Öğrenci topluluklarının, son iki-üç yıldır, hem ülke gündemine dair hem de ODTÜ’de karşılaştıkları sorunlara dair çeşitli konularda gerçekleştirdikleri eylemler ve etkinlikler, ÖKM sürecine öncülük eden öğrenci inisiyatifinin, karakolun boşaltılmasından çok önce ortaya çıkmış olduğunu gösteriyor.
Öğrenci hareketinin, nitelik olarak geçmişten günümüze çok değişmiş olduğu çeşitli vesilelerle çeşitli kesimler tarafından dile getirilir. Eğer küreselleşme sevdalısı bir liberali dinlerseniz size, öğrencilerin artık eskisi gibi sağ sol derdinde olmadığını, o dönemlerin geride kaldığını, şimdi üniversite öğrencilerinin kariyer yapma derdinde olduklarını ve bir şeylerin mücadelesini veriyorlarsa onun da “nasıl en iyi olabilirim?” mücadelesi olduğunu anlatacaktır. Eğer geçmişte öğrenci hareketi içerisinde bulunmuş bir solcuyu dinlerseniz, size şimdiki öğrencilerin artık “kendi sorunları için bile” bir şeyleri değiştirme iradesi göstermediğini, ülke ve dünya için ise kıllarını bile kıpırdatmadıklarını söyleyecektir. Bugünlerde ODTÜ’de öğrenci hareketinin yaptıkları ise her iki kesimi de zora sokar nitelikte.
ODTÜ ÖKM süreci ve mücadelenin niteliği
Süreci kısaca özetleyelim. ODTÜ’de Eylül ayından bu yana bir mücadele sürüyor. Jandarmanın, yetki alanının Ankara Valiliği’nce daraltılmasının ardından ODTÜ yerleşkesindeki karakol binasını boşaltarak sessiz sedasız yerleşkeden ayrılmasının ardından öğrenciler, boşalan karakol binasını, tümüyle öğrencilere ait bir kültür merkezi haline getirmek için kolları sıvadılar. Rektörlükle yapılan görüşmelerden toplanan binlerce imzaya, yerleşke içinde gerçekleştirilen eylemlere kadar birçok iş yapıldı ve nihayet karakol binası öğrenciler tarafından işgal edilerek fiilen bir kültür merkezi olarak kullanılmaya başlandı. Rektörlüğün sürece ilişkin tavrı da işgalle birlikte değişti. Öncesinde binaların kullanıma uygun olmadığı şeklinde yapılan açıklamalar, işgalin ardından yerini, binaların öğrencilere zaten verileceği şeklindeki açıklamalara bıraktı ve nihayet, binalar öğrenci topluluklarının kullanımına açılmak üzere Rektörlük tarafından tadilata alındı. Önümüzdeki dönemde ise binaların yönetimi konusunda öğrenciler ile Rektörlük arasında mücadele devam edecek gibi gözüküyor. Zira Rektörlük, öğrencilerin kendi aralarında demokratik bir şekilde oluşturdukları inisiyatifi tanımamakta ısrar ediyor ve binaları Kültür İşleri’nin tasarrufunda kullanıma açmak istiyor. Öğrenciler ise Öğrenci Kültür Merkezi’nin (ÖKM) öğrencilerin tasarrufunda olması gerektiğinde ısrarcı.
Yazının başında andığımız, çeşitli bakış açılarına sahip olan kesimler ODTÜ’de, öğrenci toplulukları öncülüğünde sürmekte olan kültür merkezi sürecine ilişkin, birbirinden tümüyle farklı değerlendirmeler yapabilirler, yapıyorlar. Hepsinin ortak paydası süreci öncesiyle birlikte analiz etmekten uzak olmaları. ODTÜ’de karakol binasının kültür merkezi olmasını talep eden öğrenci topluluklarının hareket noktası söz konusu binaların yalnızca boş ve kültür merkezi olarak kullanmaya uygun olması değil; aynı zamanda söz konusu yapıların Jandarma karakolu olarak kullanılmış olması idi. Yazdıkları her bildiride vurguladıkları temel amaçları, 1971’den bu yana öğrencilerin üzerinde bir baskı unsuru olarak okulda varlığını sürdüren Jandarma karakolunun yerine kurulacak kültür merkezinin, içinde barındıracağı müzesiyle ve toplulukların ortaklaşa üretimleri ile bu baskıyı dönüştürmeyi sağlamaktı. Bu anlamda, öğrenci topluluklarının bir arada bulunmaları ve ortak üretim yapmalarından kasıt yalnızca konserler, film gösterimleri ya da söyleşiler düzenlemek değil. Öğrenci topluluklarının, son iki-üç yıldır, hem ülke gündemine dair hem de ODTÜ’de karşılaştıkları sorunlara dair çeşitli konularda gerçekleştirdikleri eylemler ve etkinlikler, ÖKM sürecine öncülük eden öğrenci inisiyatifinin, karakolun boşaltılmasından çok önce ortaya çıkmış olduğunu gösteriyor. 2007 yılında Kuzey Irak operasyonunun gündemde olduğu dönemde “kardeşlik ve barış” için bir araya gelen ve ODTÜ Barış Günleri’ni gerçekleştiren öğrenci toplulukları, oluşturdukları birliktelikle çeşitli gündemlerde eylemler ve etkinlikler gerçekleştirdiler. Karşılaşılan sorunların niteliği bazen fazlasıyla yerel ve akademik de olsa, kısa sürede ODTÜ geneline yayılıp politikleşti. Geçtiğimiz sene Mimarlık Fakültesi’ne takılan kameralara karşı Mimarlık Fakültesi Topluluğu öncülüğünde başlatılan çalışma, kısa süre içerisinde Kültür İşleri’nin sansür politikasını ve Jandarmayı da hedef alarak ODTÜ Özgürlük Günleri’nin gerçekleştirilmesine yol açtı. Benzer şekilde, ÖKM sürecinde, karakol binalarının işgal edilmesi ile TEKEL işçilerinin direnişi öğrenci topluluklarının aynı toplantıda tartıştıkları konular oldu. TEKEL işçilerinin, ÖKM’de ağırlanmaları ve aynı şekilde Türk-İş önüne destek vermek için eyleme gidilmesi, öğrencilerin “kariyer peşinde” koşmaktan başka şeyler de yaptıklarını gösteriyor. Üstelik öğrenciler bir şeylerin mücadelesini vermeye başladıklarında mücadelenin siyasallaştığını ve başka mücadelelerle birleştiğini de öğreniyorlar. Geçmişte olduğu gibi, şimdi de…{jcomments on}