Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Kürt sorunu bir ulusal sorundur

Uğur Erözkan - 

Kimlikler arasında tanımlanan hiyerarşi, Türk-Kürt kardeşliğinin de aslında ağabey-kardeş ilişkisi olduğu gerçeğine tıpatıp uyuyor. Üstelik bugün isyan etmekte olan kardeşin, ağabeyin gözü önünde yıllardır devlet baba tarafından itilip kakılmakta olduğunu da göz ardı etmemek gerek.

GMkurdistan00Deniz Baykal, son dönemde gündemden hiç düşmeyen Kürt açılımı konusunda eline geçen her fırsatta mikrofonu alıp hükümete yükleniyor: “Bölme” diyor, “ayrıştırma”, “kardeşliğe darbe vurma”. Böyle söylediğinde Kürt açılımının bölmek ve ayrıştırmak için tezgahlanmış bir proje olduğu konusunda çok eminmiş gibi gözüküyor. Diğer yandan açılımın “içeriğinin net olmadığı” propagandasını da yapmaya devam ediyor. Yani aslında kesin bilgi sahibi olmadığı bir konuda, muhatabını bölmekle ve ayrıştırmakla suçlamaktan çekinmiyor Baykal. Bunun sebebi hiç kuşkusuz, CHP’ye oy veren ulusalcı, Kemalist tabanın içinde bulunduğu ruh haline hitap etme isteğidir. Ulusalcı, Kemalist kesimde son yıllarda gitgide artan bölünme paranoyası, Baykal’ın tutarsız siyasetini fark edemeyecek ölçüde gözleri karartmış bulunuyor. Kürt düşmanlığında ırkçı milliyetçi MHP’lilerle aralarındaki mesafenin hızla kapanmasına sebep olan bu paranoya, doğal olarak Kürt sorununun, PKK’nin “ezilmesiyle” ve bölgenin ekonomik-sosyal gelişmişlik düzeyinin yükseltilmesiyle çözülebileceği yanılsamasını yaratıyor.
Elbette teker teker soracak olsanız, kendisini ulusalcı ya da Kemalist olarak tanımlayan hiç kimse Kürtlere düşmanlık beslemediğini söyleyecektir. “Benim de Kürt arkadaşlarım var” diye başlayan ve Türkleşmiş Kürtlere övgü dolu sözlerle sempatilerini belirttikten sonra Türkleşmemekte ısrar edenleri, Atatürk’ün “Türk” tanımlaması ve “alt kimlik-üst kimlik” kavramlarını kullanarak, Türk kimliğini bir üst kimlik olarak benimsemeye davet etmektedirler. Kimlikler arasında tanımlanan bu hiyerarşi, Türk-Kürt kardeşliğinin de aslında ağabey-kardeş ilişkisi olduğu gerçeğine tıpatıp uyuyor. Üstelik bugün isyan etmekte olan kardeşin, ağabeyin gözü önünde yıllardır devlet baba tarafından itilip kakılmakta olduğunu da göz ardı etmemek gerek. Yine de kendini ulusalcı ve Kemalist olarak tanımlayanlar Kürtlerin isyan etmesinin sebebinin “kışkırtma” olduğu konusunda ısrarcılar.

Kürt sorunu bir kışkırtma değildir
Kürt sorununun “terör sorunu”, terörün kaynağının da “kışkırtma” olduğunu düşünenler ile tartışmak için birkaç noktaya değinmekte fayda var. İlk olarak, 30 yılı aşkın süredir PKK’nin var olduğunu ve zaman zaman durulan, zaman zamansa şiddetlenen bir savaşın sürdüğünü düşünecek olursak soruna “kışkırtma” olarak bakılamayacağı hemen ortaya çıkıyor. Bu kadar süredir, her türlü özel harp yönteminin kullanıldığı bir savaşa rağmen PKK’nin yok edilememesinin tek bir gerekçesi olabilir o da Kürt halkından aldığı destek. Öyleyse PKK’nin, ortada hiçbir sorun yokken Kürtleri eline silah alıp dağa çıkmaya ikna ettiğini düşünmek saflık olur.
İkincisi, sorun ekonomik ve sosyal “geri kalmışlık” ile açıklanamayacak kadar büyüktür. Bölgeye birkaç fabrika açılarak ya da eğitim seferberliği başlatılarak “isyanı bastırmak” mümkün olmayacaktır. Böyle bir çözüm, Kürt uluslaşması henüz bugünkü kadar hız kazanmamışken uygulanmış olsaydı bir dereceye kadar etkili olabilirdi. Nitekim amacına tam olarak ulaşamamış olsa da Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu tür uygulamalar Kürtlerin Türkleştirilmesinde kullanılmış ve belli oranda etkili olmuştur. Ancak bugün Kürtleri Türkleştirmek mümkün gözükmemektedir. Çünkü bugün Kürt ulusal kimliği geniş bir Kürt nüfus tarafından kabul edilmekte, Kürtçe yayın yapan gazete ve televizyonlar, Kürt dilinin gelişmesini ve yaygınlaşmasını sağlamakta, Kürt kültürü, kaybolup gitmek şöyle dursun, gün geçtikçe daha çok yaygınlaşmaktadır. Bu anlamda Kürt kimliği, Laz, Çerkez vb. gibi bir etnik kimlik olmaktan çıkmış, bir ulusal kimlik haline gelmiştir.
AKP karşıtı olmanın yarattığı ruh hali, yukarıda sözünü ettiğimiz bölünme paranoyası ve Kürt düşmanlığı ile birleşince, ulusalcı ve Kemalist çevrelere Kürt sorununa karşı takındıkları tutumu değiştirmelerini önermek daha da zorlaşmış gözüküyor. Zira bu çevrelerden Kürt sorununa şimdiye değin kayıtsızlıkla yaklaşanlar bile AKP’nin “Amerikancılığını” ve “Cumhuriyet düşmanlığını” hesaba katarak Kürt sorununun çözümüne ilişkin söylenecek her söze kulaklarını tıkamış durumdalar. Oysa yan yana, kardeş kardeş yaşamak için yapılması gereken ilk şey “ağabeylik”ten vazgeçmektir.{jcomments on}