Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Arka bahçeye ABD tahkimatı

Gururcan Çalışkan - 

ABD’nin başına bela olma ihtimali yüksek olan Venezüella ve Ekvador gibi ülkelere karşı Kolombiya’yı piyon olarak kullanma niyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Fakat ABD’nin unuttuğu nokta Kolombiya’daki bir yandan kafası karışık, diğer yandan tahammülünü kaybetmeye başlayan halk unsurudur.

farcLatin Amerika’da, ABD ile Kolombiya hükümeti arasında imzalanan 7 adet askeri üs anlaşması ile ipler bu kez çok ciddi bir biçimde gerildi ve kolay kolay da gevşeyeceğe benzemiyor. Ekvador devlet başkanı Rafael Correa 2007 yılında Ekvador’un doğusundaki Manta üssünün kullanım anlaşmasının yenilenmeyeceğini duyurmuştu. ABD’nin bölgede 1999 yılından beri kullandığı Ekvador’daki Manta üssü 17 Temmuz itibariyle kapanma aşamasına girmiş bulunuyor. Bütün Latin Amerika ülkelerinin birer birer ABD kontrolünden çıkmaya başladığı bugünlerde Kolombiya’nın ABD ile girmiş olduğu bu müttefiklik ilişkisi bu ülkenin bölgede yalnızlaşmasına sebebiyet verirken Hugo Chavez’in Kolombiya ile ilgili yaptığı “Latin Amerika’nın İsraili” benzetmesi de günden güne daha bir manidar hale geliyor. Bu İsrail benzetmesinin neden doğru bir tespit olduğunu, bölgede bütün olan biteni ve muhtemel olasılıkları anlayabilmek için Kolombiya’nın mevcut durumuna ve geçmişine kısaca bir bakmak gerekiyor.
Kolombiya’nın sosyal ve ekonomik durumuna bakıldığında ülkede büyük bir çoğunluğun kafasının karışık olduğu, geri kalanın ise sol görüşe sahip olduğu görülüyor. Bu durum Kolombiya’yı emperyalizm açısından oldukça önemli kılarken, solun da önü alınamaz yükselişi bu ülkeyi oldukça tehlikeli bir noktaya doğru sürüklemektedir. Başta Venezüella, Ekvador ve Bolivya gibi emperyalizmin neredeyse tamamen kaybettiği  ülkeler olmak üzere, ABD’nin büyük oranda hegemonya kaybına uğradığı Brezilya, Arjantin ve Şili gibi ülkeler düşünülürse Kolombiya, Washington yönetiminin bölgedeki son şansı durumundadır. Bunun yanında sefalet, çeteler arası savaşlar ve uyuşturucu ticareti nedeniyle bunalan, günden güne solculaşan ve emperyalizme tahammülünü kaybeden bir ülke. Bu ve bunun gibi sayılabilecek bir çok nedenle Kolombiya için belki de bu dönemin en ciddi sağ-sol çatışmasının yaşanacağı ülke olacağını iddia etmek boş bir iddia olmayacaktır.
Kolombiya’nın dış siyaseti ise aynen Chavez’in de dediği gibi bölgedeki İsrail benzetmesine uymaktadır. 1960’lı yıllardan başlamak üzere Latin Amerika’da gerçekleşen bir çok ABD kaynaklı askeri darbenin Kolombiya üzerinden gerçekleştiği, bir çok paramiliter çetenin silah ve lojistiğini Kolombiya hükümeti vasıtasıyla sağladığı, aynı şekilde mafya örgütlenmelerinin de hep Kolombiya hükümetlerince desteklendiği bilinen bir gerçektir. 1980’li yıllarda Nikaragua’da Sandinistlerin galibiyetiyle sonuçlanan iç savaş sırasında kontraların Kolombiya’ya ait olan Nikaragua’ya çok yakın San Andres adasından lojistik ve silah desteği aldıkları bilinmektedir. Bu nedenle Kolombiya’nın San Andres üzerindeki hakimiyetinden haklı bir biçimde rahatsız olan Daniel Ortega yönetimi kıta sahanlığı gerekçesiyle bu adayı istemektedir. Kolombiya’da uyuşturucu kartellerinin elindeki koka tarlalarının üzerinden uçakla bile geçemeyen Kolombiya güvenlik güçleri, koka yasağını kaldıran komşusu Ekvador ve Bolivya’nın topraklarına girerek fosfor bombası kullanabilmektedir. Venezüella’yı düşman ilan eden Kolombiya Savunma Bakanı Juan Manuel Santos, Kolombiya ordusunun Ekvador’a Farc operasyonu bahanesiyle girmesi, Uribe hükümetinin açıkça söylemese de Honduras’taki darbe yönetimini desteklemesi ve son olarak da 7 adet ABD üssü anlaşması gibi olaylardan anlaşılacağı gibi Kolombiya Alvaro Uribe hükümetiyle beraber Latin Amerika’da İsrail’i aratmamaktadır.
ABD, son günlerde ciddi bir biçimde dillendirilen olası İran saldırısı öncesinde arka bahçede ciddi bir tehdit istememektedir. Zira Hugo Chavez’in ABD düşmanı olarak bilinen başta İran olmak üzere bazı Ortadoğu ve Avrasya ülkelerine yaptığı geziler ABD’yi tedirgin etmektedir. ABD’nin başına bela olma ihtimali yüksek olan Venezüella ve Ekvador gibi ülkelere karşı Kolombiya’yı piyon olarak kullanma niyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Fakat ABD’nin unuttuğu nokta Kolombiya’daki bir yandan kafası karışık, diğer yandan tahammülünü kaybetmeye başlayan halk unsurudur. Uribe yönetimi güneydeki Caqueta bölgesinde kontrolü Farc’a, Venezeüella sınırı yakınındaki Arauca bölgesinde ise kontrolü ulusal kurtuluş güçleri olan ELN’ye kaptırmıştır. Uribe yönetimi halk bu kadar sefalet içinde yaşarken seçimlere hile karıştırarak ya da halkın gözünü paramiliterlerle korkutarak daha fazla konumunu muhafaza edemez. Sonuç itibariyle yakın bir zamanda Kolombiyanın da emperyalizmin kaybedeceği Latin Amerika ülkelerinden biri olması işten bile değildir…{jcomments on}