Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Haiti depremi ve burjuvazinin vicdanı

Emperyalistler için Haiti diye bir ülke aslında yoktur; orada ‘insan’ yaşamaz onlar için! Haiti’yi var eden şey ise depremin yıkıcılığıdır ve o ‘var etme eylemi’ var ettiği anda ise ‘yok etme eylemi’ne dönüşmek zorundadır. Haiti’de deprem felaketinin yaraları sarılınca her şey ‘normal’e dönecektir emperyalistler için! Depremin insanları öldürmesi, evleri yıkması ‘anormal olaylar’dır; ama insanın açlıktan ölmesi, doğru düzgün bir konutta oturma hakkına sahip olmaması son derece ‘normal’dir.

haitiHaiti’de Ocak ayında meydana gelen deprem felaketinin sonuçları yıkıcı oldu: 100 bin civarında ölü (bu sayı bazı kaynaklarda 200 bine kadar çıkmaktadır), bir o kadar yaralı, psikolojik dengesi bozulan bir halk, yıkılan evler, tahrip olan altyapı, yiyecek sıkıntısının baş göstermesi ve temiz suya erişememe sorununun yakıcılığı, salgın hastalık tehlikesi… Tüm bunlar ve depremden sonra Haiti’ye yapılan uluslararası yardımlar bu depremin sonuçları olarak görülebilir. Nitekim burada olgusal gerçeklik anlamında bir sorun da bulunmamaktadır: Deprem de, ölümler de, gelen yardımlar da ‘gerçek’tirler. Ama tarih bir olgular toplamı değildir ve her olgusal durum tarihsel bir sürecin içerisinde anlam kazanır. Yani, Haiti depremi sadece bir ‘felaket’i değil, insanlığın 21. asırda ne durumda olduğunu da göstermesi açısından tarihsel bir süreci anlatmaktadır bize…
Fidel Castro, Haiti depremi ile ilgili olarak “…Bu trajedi çok insanı harekete geçirdi. Ama çok azı Haiti’nin neden bu kadar fakir olduğunu düşündü. Neden nüfusun yüzde 50’si yurtdışından aile fertlerinin gönderdiği paraya bağımlı yaşıyor? Niçin Haiti’yi şimdiki duruma ve bu büyük acıya sürükleyen gerçekler incelenmiyor?...” diye sormaktadır ve soru durumu gerçekten de iyi özetlemektedir: Bu soruya cevap vermek demek, deprem felaketinin doğal örtüsünü çekmek ve altından çıkan emperyalist-kapitalist sistemi görmek demektir. Bir başka deyişle, Haiti’de depremden önce de yaşayan insanların olduğunu ve doğal –olmayan- felaketlerin Haiti için depremle gelen bir ‘istisna’ değil başlı başına bir ‘kural’ olduğunu söylemektedir Fidel.
Fidel’in söylediklerini biraz genişletmek gerekirse: Kendi geçimini Haiti’deki çalışma yaşamına katılarak sağlayamayan Haiti halkının yurt dışında yaşayan akrabaların gönderdiği paralara muhtaç olması demek, Haiti’de ‘ekonomi’ diye bir şeyin olmaması demektir. Ekonominin olmadığı yerde de ‘istihdam’ diye bir şey zaten olmaz demektir. Yani Haiti’de ekonomi ve sosyal yaşam bağlamında yalnızca neo-liberalizm ve onun sonuçları vardır. Peki bu durumda Haiti’yi ne mahvetmiştir? Deprem mi yoksa emperyalizm mi?
Fidel’in söyledikleri salt bir sosyalist ajitasyon değildir: Nitekim Küba, Haiti halkıyla dayanışmak için deprem felaketinin gerçekleşmesini beklememiş ve devrimci iktidar taşın altına elini çoktan sokmuştur: “… Sağlık hizmetleri ve diğer konularda Küba, Haiti halkıyla senelerdir işbirliği yapıyor. 400’e yakın doktor ve sağlık görevlisi Haitililere ücretsiz hizmet sunuyor. Doktorlarımız ülkenin 337’i topluluğundan 227’sine her gün hizmet veriyor. Diğer taraftan, en az 400 Haitili genç ülkemizde tıp eğitimi görüyor ve bu gençler dün Haiti’ye giden takviye ekipleriyle kritik durumdaki yaralıları iyileştirmek için çalışacaklar. Yani, özel bir çaba harcanmadan 1000’den fazla doktor ve sağlık uzmanı bir anda seferber edilebiliyor ve hepsi de Haiti halkına yardım etmek isteyen diğer devletlerle işbirliği yapmaya hazır… Bunun dışında da önemli sayıda Haitili genç şu anda Küba’da tıp okuyor…” diye ekliyor Fidel Castro. Bu alıntıyı yaparken, Küba’nın ‘insanlığa hizmetlerini’ okuyucuya ‘kör göze parmak misali’ anlatmak değil derdimiz; zaten Küba’nın böyle bir şeye ihtiyacı da yok! Ama Fidel Castro, bilerek ya da bilmeden, önemli bir şeye de değinmiş oluyor bunları söylerken: Sosyalist bir iktidarın ‘yardım’ anlayışıyla/vicdanıyla, kapitalist iktidarların ‘yardım’ anlayışı/vicdanı arasındaki farka…
Açıkça görüldüğü üzere, Küba için Haiti hep vardır; Haiti’yi var eden şey deprem değil, yoksul ve emekçi halkıdır sosyalistler için… Emperyalistler için ise durum tam tersidir: Onlar için Haiti diye bir ülke aslında yoktur; orada ‘insan’ yaşamaz onlar için! Haiti’yi var eden şey ise depremin yıkıcılığıdır ve o ‘var etme eylemi’ var ettiği anda ise ‘yok etme eylemi’ne dönüşmek zorundadır. Haiti’de deprem felaketinin yaraları sarılınca her şey ‘normal’e dönecektir emperyalistler için! Depremin insanları öldürmesi, evleri yıkması ‘anormal olaylar’dır; ama insanın açlıktan ölmesi, doğru düzgün bir konutta oturma hakkına sahip olmaması son derece ‘normal’dir. Anormal olanlar normale dönüştürüldüğünde burjuvazinin vicdanı da rahatlamış olacaktır! Vicdanınızı sevsinler sizin!{jcomments on}