İlkin Hodul -
Gökçek’in yalanları artık kimseyi kandıramamaktadır. Kandıramamaktadır; zira ‘öldüğünü’ ilan ettiği komünizme canhıraş saldırmaktadır. Gökçek tehlike olarak görmediği bir şeyden ölesiye korkmaktadır. Çünkü bu dünyanın her yerinde böyledir, sömürü oldukça efendilerine isyan eden köleler de var olacaktır ve onların tarihe gömdüklerini sandıkları bu korku hep diri kalacaktır.
İbrahim Melih Gökçek’i tanımayan yoktur. Şu koskoca Ankara’nın 15 yıldır değişmeyen tek öğesi, deyim yerindeyse hanedanın başı, sultanlık makamının tek sahibi... Kah sanatın içine tüküren, kah şehrin her yerini kazıp köstebek yuvasına çeviren, dediğim dedik çaldığım düdük koskoca bir padişah o… Ama ilginç olan kendisinin de böyle düşünmesi, aynaya bakıp padişah 1. İbrahim’i aynen görmesi… Büyük ihtimalle I. İbrahim’in deli padişah olduğunu da bilmeden...
Melih Gökçek’te son günlerde baş gösteren ‘Deli İbrahim’ belirtilerini hayra yormak çok zor… Kendisinde sık sık görmeye alışık olduğumuz utanmazlıkla birlikte baş gösteren saldırgan tutumlara bir yenisi daha eklendi. Ankara’da fahiş ulaşım fiyatlarının Tüketici Dernekleri Federasyonu’nun açtığı dava sonucu insani boyutlara inmesi akabinde padişahımız I. İbrahim’in bu duruma sessiz kalması, açıklama yapmaması beklenemezdi. Ancak bunlardan en şaşırtıcı olanı TRT’ de katıldığı körler sağırlar birbirini ağırlar tarzı yandaş programda TÜDEF başkanı Ali Çetin’e ağzından köpükler saça saça saniyede bir yönelttiği komünist ‘suçlama’sıydı. İnsanın seyrederken gülse mi ağlasa mı bilemediği bu yayında Melih Gökçek’i TÜDEF başkanı Ali Çetin’in yayına bağlandığı andan itibaren tek bir kelime etmesine fırsat vermeyerek “Sen bir Komünistsin! Komünist!” derken gördük. Çeşitli örgütlerin yaptığı eylem ve basın açıklamalarından komünizm hakkında biraz fikir edinebilmiş olmanın gururu ile Ali Çetin’ e “sen TKP üyesi olmaktan mahkum edilmişsin” diyor ve dünyaca ünlü sırıtışıyla ekliyor: “ siz bir komünistsiniz ve bu söyledikleriniz çok normal”. Burada Melih Gökçek’e yaptığı kısır araştırmadan dolayı kızamıyoruz. Zaten Ali Çetin’in vaktiyle davasından yargılandığı TKP’nin şu anki TKP ile aynı olmadığını da bilmesini beklemiyoruz. Ulaşımın insanca bir hak olduğunu, bu konuda devletin kar amaçlı davranamayacağını hayatında ilk kez duymuş olmanın şaşkınlığı bir yana bunlar komünist düşünceleri demek suretiyle de olayı aslında kavradığının sinyallerini veriyor. Gökçek’in komünizmi ağzından düşürmediği 2 saatlik program boyunca yandaş sunucu bile bu durumdan rahatsız oluyor ve kendisini uyarıyor. Bunun üzerine padişahımızdan gelen yanıt ise “benim de onları tehdit etme hakkım var” oluyor. Buradan da anlıyoruz ki, muhalefet artık bir güç haline gelmiştir, Gökçek’in kâr ve rant öncelikli politikaları artık dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır ve insanların tüketecek sabrı kalmamıştır. Burjuvazinin tehdit yöntemi direnişin güçlü olduğu noktadan başlamaktadır.
Al birini vur ötekine!
Programda herkesin dikkatini çeken, Melih Gökçek’le aynı saflarda yer alan Ankara Minibüsçüler Odası başkanı Hacıbekir Gani’nin Melih Gökçek’ten daha bir heyecanlı daha bir komünist düşmanı haliydi. Kraldan çok kralcılığı her halinden belli olan bu kişi Melih Gökçek’in bile sözünü kesiyor ve artık işi iyice çığırından çıkarmanın verdiği coşkuyla atılıyor : “bırakın bu işleri, dünyada gominizm kalmadı artık bitti”. Hacıbekir Gani’nin bu “ideolojilerin sonu” tahliline hayran olmamak elde değilse de, insanların “komünizm buysa ne güzel bir şeymiş yahu” diye düşüneceklerini önceden tahin etmesini beklerdik. Ama kendisini özellikle takdir ediyoruz, Melih Gökçek’i bastıracak kadar halk düşmanı olmak kolay bir şey de değil çünkü. Padişahına duyduğu bu sonsuz sadakat de elbette ödülsüz kalmayacaktır. Melih Gökçek’in Hacıbekir Gani’ye de, tıpkı ODTÜ’ de öğrencilerin parasız ulaşım hakları için yaptıkları eylemde otobüsü hareket ettirmeyen ‘kahraman’ EGO şoförüne verdiği gibi ödül vermesi beklenebilirdi örneğin.
Oluşan bütün bu kepazeliklerin tek bir anlamı var: o da insanların vakti zamanında Gökçek’ e oy vermiş olmalarının bile gerçekleri görmeyi engelleyemediğidir. Gökçek’in yalanları artık kimseyi kandıramamaktadır. Kandıramamaktadır; zira ‘öldüğünü’ ilan ettiği komünizme canhıraş saldırmaktadır. Gökçek tehlike olarak görmediği bir şeyden ölesiye korkmaktadır. Çünkü bu dünyanın her yerinde böyledir, sömürü oldukça efendilerine isyan eden köleler de var olacaktır ve onların tarihe gömdüklerini sandıkları bu korku hep diri kalacaktır.
{jcomments on}