Ali Kızıloğlu -
AKP kendine zorluk çıkaracak bütün kuvvetleri bir bir ortadan kaldırırken Uras “daha fazla demokrasi” için muhalefetin dozunu artırıyor. Bir yandan da Ergenekon operasyonunun AKP’nin tek başına iktidarını tesis etmek için gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu söyleyen ve bu yüzden muhalefet eden “eski” solcuları “Ergenekon zihniyetinde olmak”la itham etmekten geri durmuyor.
ÖDP’nin ana bileşenlerinden biri olan Özgürlükçü Sol grubunun ÖDP içerisinden ayrılması ile birlikte sol siyasal arenada yeni bir arayış da ortaya çıkmış oldu. Ana omurgasını ÖDP’den ayrılan grubun oluşturduğu, sosyal demokrattan feministe, troçkistten çevreciye, geniş bir siyasal yelpazede yeni bir sol parti kurulup kurulamayacağı sorusunun yanıtı aranmaya başladı. Bu çalışmalarda yalnızca siyasal çevreler değil, bazı aydınlar da yer alıyor. Hatta söz konusu hareketin siyasal bileşenlerinden çok bu aydınlar ön plana çıkıyor ve yazdıklarıyla, verdikleri röportajlarla dikkat çekiyorlar. İsimlerin çoğu tanıdık ve aslında memleketin siyasal gündemine dair yapılan değerlendirmelerde, girişilen eylemlerde bileşenler arasında çok büyük farklar gözükmüyor. Yani aslında kalkıştıkları, ilk kez yapılmaya çalışılıyormuş gibi gözüken, farklı siyasal çevrelerden gelmiş kesimleri ortak bir çatı altında toplama girişimi daha önce denenmemiş bir şey değil.
Yelpaze geniş, siyaset dar
Ahmet İnsel 12 Ocak’ta Radikal 2’de yazdığı “Solun İlkeli Beraberliği” başlıklı yazısında (1) Yeni Sol’un bileşenleri olabilecek çevreleri kısaca şöyle özetliyor: “…esas olarak AKP’nin yalpalamalarına, bocalamalarına bel bağlayanların beraberliği değildir. Kendi önem verdiği değerleri, en başta eşitliği, dayanışmayı, paylaşımı, özgürlükleri, sorunların her zaman barış içinde çözülmesini benimseyenlerin yaratacağı bir toplumsal asabiyyedir. Bu asabiyye içinde kendini sosyal demokrat, komünist, çevreci, demokrat, sosyalist, feminist, devrimci, reformist, özgürlükçü gibi sıfatlarla tanımlayanlara eşit yer vardır.” Listede herkese yer var yani. Ancak bir şartla: “…iktidar partisinin tavrı kadar muhalefet partilerinin tavırlarından da rahatsızlık duyanların oluşturacağı, ilkeler etrafında oluşmuş bir asgari müşterek partisidir bu. Mükemmelin iyinin düşmanı olduğunu, en keskin sözü söyleme arzusunun var olanı bir nebze olsun değiştirme irade ya da olanağından yoksun olmayla genellikle bağlantılı olduğunu bilenlerin beraberliğidir bu.” (1) Yani iktidar partisine olduğu kadar muhalefettekilere de vurmak gerekiyor Yeni Sol’a göre. Böyle söyleyince sanırsınız ki bazı “eski” sol çevreler, muhalefette olduğu için bazı partileri eleştiriden muaf tutuyorlar, bir tek Yeni Sol bu işe niyetlenmiş. Durum böyle olmadığına göre, bu cümlelerin anlamı ne olabilir? Bunun ne anlama geldiğini Ufuk Uras’ın meclisteki performansından çıkarabiliriz. Siyasi iktidar toplumdaki tüm muhalefet unsurlarını sindirme operasyonu yürütürken “ceberut devletle hesaplaşmak” harika bir fikir değil mi? Derin devletle hesaplaştığı iddia edilen AKP, kendine zorluk çıkaracak bütün kuvvetleri bir bir ortadan kaldırırken Uras “daha fazla demokrasi” için muhalefetin dozunu artırıyor. Bir yandan da Ergenekon operasyonunun AKP’nin tek başına iktidarını tesis etmek için gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu söyleyen ve bu yüzden muhalefet eden “eski” solcuları “Ergenekon zihniyetinde olmak”la itham etmekten geri durmuyor. AKP’nin arayıp da bulamadığı muhalefet bu olsa gerek.
Belli ki “eski” soldan çok farklı olmak gibi bir niyetleri var. Bunu yalnızca Ergenekon operasyonu destekçiliğiyle değil, ekonomi politikalarıyla da ortaya koyuyorlar. İşte Yeni Sol ile birlikte sola karşı sempatisi artmaya başlayan Zaman gazetesindeki bir haber: “Hareketin ekonomi politikalarını en iyi değerlendirebilecek isimlerden birisi Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu. Liberal kanadın içinde yer alan Katırcıoğlu, yeni hareketin, piyasa ekonomisini savunan; ancak devlet müdahalesine de yer veren bir düşünceyi barındırdığını aktarıyor. … Aynı zamanda Taraf yazarı da olan Katırcıoğlu, hareket için ‘sol’ ve ‘sosyal demokrat’ tanımlarını doğrulasa da ona göre kesin tanım “radikal demokrat” olmalı. (2)” Piyasa ekonomisini savunan bir sol parti belli ki hem liberal cenahta hem de Zaman gazetesinin temsil ettiği liberal-muhafazakar çevrede heyecan yaratmış.
