Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Halk düşmanlarına geçit yok! Piyasacı belediyeciliğe son!

Ankara halkının başına bela olmuş bu halk düşmanı artık korkmaya başladı. Çünkü Ankara halkının onun ‘arkasında’ olmadığını, aksine ‘peşine’ düştüğünü anladı. Kentsel dönüşüm adı altında yerlerinden sürmeye çalıştığı Dikmen vadisi halkı, Mamak halkı, oy alamadığı için yıllardır üvey evlat muamelesi yapıp, Belediyenin hizmetlerini esirgediği Çankaya halkı, parasız ulaşım talebiyle eylem yapan üniversite öğrencileri, öfkelerini yeteri kadar biriktirdiler. Şimdi bir araya gelip bu halk düşmanının peşine düşme zamanı!

gokcekHalk düşmanlığını meslek edinmiş bir belediye başkanı ağzından köpükler saçarak öğrencilere saldırıyor: “Bunlar anarşist, Ankara’yı kaosa sürükleyecekler” diyor. 16 senedir Ankara’yı ‘düzene sokmak’ için yapmadığı kalmadı ne de olsa. Bu yüzden Ankara’nın ‘düzen’ içinde olmasından övündüğü besbelli...
Onun kurduğu düzen Ankara halkına yaka silktirmiş durumda. Her gün işe gidip gelmek için bitmek bilmeyen kuyruklarda sabah akşam bekleyip balık istifi bindikleri otobüslere, memleketin en pahalı ulaşım ücretini ödüyorlar çünkü. Bu da yetmezmiş gibi bitmek bilmeyen metro inşaatları ve altgeçitler yüzünden daralan caddelerde milim milim ilerleyen bir trafiğe katlanmak zorunda kalıyorlar.
Ter kan içinde kalıyorlar ya, evlerine gittiklerinde bir temiz duş almak haram onlara; gaz da ateş pahası çünkü su da… Hadi paraya kıyıp yıkandılar diyelim. ‘suyu idareli kullanmazlarsa’ başlarına ne geleceğini deneyimle öğrendiler. Asıl işi halka su götürmek olan Belediye Başkanı, televizyondan “su idaresi” dersi verdi Ankaralılara. İşte bu eşsiz hizmet sayesinde öğrendi Ankara halkı, yıkanırken ayaklarının altına leğen koymayı. “Leğende biriken suları tuvalete dökersiniz” demişti ya Belediye Başkanı.
Belli ki suyla ne yapması gerektiğini iyi biliyordu. Yalnızca suyu idareli kullanmayı değil, nereden ve ne zaman su getirmesi gerektiğini de iyi biliyordu. Söz gelimi DSİ’den daha iyi biliyordu. DSİ ona “beş sene içinde Ankara’da su sorunu yaşanacak, falanca havzadan Ankara’ya su getir” dediğinde işte bu yüzden pek sallamıyordu DSİ’yi. Ona göre, halk susuz kaldıktan sonra, o havzadan değil de çok daha uzak ve suyu çok daha kirli bir havzadan su getirmek daha akılcıydı. Böylece ilan panolarına kocaman afişler asarak Ankara’ya çarçabuk nasıl su getirdiğini ilan etti dosta düşmana. “Bu suda arsenik var, içilmez” diyenlere ise cevabı “sağlığını bol bol şebeke suyu içmeye borçlu olduğunu” söyledi. Televizyonda bardak bardak suyu devirirken yüzünden hiç eksilmeyen gülümsemeye bakarsanız “bir bildiği var”dı.
