Evrim karşıtı, bilimsel olmayan, safsata düzeyindeki tezlerin toplum üzerinde yarattığı etki küçümsenemez boyutlarda. Bu safsatalara verilebilecek teknik sınırlar içinde kalan yanıtların son derece sınırlı bir insanı ikna edebildiği gerçeği karşısında, konuyu toplumun geleninin sorularına yanıt verecek şekilde ele alan bu çalışma, Bilim dünyası içindeki insanlar için de yol gösterici bir işleve sahip.
Bilim ve Gelecek Kitaplığı, yeni ve sonu belirsiz bir kitap dizisinin yayınına Ocak ayı itibariye başladı. “50 Soruda…” adı verilen dizinin hedefini, derginin Ocak sayısında Nalan Mahsereci şöyle tarif ediyor: “Bilim ve Gelecek’in bu çerçevede kendisine yüklediği, bilimin topluma yayılmasına ve toplum yararı için kullanılmasına aracılık etme işlevine, kısaca toplumcu bilim diyebileceğimiz misyona, sadece bir dergi etkinliğinin yeterli gelmediğinin farkındayız. Bilim ve Gelecek dergisi, ele aldığı konularda temel düzeyde bilgi verme yolunu seçmiyor genelde, verili kabul ettiği temel bilginin üstüne bilgiler ekliyor ya da o bilginin üstünde tartışmalara yer veriyor. Dolayısıyla derginin dışarıda bıraktığı, hem fiziksel anlamda, hem de bilime ilgisi bakımından daha genç insanlar da var: Lise ve kimi üniversite öğrencileri, eğitimini tamamlamış ya da tamamlayamadan hayata atılmış genç bilim heveslileri. Çok önemliler, geleceği yaratacak olanlar onlar çünkü. Ve ne yazık ki, bilimin felsefesinden koparılıp teknolojiye indirgendiği, bilginin yüzeyselleştirildiği, kaynaklarından koparıldığı, dinsel, metafizik her türlü kökenden bilginin bilimle eş tutulduğu kültür atmosferinin en fazla sarmaladığı da onlar. Bilimsel bilginin toplumun damarlarına yayılmasında, gençlere ulaşmanın öneminin bilincindeyiz ve bunun araçlarının ne olabileceği üzerine epeydir kafa yoruyoruz. İşte bu bilinçle geliştirdik ‘50 Soruda…’ kitap dizisi projesini.”
Dizin ilk kitabının konusu ve adı İnsanın tarihöncesi evrimi. Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölüm Başkanı Metin Özbek tarafından ortayı çıkarılıp yanıtlanan soruların iki önemli işlevi var. Birincisi soruların kendisi... Doğru yanıtı verebilmek için ön şart her zaman doğru soruyu sorabilmektir. Gündemdeki insanın evrimi gibi bir konu ise doğru soruları bulmanın ötesinde, yanlış soruları da yanıtın içinde düzeltmek gibi bir ihtiyaca da yanıt vermek gerekiyor. Örneğin “İnsan maymundan mı gelmiştir?” sorusunu taksonomik bir düzeltme ile doğru bir soru haline getirmek, basitçe yanıtlamaya çalışmaktan daha önemli bir katkı. İkinci işlev ise yanıtların hem bilimsel açıdan pürüzsüz hem de herkes tarafından anlaşılabilir olması. Bu ikisini bir arada yapabilmek, bir bilim insanı açısından bilimsel kaygının yanında bir toplumsal kaygıyı da gerekli kılıyor. Bilim ve Gelecek’in tüm yazarları tarafından paylaşılan bu kaygının bir sonucu, bir ürünü aslında “50 soruda…” dizisi.
50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi, evrim ve evrimle ilgili alanlarda bilimsel bir çalışması olmayan okuyucu açısından son derece berrak bir kaynak. Bununla birlikte konuyla yakından ilgilenen insanlar için de konunun toplumun geneli söz konusu olduğunda nasıl formüle edilebileceğini göstermesi bakımından son derece yararlı olacaktır. Evrim karşıtı, bilimsel olmayan, safsata düzeyindeki tezlerin toplum üzerinde yarattığı etki küçümsenemez boyutlarda. Bu safsatalara verilebilecek teknik sınırlar içinde kalan yanıtların son derece sınırlı bir insanı ikna edebildiği gerçeği karşısında, konuyu toplumun geleninin sorularına yanıt verecek şekilde ele alan bu çalışma, bilim dünyası içindeki insanlar için de yol gösterici bir işleve sahip.{jcomments on}