Piyasanın gölgesinde adalet

İlkin Hodul - 

stajyeravukat_eylemStaj dönemleri,  kişiyi mesleğine alıştırma amacını güden, uygulamalı öğrenimin verildiği kısa süreli dönemlerdir. Ancak bu dönemler, yeni mezunların ucuz iş gücü  olarak emek piyasasına sürülmesi açısından ülkemizde ayrı bir öneme sahiptir. Emek arzının yoğunlaştığı ve işsizlik olgusunun her gün daha da büyük boyutlara ulaştığı bu süreçte, yeni mezun stajyerlerin ücretsiz olarak veya çok düşük meblağlarla çalıştırılması büyük bir kesimin sorunu haline gelmekte ise de  staj döneminin geçici ve kısa süreli niteliği nedeniyle üzerinde fazla durulmaması gereken bir konu olarak hasıraltı edilmekte,önemsenmemektedir.      
Staj dönemi sömürüsüne en çok maruz kalan kitlenin başında kuşkusuz stajyer avukatlar geliyor. Büyük hayallerle bitirilen fakülte eğitiminden sonra Avukatlık Kanunu’nun reva gördüğü şekilde stajını tamamlamaya çalışan stajyer avukatlar, çok düşük maaşlara ve sağlık güvencesinden yoksun bir şekilde çalışmaya mahkum edilmekte. İşin garip tarafı, sağlık güvencesi ile çalışmaya Sosyal Sigortalar Kanunu değil, Avukatlık Kanunu engel oluyor, mesleğe yeni adım atmış geliri olmayan genç avukatları parasız çalışmaya zorladığı gibi bir de sağlık hakkından yoksun bırakıyor. Yani; 1 senelik staj süresi boyunca stajyer avukatların büyük fedakarlık yapıp hiçbir şekilde hasta olmaması ve kesinlikle paraya ihtiyacı olmaması gerekmekte ise de, bu kişilerin mesleğe başladıklarında yaşayacakları sıkıntıları düşürsek, yukarıda bahsettiklerimizi cüzi bir bedel gibi algılamak da olasıdır.
Barolarda ise durum oldukça vahim, meslektaşlarına sahip çıkmak bir yana dursun bütün temel taleplere kulak tıkamış durumdalar. Özellikle Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde yüksek staj ve ruhsat kaydiyeleri, yeni mezun avukatları memleketlerine geri dönme seçeneğine zorluyor. Olan yine emekçi çocuklarına oluyor tabi ki,üniversitede karşılaştıkları sorunlar staj süresi boyunca da aynı doğrultuda devam ederken, işsizlik kaygısı içinde ve düşük ücretlerle, patron avukatların yapmaya tenezzül etmediği işlere koşturuyorlar.Niteliksiz,yalnızca ayak işlerinin yapıldığı,mesleğe  katkısı olmadan geçen bir staj dönemi de cabası.Bu noktada,avukatların meslek örgütü olan Baroların meslektaşlarının sorunlarıyla ilgili herhangi bir derdinin olmadığı da çok açık.Özellikle Ankara Barosu’nun bu konudaki duyarsızlığı ve samimiyetsizliği ile  ün yaptığı acı bir gerçektir ki;yasal staj sürecinde stajyerlerden her fırsatta aldığı fahiş rakamlı ödentilerin hiçbir şekilde acil ve temel sorunlara yönelik kullanıldığı da bugüne kadar görülmemiştir. Staj süresince isteğe bağlı olarak verilen yüksek faizli ve geri ödemeli kredileri saymazsak, her koldan gelen bu inanılmaz paranın yalnızca Gölbaşı Tesisleri’nde şarap kadehleri ile dikilip hoşbeş yapmak için kullanıldığını düşünüyor insan nedense. Meslektaşları ile dayanışma içerisinde olmak şöyle dursun, aksine pastadaki payının küçüleceğini düşünen ve arkadan gelenlerin ayağının takılıp düşmesini canı gönülden isteyen avukatlar birliği haline gelmiş bir barodan da, elbette ki herhangi bir gelir kaynağı olmayan stajyer avukatlara burs sağlaması ve bunların sorunlarıyla ilgilenmesi beklenemez. Bahsettiğimiz tavrın barolara yerleşmesi, herkesin yalnızca bireysel kurtuluşunun peşinde koşmasına yol açmaktadır. Hal böyle olunca da, avukatlık mesleği, halkın gözünde paragözlük ve yalancılıkla bir tutulmaya devam edecektir.
Hukuk her ne kadar bir üstyapı kurumu da olsa, mücadele verilirken yararlanılacak önemli bir araçtır. Hak mücadeleleri, madem ki somut düzlemde ve elimizdeki araçlarla yapılmak durumunda, o halde biz de yasal kazanımların önemini kavramak ve bu kazanımları sağlayan araçları reddetmemek zorundayız. Bu araçları kullanan kişilerin ise toplumcu adalet düşüncesi taşıyan, hukukun dar bir uzmanlık alanı şeklinde icrasını reddeden, ezilenlerden ve toplumsal muhalefetten yana açıkça tavır almış kişiler olması gerekir. Aksi takdirde hukuk, egemen sınıfların tekelinde bulunan, ezilen sınıfların hak mücadelelerini baltalama işlevi dışında bir işleve sahip olmayan, çağın gerisinde kalmış bir kurum olarak varlığını koruyacaktır. Bu koşullarda ise adalet, gerçekten “mülkün” temeli olacaktır.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99