Sudan başka uzmanlık alanları da olduğunu, İstanbul’da yaşanan sel ortaya çıkarıverdi. Belli ki İstanbul Belediyesi’nin düştüğü zor durumu görüp tedbir almayı akıl etmişti Başkan. Aldığı tedbirler ise Ankaralıların, Belediye Başkanlarının “doğal afet uzmanı” olduğunu anlamasını sağladı. Başkan basın toplantısı düzenleyerek meteorolojiden aldığı ‘çok önemli’ bir bilgiyi paylaşıyordu halkla. Ankara’da çok şiddetli bir yağmur yağacağını, herkesin tedbirini almasını istiyordu Başkan. “Özellikle sele gece yakalanmamak çok önemli” diyordu Başkan. Zemin katta ve bodrum katında oturanların birkaç gün üst komşuda kalmasını salık veriyordu. Bundan başka, eğimli sokaklarda ve dere yataklarında oturanların otomobillerini başka yere park etmelerini istiyordu. Belediye nasıl tedbirler mi almıştı? Metro duraklarının girişlerine 10’ar 15’er çuval kum koyuyor, halkın ‘dikkatli olması’ için sokaklarda otobüslerden anons yaptırıyorlardı. Beklenen yağış düşmedi ama Ankara halkı, ‘sorumlu’ bir Belediye Başkanı’na sahip olduğunu anlamış oldu.
Ulaşım sorunu, trafik çilesi, hayat pahalılığı, sel tehlikesi derken Ankara halkı stres sorunuyla karşı karşıya kalmasın diye Belediye Başkanı, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekten geri durmadı tabii. Hafta sonları ailece gidip mangal yakıp piknik yapabilecekleri birbirinden güzel “rekreasyon alanları” yaptı Ankara halkı için. Üstelik öyle çok uzak da sayılmaz. Otomobille yarım saatte varırsınız. Diyelim hava, pikniğe gitmek için müsait değil. Bu durumda da bir alışveriş merkezine gidebilirsiniz örneğin. Çocuğunuz oyuncaklarla oynarken siz de kredi kartınızla gönlünüzce alışveriş yapabilirsiniz. Böyle bir etkinlik için ise adres vermeye hiç gerek yok, otomobille herhangi bir yöne 15-20 dakika kadar ilerleyin, karşınıza muhakkak bir alışveriş merkezi çıkacaktır. Çünkü “Ankara’yı alışveriş merkezinin başkenti yapmaya” ant içmiş bir Belediye Başkanı var Ankara halkının. Gene de hafta sonu dışarı çıkacaksanız erken kalkmayı ihmal etmeyin. Zira trafiğe yakalanmak istemezsiniz. “Hafta sonu ne trafiği?” demeyin. Hobisi köprülü kavşak çizmek olan Belediye Başkanınız, olur olmadık yere köprülü kavşak yaptırdığı için trafik keşmekeşi hafta sonu da bitmek bilmez.
Trafik sorununu çözmek içinse dahiyane bir fikri vardır Belediye Başkanının. Kızılay’da yayalara alt ve üst geçitlerden geçmeyi zorunlu kılarak trafik akışını sağlamayı dener. “Dünyanın hangi şehrinde görülmüş” diye itiraz etmeniz bir şeyi değiştirmez. Ne de olsa Başkan, Ankara’yı ‘ilklerin başkenti’ yapmak için çalışmaktadır.
Belediye Başkanı’nın Ankara halkına zulüm etmek gibi bir niyeti olduğunu söylemeye çalıştığımız sanılmasın! Belki de gerçekten niyeti budur; ama söylemeye çalıştığımız bu değil... Belediye Başkanlığı boyunca Ankara halkına piknik alanı yapmaktan başka bir faydası dokunmamış, bunun karşılığında da Ankara halkını soymak için hiçbir fırsatı kaçırmamıştır.
Ankara halkının başına bela olmuş bu halk düşmanı artık korkmaya başladı. Çünkü Ankara halkının onun ‘arkasında’ olmadığını, aksine ‘peşine’ düştüğünü anladı.Kentsel dönüşüm adı altında yerlerinden sürmeye çalıştığı Dikmen vadisi halkı, Mamak halkı, oy alamadığı için yıllardır üvey evlat muamelesi yapıp, Belediyenin hizmetlerini esirgediği Çankaya halkı, parasız ulaşım talebiyle eylem yapan üniversite öğrencileri, öfkelerini yeteri kadar biriktirdiler. Şimdi bir araya gelip bu halk düşmanının peşine düşme zamanı!{jcomments on}