Ömer Akyüz -
İlk baskısı Bilim ve Gelecek Kitaplığı’ndan Haziran 2008’de çıkan kitap 4 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Harun Yahya’nın Yaratılış Atlasında yer alan iddialara yanıtlar veriyor. Verilen yanıtların hepsinin bilimsel tezler ve deneylerle desteklenmesine özen gösterilmiş. Her iddiaya kapsamları içerisine girdiği disiplinden bir bilim insanı cevap veriyor.
İnsanlık tarihindeki inanışlara bu günkü bilgi birikimimizle baktığımızda bizi gülümseten hatta yer yer bizi kahkahalara boğan tonla kabuller görürüz. Mesela Dünya’nın düz bir tepsi şeklinde olduğu bir zamanlar bazı insanların kabulleri arasındaydı. Öyle ki denizcilerin çok açılıp da tepsi şeklindeki dünya’nın sınırlarını aşıp boşluğa düşmekten korktuğunu okumuşuzdur. Bu inançların kimler tarafından ilk olarak ortaya atıldığına dair çoğumuzun hafızasında bir isim belirmez açıkçası. Bu durumun en önemli nedeni bahsettiğimiz kabullerin bilimsel bir nitelik içermemesi ve/veya mantık sınırlarının dışında olmasıdır. Bu mantık ve bilim dışı söylemlerin bir zamanlar var olduğunu yine bilim sayesinde biliyoruz. Biliyoruz ki ilk olarak Magellan dünyanın çevresinde dolaşarak Dünya’nın yuvarlak olduğunu kanıtlamış ve bu kanıtlanmışlık tepsi inanışının yerini bir daha hiç değişmemek üzere almıştır. Benzer bir şekilde Dühring’i ve düşüncelerini Engels’in kitabından biliyoruz mesela. Tarih saçmalıklara karşı bilimi ve bilimsel düşünce yöntemini hep haklı çıkarmıştır çıkaracaktır da. Magellan, Pascal, Newton, Einstein, Darwin ve sayfanın azizliğinden ötürü sayamadığımız binlerce bilim insanı ve bunlara ait bilimsel bilgiler nesilden nesile aktarılarak, yeni bilgiler eklenerek hep hatırlanacaktır. Ama öte yandan, ne yazık ki günümüzde hala ilk cümlede söylediğimiz komik inanışların evrimleşmiş halleri mevcut. Ne yazık ki diyorum, evrimleşmiş diyorum çünkü böyle düşünceler artık sadece komik değil aynı zamanda sinir bozucu, rahatsız edicidir. Sinir bozucudur, rahatsız edicidir çünkü biyolojinin ve biyolojiyle ilişkili bütün disiplinlerin temelini oluşturan ve bilim dünyasınca kabul görmüş evrim teorisinin yerine bilimle alakası olmayan bir safsata konmak isteniyor, bunun çabaları 150 yılı aşkın bir süredir hala devam ediyor. Hele bu çabaların ABD patentli olduğu ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra oluşan boşlukta dogmaların bilim kisvesi altında hummalı bir çalışmayla yayılması ayrıca mide bulandırıcıdır.
Bizimle aynı rahatsızlıkları hisseden onlarca bilim insanı değerli çalışmalarına biran olsun ara verip bir cevap vermeliyiz demişler ve çok önemli bir yapıta imza atmışlar: Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği. İlk baskısı Bilim ve Gelecek Kitaplığı’ndan Haziran 2008’de çıkan kitap 4 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Harun Yahya’nın Yaratılış Atlasında yer alan iddialara yanıtlar veriyor. Verilen yanıtların hepsinin bilimsel tezler ve deneylerle desteklenmesine özen gösterilmiş. Her iddiaya kapsamları içerisine girdiği disiplinden bir bilim insanı cevap veriyor. Harun Yahya (Adnan Oktar) ‘nın teori diye sunduklarının bilimle yakından uzaktan alakası olmadığını, çürütmeye çalıştığı Evrim Teorisi hakkında bilgisinin yok denilecek kadar az olduğu ve argümanlarının çarpıtmalardan, dogmalarla temellendirilen söylemlerden öteye gitmediğini kitabın ilk kısmında çok açık bir şekilde gösteriliyor. Kitabın ikinci bölümünde “akıllı tasarım”ın bir bilim sayılamayacağı, canlıların aslında hiç de yaratılışçıların savunduğu gibi kusursuz olmadığı yine birçok doyurucu örnekle ve yine dünyanın dört bir yanından birçok bilim insanı tarafından açık bir şekilde izah ediliyor. Üçüncü bölümde birçok önemli araştırmaya yer verilerek yaratılışçılığın nerelerden nasıl palazlandığı, nerelerde etkili kılınmaya çalışıldığı, Türkiye’ye ne zaman nasıl yollarla sokulduğu ve nelere hizmet ettiğine dair birçok değerli bilgi okuyucuya sunulmuş. Bu değerli bilgiler ve daha önceki bölümleri birlikte düşünüldüğünde kitap, okuyucuya bütünlüklü olarak “akıllı tasarım” teorisinin (!) arka planını oluşturan ideolojik –politik- duruşu net bir biçimde sunuyor. Ama bunu yaparken okuyucunun bu durumu yine kendi yorum yetileriyle bir yerlere bağlayabilmesine çok uygun bir boşluk ve soru işaretleri vererek yapıyor. Kitabın dördüncü ve son bölümünde evrim kuramının bilim alemindeki öneminden, bilimle olan tamamlayıcı ve bütünleyici konumundan bahsediliyor. Buna ek olarak yine son kısımda “akıllı tasarım” savunucusu kişi, kurum ve kuruluşların eleştirilerine yer verilmiş. Okunması ve tekrar tekrar yararlanılmak üzere her kitaplıkta bulunması gereken kapsamlı, net bir dile sahip, bütünlüklü ve tam olarak tokat gibi cevap niteliklerine sahip önemli bir eser. Son olarak; bizden sonraki nesiller kitabın cevap verdiği iddiaları bu ve benzeri kitaplardan bilecektir ve belki bizim bugün ‘tepsi dünya’ inanışına güldüğümüz gibi güleceklerdir. Evrim olmadan bilim olmaz.{jcomments on}