın Aziz Yıldırım misali istifa ettikten sonra istifasını geri alıp tekrar başkanlık koltuğuna oturmasını bekliyorlar. En nihayetinde başbakan eski bir topçu; insanın geçmişinden kopması da kolay değil, ayrıca futbol taraftarsız oynanan bir oyun hiç değil ve tuttuğun takımı da kolay kolay değiştirmezsin ya işte bunlardan olsa gerek, olası bir iktidarın el değiştirmesi durumu, mevcut durumda AKP’lilerin de, AKP’nin çanak yalayıcılarının da yalayacakları çanakların değişmesi anlamına gelecek; ne de olsa! Dedik ya tuttuğun takımı değiştirmek kolay olmuyor diye, şimdi AKP’de ve bu korkuyu yaşayanlarda bir Baykal aşkıdır aldı gidiyor. AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da bu platonik aşkın taraflarından biri. Buyurun bakalım o aşk namelerinden bir kaçına: “Sayın Baykal netti, Sayın Kılıçdaroğlu net biri değil. Sayın Baykal yönetiyordu, Sayın Kılıçdaroğlu yönetiliyor. Sayın Baykal bir duruş koyduğunda geri adım atmıyordu, eğri veya doğru söylediğinin arkasıyda dururdu. Sayın Kılıçdaroğlu’nun arkasında durduğu bir söz hatırlamıyorum” (1).  Kardeşim adama sormazlar mı Baykal için “Türkiye’nin geleceğinde böyle siyasetçilere yer yok” (2) diyen sen değil miydin diye… Peki Baykal’a “iftiracı, müfteri” diyen kimdi? O da mı olmadı: Ya “Baykal’ın yargı konusundaki eylem ve söylemlerinin tutarlı olmadığını, taraflı olduğunu, hukuk devletinin ilkelerine uymadığını” (3) söyleyen? Al bir de buradan yak: “Sayın Baykal, milletvekillerinin iradelerini ‘rehin’ almıştır. Milletvekillerinin, bu rehin alma dışına çıkanlar olabilir endişesiyle de, ‘evet’ yönünde oy kullanmamaları için bir takım zaptiyeler görevlendirdi. Asıl diktatörlük budur. Baykal’ın dilinden düşürmediği ‘antidemokratlığın’ tam da bir dışa vurumudur” (4) Bunlar da Bozdağ’ın cümleleri... Tabi bunları söylerken atladığımız bir durum var. Ne demişler: “aşkın gözü kördür”; hem belki kulakları da duymuyordur ama kesin olan bir şey var ki o da aşkın hafızayı sıfırladığıdır!

Oyunu soğutmaya yönelik paslaşmalar

AKP cephesindeki durumlara baktık, malumunuz, çöpçatanlık bizim işimiz değil ama bu aşkın sonu hayır olur inşallah. Tabi bir de tribünlere bakmakta fayda vardır herhalde. Futbolu güzel kılan şeylerden biri de tribünlerdeki amigoların attırdığı sloganlardır. İlk amigomuz İsmet Berkan, kendisi tanıdığı “solcu” liderlerin dinle olan ilişkilerini, dine olan bakışlarını anlatarak ufkumuzu açmış, sağ olsun! Vay efendim Bill Clinton da solcuymuş da Oval Ofisteki çalışma masasının üstünde İncil’den adil olmak, adil yönetim sergilemekle ilgili ayetler varmış da falan filan… Herhalde Clinton’ın solcuğunu da, Oval Ofisinin çalışma masasının üstünde kimlerin, nelerin gelip geçtiğini bilmeyen yoktur. Vermiş olduğu örneği o da yeterli görmemiş olacak ki bir tane daha verme ihtiyacı duymuş: Tony Blair. Ne diyelim? Ne solculuğuna ne dindarlığına Allah zeval vermesin! Berkan yazısında solculara ‘dindar olun’ öğüdü verdikten sonra ‘acaba önümüzdeki seçimlerde dindar solcularımız çıkar mı ki’ diye CHP’yi işaret ederek bitiriyor. Dindarlığımız tutsun da buna bir şey söyleyelim artık: Allah bizi İsmet Berkan’ın bildiği solculardan eylemesin. Fehmi Koru bir diğer amigomuz, koyu fanatiktir kendisi… Hatta bazı rivayetlere göre, Başbakanımız Kasımpaşa’da top koştururken Fehmi bey de maç sonraları onun kramponlarının altını temizlermiş… Fehmi Koru da İsmet Berkan’ın dindar solcularla ilgili kaleme aldıklarından bayağı bir hoşnut olmuş anlaşılan! Hoşnut olmuş diyoruz; çünkü Fehmi bey de Baykal’a olan aşkını itiraf etmek için yer arıyormuş meğer. O da, Bekir Bozdağ gibi, bu işin Kılıçdaroğluyla olmayacağını, Kılıçdaroğlu’nun yönetmediğini, yönetildiğini söyledikten sonra, Baykal aşkını itirafa geçmiş. Baykal Türkiye ölçeğinde “dindar solcu” tanımına en yakın CHP lideriymiş de, değişik vesilelerle yaptığı ağzına yakışan konuşmalar varmış da vs… Fehmi beyler de Baykal’ın bu demeçlerini hep alkışlamışmış... Ama yeni genel başkanıyla CHP’nin artık dindar solcu olma ve dolayısıyla dindar kesimden oy alıp iktidar olma ihtimali yokmuş Fehmi beye göre. Fehmi kardeşim kafana tahta mı düştü diye sorsak yanlış yerlere çekilir mi acaba? Ya da Baykal kadar kafana tahta düşsün desek beddua mı etmiş oluruz, bilmiyoruz ama; bu Brezilya dizilerine dönen ilişkinizin sonu hiç hayır değil!{jcomments on}

Dipnot:
(1)http://www.internethaber.com/baykal-netti,-kilicdaroglu-degil-269043h.htm
(2)http://yenisafak.com.tr/Politika/?t=15.05.2009&c=2&i=186469
(3)http://www.ihlas.net.tr/detail.asp?id=156249
(4)http://www.gercekgundem.com/?p=270971&com=all