AB titriyor, Yunanistan'da emperyalist saldırı yükseliyor

Alper İzkara -

Bugün, Avrupa basınında yer alan, emperyalizm tetikçisi medyanın dillendirdiği “Yunan halkı çalışmıyor, hazıra konuyor” iddiaları; ülkenin finansal sistemine ilişkin düzenleme yapma yetkilerini AB’ye devretmiş, sanayisi yine AB tarafından yıllar içinde biçilmiş Yunanistan'ın, krizinin yaratıcısı AB emperyalizmi tarafından nasıl kolayca kapı önüne konduğunun bir belgesi.

yunanistanAylardır kriz altında inleyen Yunanistan ekonomisinin imdadına Avrupa Birliği ve IMF yetişti.  AB'den gelen çatlak seslerin hakim olduğu haftalar süren görüşmelerde taraflar sonunda uzlaştı. Avro Bölgesi ekonomi ve maliye bakanları, IMF'nin katkısıyla 110 milyar avroya ulaşan Yunanistan'ı kurtarma paketine onay verdi. Paketin 80 milyarlık kısmını Avro Bölgesi’ni oluşturan ülkeler, 30 milyar avrosunu ise IMF’nin karşılaması öngörülüyor.(1)Yardım paketinin yanında, emperyalizmin Yunanistan'daki uşağı PASOK hükümeti kemer sıkma önlemleri çerçevesinde kamu emekçilerinin ikramiyelerinin kaldırılmasına, maaşların 3 yıl için dondurulmasına ve emekli maaşlarında kesintiye gidilmesine karar verdi. Bu düzenlemelere ek olarak KDV oranları artırılacak, sigara alkol ve benzin fiyatlarına yüzde 10 zam yapılacak; emeklilik yaşının yükseltilmesi ve kumar oyunlarına ek vergiler getirilmesi de düşünülen önlemler arasında. Kısacası PASOK'un çözümü; Yunanistan emekçilerinin ücretlerini, primlerini ve sosyal haklarını gasp ederek faturayı emekçiye kesiyor.  AB'nin ve Avro Bölgesi'nin olası çöküş senaryoları çerçevesinde, AB ve PASOK'un asıl gözettiği şey ise mevcut sermayenin AB bünyesindeki istikrarını korumak, dolayısıyla sermayenin karına zarar gelmemesini sağlamak. Yunanistan örneği; sosyal demokrasinin emekçi düşmanı, emperyalizmle uzlaşmacı özünü gözler önüne seren bir örnek olarak karşımızda duruyor. Miladını Yunanistan’ın 2001 yılında avroya geçişi olarak koyabileceğimiz dönüşüm; Yunan halkı sathında huzursuzluğa yol açmış, para biriminin avro olarak değiştirilmesinin etkileri artan enflasyon ve hayat pahalılığı olarak ilk elden emekçilerin ceplerini yakmıştı. Bugün, Avrupa basınında yer alan, emperyalizm tetikçisi medyanın dillendirdiği “Yunan halkı çalışmıyor, hazıra konuyor” iddiaları; ülkenin finansal sistemine ilişkin düzenleme yapma yetkilerini AB’ye devretmiş, sanayisi yine AB tarafından yıllar içinde biçilmiş Yunanistan'ın, krizinin yaratıcısı AB emperyalizmi tarafından nasıl kolayca kapı önüne konduğunun bir belgesi.

Kazın ayağı

Bahsedilen 30 milyar avroluk tasarruf hedefine karşı, spekülatörler ve çeştli sermaye gruplarının kurguladıkları olasılıklar ise Yunanistan’da krizin derinleşerek avro bölgesinin zayıf ülkelerine sıçrayabileceği yönünde. Avroya ve avro bölgesine olan güvensizliğin sonucu olarak avronun daha da gerilemesi ve Avrupa’nın krizinin büyümesi sıkça dillendirilen bir olasılık haline geldi.  Yunanistan’ın 30 milyar dolar tasarruf etmesinin zor olduğu, ülkenin aldığı yeni borçları ödeyecek gücü olmadığı da senaryolar arasında. Krizin büyümesi durumunda, Yunanistan’dan sonra sıranın Portekiz'e, İspanya'ya, İrlanda'ya gelebileceği oradan da AB’nin öteki ileri ülkelerine etki edebileceğinin emarelerini şimdiden görmeye başladık. Bu noktada ilk sinyaller, Standard and Poor's'un Yunanistan ve Portekiz’in kredi notunu iki basamak birden düşürmesi ve bu ülkelerin ekonomilerini negatif izlemeye almasıyla verildi. Bunan yanında bir uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu olan Fitch, para piyasalarındaki fonların Euro Bölgesi'ndeki yüksek borç seviyelerine yönelik endişelerle Yunanistan'daki tüm yatırımlarını tasfiye ettiklerini, Portekiz ve İspanya'da maruz kalabilecekleri riskler nedeniyle bu iki ülkedeki portföylerini de daralttıklarını bildirdi.(2)

Tayyip akıl veriyor

Avrupa'yı kasıp kavuran Yunanistan meselesi karşısında Recep Tayyip Erdoğan sussaydı olmazdı. Nitekim Tayyip, Yunanistan krizi üzerinden AKP'nin halk düşmanı hamlelerini meşrulaştırmak için Atina ziyareti öncesinde Yunan Devlet Televizyonu'na çıkarak bildiğimiz “enkaz devraldık” edebiyatından bir kesit sundu. AKP'nin de iktidara geldiği dönemde Türkiye'nin benzer bir kriz içinde olduğunu ancak kemer sıkma politikaları ile bunu aştıklarını iddia etti. Erdoğan: "İktidara geldiğimizde benzer bir durumla karşı karşıya kaldım. Biz bir önceki hükümet tarafından alınan önlemleri benimsedik. Biz de kemer sıkma önlemleri aldık, her geçen gün daha iyiye gittik." diyerek halk düşmanı “kemer sıkma” reçetesini AKP iktidarı boyunca ne de güzel eylediklerini dillendirdi.

Halk sokakları terk etmiyor

Avrupa'da son yılların en kitlesel sınıf hareketlerinden birini yaratan Yunanistan emekçileri, haftalardır sokaklarda verdikleri mücadeleyle emperyalist politikalara göz açtırmayacaklarını emperyalist leş kargalarının suratına vuruyor. Zaferin emperyalist çarkları kırmakla geleceğinin bilincinde olan Yunan emekçisi, haklarına yapılan yağmaya isyanla cevap veriyor. Sermayenin dayattığı krizden çıkış önlemlerini kabul etmiyor, sokakları işbirlikçi hükümetine dar ediyor. AB'nin ve IMF'nin iplerini tuttuğu bir kurtuluş projesinin imkansızlığını kendi örgütlülüğüyle kanıtlıyor; eylemlerle, işgallerle, grevlerle hayatı durduruyor. Bizim önümüzde, yakın tarihte kritik kazanımların öznesi olmaya aday Yunanistan emekçisiyle dayanışmak ve mücadeleyi Türkiye sathında örmek duruyor.

Dipnot:
(1)http://www.ntvmsnbc.com/id/25092728
(2)http://www.ntvmsnbc.com/id/25096108

{jcomments on}