İlkin Hodul -
Genç Siviller’in bütün toplumu kucaklayan karakteri bütün dünyayı kucaklamaya doğru evrilmiş gözüküyor! Tabii artık iktidar partisi az geliyor olabilir; aynısının daha büyüğü varken, yerel mekanizmalarla çok da zaman kaybetmemek gerekiyor. Daha büyükler, daha saldırganlar gerekiyor bu anti-militarist sivillerimize…
Gerek eylemleriyle, gerek “zeka dolu –ama kesinlikle hep darbe karşıtı-sloganlarıyla” gönlümüzde yer eden, sivil toplum’un yeni gözdesi Genç Siviller, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yaptıkları ‘çiçekli converse’li çıkışlarından sonra hedeflerini daha da yükselttiklerini geçtiğimiz günlerde Hillary Clinton’la yaptıkları ortak eylemle kanıtladılar. İnternet özgürlüğü toplantısında Hillary’nin eline “Youtube yasağı kalksın!” pankartını tutuşturan bu pek sivil, demokrasi aşığı insanların artık Amerikancılık adına pek bir şeyden çekinmediklerini de görmüş olduk. Zaten artık ‘muhalifçilik oynama’ya bile gerek duymuyorlar. Kendilerinin Amerikancı değil, Amerika’nın ikinci kişisinin genç sivil olduğu gerekçesiyle insanlarla adeta dalga geçiyorlar. En önemlisi ise, Süleyman Demirel ve Abdullah Gül’ün de dahil olduğu yeni projelerin müjdesini de bizlere vermekten gurur duyuyorlar. Genç Siviller’in bütün toplumu kucaklayan karakteri bütün dünyayı kucaklamaya doğru evrilmiş gözüküyor! Tabii artık iktidar partisi az geliyor olabilir; aynısının daha büyüğü varken, yerel mekanizmalarla çok da zaman kaybetmemek gerekiyor. Daha büyükler, daha saldırganlar gerekiyor bu anti-militarist sivillerimize… Öyle böyle bir demokrasi aşıklığı ve sivillik değil bu… Dünyaya ancak savaş ve kıyım ihraç eden bir ülkenin, en hafif deyimiyle, sempatizanı olan bir sivillik.. Bizler biliyoruz ki, Genç Siviller’in bu eylemi hiç şaşırtıcı değildir. Hatta günümüzde bazı “sol”cuların da yavaş yavaş içine düştüğü durumun özetidir bir bakıma, çünkü artık bazı solcular, olguları tarihe sınıf bilinci ile bakan bir perspektiften değerlendirmekten vazgeçmiş durumdalar. Ne yazık ki emperyalizm ve emperyalizmin yerel uyduları da eski yöntemlerini kullanmıyor. Solu da, solun kavramlarını da adeta “biz kullanırız” dercesine, sola en büyük darbeyi vuruyorlar. Ne demişlerdi bu rengârenk genç sivillerimiz? Başta ideolojilerinin olmadığını söyleseler de en nihayetinde İslamcısını da komünistini de bir çatı altında toplayıp onların hakkını cansiperane savunacaklarını beyan ediyorlardı. İslamcıları bilemeyiz ama komünistleri savunmak size mi kaldı diye sormak gerekir!
Taksim’in lüks otelleri Sakarya Meydanı’nın çadırlarına karşı…
Peki bütün ezilenleri bir çatı altında toplama iddiasına sahip Genç Siviller’in bünyesinde kimler barınamaz? Tabii ki yoksullar, sınıf mücadelesi içinde haklarını arayanlar, tekel işçileri, “ideolojik” öğrenci hareketleri ve yalakalık yapmaya ihtiyaç duymadıkları tüm kesimler... Ülke gündemine Taraf Gazetesi hassasiyeti ile yaklaştıkları için, son yılların en büyük sınıf hareketi olan tekel direnişini de görmezler. Görmemek ne kelime, AKP’nin iktidarını kıracak her şeye olduğu gibi karşı bile çıkarlar! Tekel direnişinin AKP için ne anlama geldiğini de bilirler. Ama ne çare, “Devletin malı deniz…” diye karikatür yayınlamaktır en fazla yapabilecekleri. Belki biraz daha cesaret sahibi olsalar, “Darbeci Tekel işçileri, Ankara’ya hoş geldin” diye pankart da asarlar. Bu direniş de bir darbe ortamı yaratma çabası olabilir tabii. Zaten bütün muhalif olaylar darbe ortamı yaratma çabası değil mi ki sivillerimize göre? Hem belki de genç sivillerimizin cesareti ve muhalifliği Taksim’in lüks otellerinin odalarında söker. Ancak Tekel direnişinin olduğu yerde korunaklı lüks bir otel yok, kendilerini direnişçilerin öfkesinden kurtarabilecek bir bölge olduğunu da sanmıyoruz o civarda.
Siyasal İslam artık strateji değiştirdi, ılımlılaştı! İktidarını gençlik içinde sağlamlaştırmak isteyen AKP bunu sadece ‘badem bıyıklı’ imamlarla yapamayacağının uzun süredir farkında. Yeni strateji ise sol-liberal çevrelerle ve muhalif görünümlü gençlik hareketleri ile ittifak yapmak oluyor! Sol içindeki sosyalizm düşmanlarına ise böylece gün doğuyor. Zaten bu pek renkli yeni sol, sınıf mücadelesi gibi kendilerince ‘eskimiş’ bir kavramdan kurtulmaya çalışıyordu. Biraz demokrasi, biraz bireysel özgürlükler, biraz alternatif hareketler katılınca işin içine; AKP patentli, içi boşalmış ucube bir manifesto çıkıyor ortaya ki, Genç Siviller de bu manifestonun en keskin kalemleri olarak kendilerini sunuyorlar piyasaya: Statükoya karşı ama tutarlı bir mücadele programı sahibi olmayan, hele emperyalizmle hiçbir derdi olmayan, dürüstlüğünden bile çoğu zaman şüphe ettiğimiz kaypak bir mücadele alanı… Bu gün en azından, solun namusunu kurtarmak gibi bir dert edinmek bile iyidir. Ortalığı bu ucube politikalara, Genç Siviller gibi AKP yanlısı, halkla açıktan dalga geçenlere ve ABD’nin eteğinde politika yapanlara bırakmamalıyız. Solun haysiyetini bu İslamcı liberal ittifakına ezdirmemeliyiz.{jcomments on}