Adı Devrimci İşçi Sendikası

Ayşe Mutlu Sonbahar - 

İşçi ve emekçilerin haklarına kasteden ve işçi sınıfını kendine en büyük tehdit olarak gören TÜSİAD’la DİSK’in anayasa hususunda görüş birliğine varmış olması hem 12 Eylül dönemi ve sonrasında ödenen ağır bedellerin yok sayılması hem de işçi ve emekçi hareketini reddiyesi bağlamında gerçekten manidardır!

tusiad-ve-disk-dort-konuda-ortak-calisacak-729957Kriz sonrasında, kapitalizmin işçiye olan saldırısına karşı örgütlenmenin, sendikalaşmanın ve mücadele etmenin daha da çok gerektiği bu dönemde adı ‘devrimci’ olan DİSK’le, Türkiye sermayesinin örgütü olan TÜSİAD ikinci buluşmasını geçtiğimiz haftalarda düzenledi.

DİSK ve TÜSİAD; Demokrasi, anayasa, işsizlik, Güneydoğu bölgesindeki kalkınma sorunu ve “terör” gibi konularda ortak karara vardıklarını, “farklı çıkarlara hizmet etsek de önemli olan Türkiye’nin geleceği” diyerek açıklamışlardı.

1960-1980 arası sınıflar arası çatışmada işçi sınıfının öncüsü olan DİSK ile kapitalizmin Türkiye temsilcisi TÜSİAD’ın buluşması sonrasında ilk konuşmayı yapan TÜSİAD başkanı Boyner’in; Türkiye'nin sahip olmasını istedikleri ve hayal ettikleri vizyon, demokratikleşme standartları, ekonomik standartlar gibi çok çeşitli noktalarda DİSK’le görüş birliğinde olduklarını belirtip ilerisi için daha detaylı çalışmalar da yapacaklarını ifade etmesiyle birlikte, günümüzdeki ‘patron-yalaka’ ilişkisi ve DİSK’in 80 sonrası ibretlik değişimi de çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilmiş oldu.

İlk hedef anayasa!

Anayasa değişikliği konusunda Türkiye’nin Batı standardında demokrasiye ulaşması için 12 Eylül anayasanın ortadan kaldırılarak yeni bir anayasanın oluşturulması, siyasi partilere de bu yoldan çağrı yapılması TÜSİAD-DİSK işbirliğinin ilk hedefi olarak açıklandı.
Bugünkü ‘işbirliğinin’ vahametini anlayabilmek içinse geçmişi biraz hatırlamak yeterli… 12 Eylül öncesi dönemde ithal ikameci sanayileşme modeli ile büyüyen ekonomi tıkanma noktasına geldiğinde, bu yapıdan kurtulmak isteyen TÜSİAD,  işçi sınıfının örgütlü gücünü en büyük tehditlerden biri olarak görerek işçi sınıfın politik ve ekonomik örgütlülüğünü dağıtan 12 Eylül’ün en büyük destekçisi olmuştu.  Dernek ve sendika kurma hakkının birçok engellemeye maruz kaldığı bu dönemde, Temmuz 1981'de çıkartılan bir kararname ile TÜSİAD "kamu yararına dernek" ünvanı aldı ve ‘patronlar örgütüyle’ siyasi yaşama daha sık müdahale etme olanağı elde etmişti. Yine aynı çabalarla referanduma gittiğimiz bugünlerde aynı TÜSİAD ‘demokratikleşme’ istemektedir.

İşçi ve emekçilerin haklarına kasteden ve işçi sınıfını kendine en büyük tehdit olarak gören TÜSİAD’la DİSK’in anayasa hususunda görüş birliğine varmış olması hem 12 Eylül dönemi ve sonrasında ödenen ağır bedellerin yok sayılması hem de işçi ve emekçi hareketini reddiyesi bağlamında gerçekten manidardır!

İşsizlik, işsizden önce işverenin sorunu!

İşsizlik sorunu da sadece işsizlerin değil işverenlerin de sorunu olduğu Türkiye’nin yeniden yapılanması, iyi bir ekonomik modelle AB normlarındaki istenen işgücü ve iş güvenliğine kavuşulabileceği konusunda fikir birliği oluşturuldu.

TÜSİAD şimdiye kadar izlediği politikayla ve tabii ki çıkarı gereği her zaman ‘emekçilerin sırtından para kazanma’yı ön görmüş ve sermayeyi öncelik kabul etmiştir. Özellikle 2001 krizi sonrası bu durum perçinlenmiş AKP hükümetine de kendi çıkarını korumaya yönelik destek vermiştir. Bu bağlamda TÜSİAD için aslolan emekçinin hakkı değil kazandığı paradır! Aslolan işsiz kalanlar değil sömüremediği emektir!

DİSK ise kendi çıkarlarının gereğinin yerine getirememektedir. Bu noktada ‘TÜSİAD’la uzlaşma çabasıyla, en azından adında var olan ‘devrimci’likten ve onurlu geçmişinden tamamen uzaklaşmıştır!

İşçi ve emekçi hareketlerine ihtiyaç duyduğumuz, örgütlenmemiz, sendikalaşmamız gereken bugünlerde, işçi ve emekçi haklarının karşısında TÜSİAD gibi bir engel dururken, DİSK’in kendi emekçilerinin haklarını TÜSİAD’la işbirliği yaparak savunması ‘çağdaş sendikacılık’ adı altında saf değiştirmekten başka bir şey değildir. 1980 sonrası değişimlere DİSK’in fazlasıyla maruz kaldığı ve yöneticilerinin yanlış kararlarının tamamen DİSK’e mal olduğu bunun da örgütlenme adına çok fazla zarar vereceği ortadadır.{jcomments on}