Yeni Solun sınıf siyasetini de elinin tersiyle itmesi bu çevrede hoş karşılanmış olmalı: “… toplumu tahayyül tarzını sadece sınıf mücadelelerine indirgeyen, bireyleşmeyi dikkate almayan, esas olarak toplumun sadece bir iktisadi çıkar çatışması alanı olduğunu kabul eden ve insanları bu iktisadi çıkar çatışmaları pozisyonuna indirgeyen bir klasik sol-sosyalist analizin aşılması gerektiğine de inanıyoruz.” (3) Güzel değil mi? Sanki sol adına “toplumda iktisadi çıkar çatışmalarından başka bir şey yoktur!” diyen birileri varmış gibi bu sosyalist analizi aşmak gerektiğini söylüyor İnsel. Sosyalizmin bir karikatürünü yaratıp “aşıyoruz” diye sınıf siyasetini bir kenara atmaya kılıf buluyorlar.
Yeni olan bir şey yok
Yeni Sol’un yepyeni bir proje gibi önümüze konmuş olması bizi şaşırtmıyor aslında. Yıllardır “yeni” kavramı, en eski, en köhnemiş şeylere giydirilip bizlere yutturulmaya çalışılmadı mı? Bundan önce ÖDP deneyimi vardı. Aynı söylemlerle, aynı geniş yelpaze anlayışıyla çıkılmıştı yola. Ne oldu da şimdi ÖDP projesini “yeni”den gündeme alıyorlar? Yanıtı Ahmet İnsel şu sözlerle veriyor: “ÖDP’deki başarısızlığı ben doğal buluyorum. Bir şeyi değiştirmeye karar verdiğimiz zaman, düğmeye basar basmaz olacak gibi bir aceleciliğimiz var. ... Değişmek de kolay değil. Düğmeye basarak değişmek öncekinin sahte olduğunu gösterir. Belki erkendi, belki böyle bir deneyim yaşanması yerindeydi, yapılmalıydı fakat bunun başarısız olmasını doğal karşılamak lâzım. Çünkü geçmişteki birikimlerin üzerinden oluşan bir deneyimdi. Bugün ise artık aradan geçen zamanın getirdiği bir mesafe var.” (3) Ahmet İnsel’in değişmesini beklediği, fakat bir türlü değişemeyen “eski” solcular şu anda ÖDP’de siyaset yapmaya devam ediyorlar. İnsel’in yakınmasına neden olan şey ise hâlâ sınıf siyaseti yapıyor olmaları. Birdenbire değişilemeyeceğini söylüyor ya İnsel, çok haklı. İnsanlar birdenbire değişmezler, hele toplumsal yapıda böylesi ani değişimler hiç yaşanmaz. Yani sınıflar birdenbire ortadan kalkmaz. Öyleyse sınıf siyasetini terk etmek için insanın savunduklarından vazgeçmesinden başka bir yol yoktur. ÖDP deneyiminin başarısız olmasının nedeni bazı “eski” solcuların hâlâ savunduklarından vazgeçmemiş olmalarından başka bir şey değil.
Sınıf, sol siyasetin pusulasıdır. Sağa mı sola mı gittiğinizi sınıf belirler. Bu anlamda “sol” olduğunu iddia eden bir hareket için sınıf siyaseti çok önemlidir. Yeni Sol içinse bu bir “engel” olarak gözüküyor. O yüzden başka kavramlar ve başka siyasetler bulmaya çalışıyorlar. Ancak sol siyasetleri için aramaya çıktıkları yer başka bir sınıfın, burjuvazinin bahçesi oluyor. Katırcıoğlu’nun Yeni Sol hareketine biçtiği, radikal demokrat kimliği, post Marksist projeden başka bir şey değil. Bu anlamda, tıpkı Yeni Sol gibi, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ortaya çıkmış “yeni sol” muadilleri, emperyalist kapitalist sistemi hedef almak yerine “reform” talep ediyorlar. Dayandıkları nokta da aynı: “Tabii ki 19. yüzyılın ortalarında tasarlanan bir dizi değerlendirme, tespit edilen bir dizi gözlem, bunlardan hareketle oluşan bir takım önerilerin bir buçuk yüzyıl sonra artık bir kısmının geçerliliğini yitirmiş olması da normal. Zannediyorum yeni bir sol arayış girişimi Türkiye’ye özgü değil, aslında birçok ülkede bir buçuk yüzyıldan sonra sol-sosyalist düşüncenin bir bilançosunun çıkartılması ve burada yeni dünyanın yeni koşullarına uygun bir analiz ve buna bağlı bir anlam anahtarı üretilmesi de söz konusu.” (3) Başvurulan yöntem yine aynı. Sanki birileri Paris Komünü girişimlerinde bulunuyormuş gibi, artık 19. Yüzyıl sosyalizminin eskimiş olduğundan bahsediyorlar. Oysa “radikal demokrasi” diye allayıp pulladıkları siyasal proje, 19. Yüzyıl sosyalizminde bile eski olan burjuva demokrasisinden başka bir şey değil. Siyasal iktidarı işçi sınıfı adına talep etmeyen, burjuvazinin iktidarından demokrasi talep eden bir “sol” hareket. Bunda “yeni” olan hiçbir şey yok!
Notlar:
(1)http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=973803&Date=10.01.2010&CategoryID=42
(2) http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=922234
(3)http://www.turnusol.biz/public/roportaj.aspx?id=6373&roportaj=Ahmet%20%DDnsel:%20Yeni%20bir%20sol%20aray%FD%FE%FD%20sadece%20T%FCrkiye%92de%20de%F0il{jcomments on}