Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Reklam dünyasında işçiler... Sen daha komiksin Turkcell!

Şule Dede - 

Aylık ortalama 750 TL alan bir işçinin 2 aylığını cep telefonuna, 4 aylığını diz üstü bilgisayara vermesi, iflah olmayıp bir de 3G hizmetlerine yazılması hangi akla hizmettir? Nuri’nin kucağına o bilgisayarı, cebine de o telefonu koymak çok cesur bir fantezinin ürününden başka ne olabilir?

nuriEpeydir televizyon ekranlarında birbirinin aynı, ucuz ve yaratıcılıktan yoksun fantastik kurgulara maruz kalıyorduk. Fakat Turkcell öyle bir reklamla çıktı ki karşımıza bilge ejderhalar, zaman yolculukları, yetenekli büyücüler gerçeğe daha yakın kaldı. Bir dakikaya sıkıştırdıkları hadsiz hesapsız olanaksızlıkları görüp yaratıcılıklarına pes dememek imkânsızdı. Öyle ki, ironik bir biçimde, mucize gibi tanıttıkları hizmetler, reklamın içindeki en az şaşırtıcı öğeler olarak eriyip gitmişti.
Hatırlatalım... Reklam dizisinin tuzu biberi konuşmaların geçtiği stadyumda bir işçi: Nuri. Tabii işçi ama öyle dünya üzerinde karşılaşılabilecek türden olmadığını söylemeye gerek yok. Nuri’yi bir kaç saniye tanıyınca, karakterin yollarının gerçeklikle hiç kesişmediğini görüyoruz. Çalıştığına tanık olmadığımızı bırakalım bir yana, işçi olduğunun tek kanıtı üzerindeki üniforma. Nuri’nin derdi, ne işsiz kalabileceği endişesi ne de pahalılık. Ay sonunun akıbetiyle ilgili hiçbir tasası da yok belli ki. O, krizin göbeğinde, arkadaşlarıyla “komikli” fotoğraflarını paylaşamamaktan yakınıyor. Eh, işçi dediğimiz saftır tabi. Kafası az çalışır, çalışsa da yavaştır; basit cümleler kurmak, her cümlenin sonunda ismini zikredip dikkatini çekmek gerekiyor. Neyse ki Hidayet sabır sahibi, halden anlayıp Nuri’nin saflığını tolere edebilen kişiliğiyle imdada yetişiyor. Orta sahadan topları dizerken potaya, basamak basamak başlıyor öğretmeye 3G hizmetlerini. Kurguda sınırsızlığın (pervasızlığın) ulaştığı son noktayı gözden kaçırmak mümkün değil:  Nuri bir temizlik işçisi belki de ama çalışma saatleri içinde gıcır gıcır dizüstü bilgisayarını açıp oyun oynayabiliyor, cebinde birçoğumuzun yakından görme fırsatı bulamadığı bir cep telefonu taşıyor. Anlayamıyoruz, Nuri nerede yaşıyor? Hangi işçinin gerçekleriyle örtüşür o bir dakika?  Çalışılmayan her dakikanın, yerine göre tuvalet molalarının bile hesabının tutulduğu çalışma koşullarını görmezden gelip, mesaisi içinde saha kenarında serilerek Turkcell’in kendisine sunduğu nimetlerden faydalanan bir işçi tasviri hangi akla uygun düşer?  Taşeron şirketlerin ağır sömürüsü altında, işsiz kalma korkusuyla hiçbir hak talep edemeden mesai saatleri dışında bile zorla çalıştırılanların bu işçiler olduğu mu yalandır? Tabii bir de tutmayacağı baştan gün gibi açık olan bir hesap yapmaya yeltenmek gerekiyor. Aylık ortalama 750 TL alan bir işçinin 2 aylığını cep telefonuna, 4 aylığını diz üstü bilgisayara vermesi, iflah olmayıp bir de 3G hizmetlerine yazılması hangi akla hizmettir? Nuri’nin kucağına o bilgisayarı, cebine de o telefonu koymak çok cesur bir fantezinin ürününden başka ne olabilir?
Reklam dediğimiz şeyin birebir gerçeklerle örtüşmesi gerekmez ve beklenemez elbette. Ürünün ya da hizmetin abartılıp onsuz yaşamın eksik kalacağı algısının yaratılması işin doğasında vardır. Fakat gerçekleri çarpıtarak emekçileri alaya almak, toplumu aptal yerine koymak düpedüz pervasızlıktır. Sorgulamak gerekir:  Reklamı hazırlayan şirket ya da reklamı hazırlatan Turkcell işçilerine benzer koşullar mı sunmaktadır? Gerçeği örtbas eden saçmalıkları gerçekleri bilmediklerinden, bilinçsizce mi koymuşlardır önümüze? Yoksa üretim ve tüketimine muhtaç oldukları emekçileri aşağılama rahatlığının altında, varolan nesnelliğin yol açtığı sınıfsal bir güven duygusu mu vardır? Ayakların baş olamayacağını söyleme cesaretiyle aynı kaynaktan beslenen, Nuri’ye böylesi bir saflığın atfedilmesi cüreti nasıl bulunmaktadır? Emekçilerin karşısına kendilerini küçük düşüren, ayan beyan saçmalıkları çıkartıp bunlara inanmalarını beklemek pişkinlik değil de nedir? Sorgulamak gerekir çünkü bu gülünç fantastik kurgunun gerçekle derin bağları vardır fakat o bağlar kurgunun içinde değil altında yatmaktadır.{jcomments on}