Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

İsrail ABD'ye kafa tutarken

Evrim Sargın - 

ABD esasında bu süreçte çok da düşman edinmeden ve bizzat kendi kurumları ile değil ancak İsrail, Mısır ve Türkiye gibi ülkeler aracılığıyla Ortadoğu’yu kendi istediği yönde idame ettirme çabasında. Ne var ki İsrail’in mevcut sağ hükümetinin şiddet yanlısı politikası Obama’nın Afganistan ve Pakistan’a ağırlık veren ancak Ortadoğu’yu stabilize etmeye çalışan politikasıyla çatışmakta…

kudusFilistin geçtiğimiz ay içerisinde yine hareketli manzaralara sahne oldu. İsrail-Filistin barış görüşmelerine başlayacağı sırada İsrail yönetimi Doğu Kudüs’te 1600 yeni yerleşim inşa edeceğini açıkladı. Bu açıklamanın yapıldığı sırada ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden İsrail’de İsrail-Filistin görüşmelerinde arabuluculuk yapmak üzere bulunuyordu. ABD bu girişime kendisine yapılmış bir hamle olarak değerlendi ve İsrail’i kınadı. Ardından ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton telefonda Netanyahu’yu “azarladı” ve ABD ile İsrail arasında tam bir diplomatik kriz yaşandı. ABD’nin İsrail Büyükelçisi George Mitchell, ABD-İsrail arasında yaşananları son 35 yılın en büyük krizi olarak nitelendirdi. Kudüs’de inşa edilecek yeni yerleşimlerin ilan edilmesi ardından ise, Filistin Ulusal Yönetimi (FUY) Başkanı Mahmud Abbas görüşmelerden çekildi. Filistin halkı ise Kudüs başta olmak üzere Batı Şeria ve Gazze’de protesto gösterileri düzenledi, çatışmalarda pek çok Filistinli hayatını kaybetti. Şimdilik İsrail bu girişiminden geri adım atmış gözüküyor.

Tüm bu yaşananların ardından bazı sorular akla gelmekte. Bunlardan ilki ABD ve İsrail, İsrail’in son dönem politikası üzerinde neden anlaşamamakta? Yoksa ABD ile İsrail’in Ortadoğu’daki çıkarları mı çatışıyor? ABD bu nedenle FUY ile İsrail yönetimini bir araya getirmeye ve bir “barış” tesisinde bulunmaya mı çalışıyor? Peki ya Hamas, bu süreçte nerede duracak?

ABD’nin giderek artan bütçe açığı son finansal krizle katlanırken, Obama seçim öncesi vaat ettiği reformları gerçekleştiremiyor ve ABD ‘dünya gücü olma’ perspektifine sürekli darbe alıyor. Ancak bu çekilme işlemi de öyle çok kolay olacağa benzemiyor. Nitekim, son dönemde İsrail-ABD arası gerginlik süresince ortaya çıkan yukarıda özetlediğimiz olaylar ABD’nin çok da masraf yapmadan bölgeden ayrılmayacağını ve bir bataklığa saplandığını gösteriyor. ABD esasında bu süreçte çok da düşman edinmeden ve bizzat kendi kurumları ile değil ancak İsrail, Mısır ve Türkiye gibi ülkeler aracılığıyla Ortadoğu’yu kendi istediği yönde idame ettirme çabasında... Ne var ki İsrail’in mevcut sağ hükümetinin şiddet yanlısı politikası Obama’nın Afganistan ve Pakistan’a ağırlık veren ancak Ortadoğu’yu stabilize etmeye çalışan politikasıyla çatışmakta... İsrail’in Gazze operasyonları ardından, henüz yaralar sarılmamışken, Filistin halkını yeni duvarlar içine hapsedecek ve üstelik de Kudüs’de (yani Batı Şeria’dan daha stratejik bir bölgeye) yeni yerleşim alanları açma kararı Filistin ve dolayısıyla Ortadoğu halkının ABD karşıtlığını güçlendiriyor. ABD,  tam da bu bataktan çıkmak isterken ve tansiyonu indirmeye çalışırken Netanyahu’nun yaptığı ‘iş değil’ anlayacağınız.

Filistin özeline dönersek, İsrail’in Gazze’de Hamas’ı sönümlendirme çabaları geçen yılki katliama rağmen tutmadı. Üstelik, ne ABD ne de İsrail, Hamas’la masaya oturmuyor, oturamıyor. Bu durumda tek seçenek Batı Şeria’ya sıkışan FUY lideri ‘Mahmud Abbas’ı dikkate almak’ kalıyor. Ancak Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) ve tabi ki Fatah’ın bölge halkına etkisi Hamas’a göre oldukça kısıtlı... Yani, İsrail’in son tutumu karşısında Mahmud Abbas’ın barış görüşmeleri için masaya oturmak gibi bir lüksü, özellikle de kendi politik gücü açısından, zaten mümkün değildi.

Öte yandan, İsrail FKÖ ile masaya oturabileceğini söylese bile, ayrı bir Filistin devleti ile anlaşma yapmak istemiyor. Yani ‘özerk bir yönetim şeklini alan ama kesinlikle bir devletin uluslararası hukukta geçerli olan haklarını kullanamayacak bir birim’ istiyor İsrail. Fakat bunun ABD tarafından önemsendiğini söylemek ise oldukça zor… ABD elbette ki İsrail’in sadece kendi politikası çevresinde kalmasını istiyor, kanatlanıp ABD’den bağımsız bölgenin tek gücü haline gelmesini değil…

Kudüs’teki yerleşim kararı tek değil

Kudüs’te yeni yerleşim alanları ilan edilmeden önce Filistin halkına ait olan iki tarihi mekân İsrail tarafından kendi kültürel mirası olarak kayıtlara geçirildi. Bu özellikle Hamas’ı destekleyen çevrelerde geniş yankı uyandırmıştı ki, Dubai’de Mossad ajanlarınca bir Hamas lideri öldürüldü. Bu olayın yankıları henüz dinmemişken üzerine bir de Türkiye hava sahasını kullanarak Macaristan’a giden bir İsrail askeri uçağında bulunan Mossad ajanları Hamas’a yardım eden bu kez bir Suriye vatandaşını öldürdü ve Türkiye “evet hava sahamızı kullandılar ama içerisinde öldürme timi olduğunu nereden bilebilirdik” açıklamasında bulundu.

İsrail yukarıdaki özetlediğimiz girişimlerinden anlaşılacağı üzere, son dönemde Hamas’ı ortadan kaldırmaya çalışırken, Kudüs’te yeni yerleşim inşa etme, İslam eserlerinin İsrail kültürel mirası sayılması kararı gibi adımlarla, FUY ile olan bağlarını da kopartıyor. İşte ABD’nin tepkisi burada ortaya çıkıyor. İki tarafın da ABD’nin çizdiği çizgiler etrafında olması gerekirken, İsrail’in başına buyruk davranışları ABD’yi kızdırıyor. Fakat bu, kesinlikle ABD’nin bölgede İsrail’i dışlayacağı anlamına gelmez, gelemez. İki büyük kuvvetin kendi iç politikaları da dikkate alındığında yaşananın bir çıkar çatışması olduğu ortada olmakla birlikte, bölgenin yeniden şekillendirilmesinde ne ABD İsrail’siz, ne de İsrail ABD’siz yapabilir!

{jcomments on}