Katil zanlısı, 197 gün, kurbanın evine yürüme mesafesi bir yerde saklanıyor, fakat herkes onu yurt dışında sanıyor! Çemberi daraltmakla meşgul olan polis, kendisine taş atan Kürt çocuğunun kafasını kırarken aynı özeni göstermiyor ama! Kürt çocuğunu evinden ‘alan’ polis Cem Garipoğlu’nu Rusya’da arıyor! Diyarbakır’da kafası polis dipçiği ile kırılan çocuğun ailesi ‘adalet’ diye bağırıyor ama, ‘adalet’ onlara Garipoğlu ailesi’nin yanından el sallıyor! Garipoğlu ailesi ne garip ne de gariban olduğu için adalet onları tercih ediyor!
Türkiye’nin gündemine oturan Münevver Karabulut cinayetindeki son gelişme, katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun teslim olması oldu. Polisine toz kondurmayan medya, önce ‘Cem Garipoğlu teslim oldu’ diye duyuruyor; birkaç saat sonra manşetler Cem Garipoğlu ‘yakalandı’ya dönüyor.
Kokuşmuş medyanın kaypaklığı üzerinden atlanabilir bir detay olmakla birlikte, söylenmeden geçilemeyecek şeyler de var elbette! Mesela, şimdilerde, kafa kesen 17 yaşındaki psikopat ‘çocuğun’ masumluğunu keşfetmekle meşgul olmamız gibi... Sucuk-ekmek yemek isteyen, sabahlara kadar ağlayan, kafasını kestiği kız için “keşke o değil ben ölseydim” diyebilecek kadar insan olan bir psikopat! Medya ağız birliği etmiş: ‘Psikopat da olsa insan insandır’ şiarının etrafında kenetlenmiş anlaşılan... Bu bir Cem Yılmaz esprisi olsaydı, medya bizi güldürebilirdi ama ortada çöpe atılmış kesik bir baş olduğunda sövdürtüyor kendine ancak!
Cinayetin işlendiği günden bugüne Eski Emniyet Müdürü’nden Valisi’ne, Bakanı’ndan Başbakanı’na kadar devlet ahalisi hep birşeyler söyledi Baba Karabulut’a... Kimisi “kızına sahip çıksaydın be birader” dedi; kimisi de “...yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya...” diyerek ahlak dersi verdi. Yeni Emniyet Müdürü de uzunca bir süredir ‘çemberi daraltmak’la meşguldü. Yeterince daraltmış olacak ki teslim oldu zanlı! Etrafını ateş çemberi sarmış bir akrep gibi kendini sokmayı tercih etti sanki! Tabi yerseniz... Ama bizim, kahraman polis hikayelerine karnımız tok. O kadar tok ki önümüze konan her lokma midemizi bulandırıyor ancak!
Emekli paşaları yataklarından kaldırıp savcının huzuruna çıkaracak kadar kudretli emniyet teşkilatı, 17 yaşında canı sucuk-ekmek çeken bir çocuğu yakalamak yerine çemberi daraltmakla yetiniyor ve teslim olmasını bekliyor zanlının. Ne demokratik tavır ama!
Çember daraltılırken de bir dizi olay meydana geliyor birbirinden bağımsız! Önce Baba Karabulut’un, zanlının ailesinden kan parası talep ettiği iddiaları gündeme geliyor. Ardından zavallı baba medya maymunu haline gelip sokaklara çıkıyor; insanların gözündeki meşruiyeti zedeleniyor. Sonra, altı ay önce işlenen bir cinayetin kurbanının cep telefonundaki bir mesaj deşifre ediliyor ve bir teğmenle Münevver Karabulut’un olay günü mesajlaştığı ortaya çıkarılıyor. Teslim olan Cem Garipoğlu da cinayeti kıskançlık sebebiyle işlediğini söylüyor! Ne tasadüf ama! Ne söylenmeye çalışılıyor bize? Öldüren kadar öldürülen de mi suçlu denmek isteniyor? Yoksa hafifletici sebep mi aranıyor?
Katil zanlısı, 197 gün, kurbanın evine yürüme mesafesi bir yerde saklanıyor, fakat herkes onu yurt dışında sanıyor! Çemberi daraltmakla meşgul olan polis, kendisine taş atan Kürt çocuğunun kafasını kırarken aynı özeni göstermiyor ama! Kürt çocuğunu evinden ‘alan’ polis Cem Garipoğlu’nu Rusya’da arıyor! Diyarbakır’da kafası polis dipçiği ile kırılan çocuğun ailesi ‘adalet’ diye bağırıyor ama, ‘adalet’ onlara Garipoğlu ailesi’nin yanından el sallıyor! Garipoğlu ailesi ne garip ne de gariban olduğu için adalet onları tercih ediyor!
Ama ‘adalet’ bizi hiç şaşırtmıyor! Aynı ‘adalet’ baklava çalan çocukları yedi yıl hapis cezasına çarptırdığında da, kim bilir kimin yanında el salladı baklava çalan çocuklara... Yine kim bilir, Kızıltepe’de 13 yaşında 13 yerinden kurşunlanarak katledilen Uğur Kaymaz’ın ailesi ‘adalet’ dediğinde, nerdeydi adalet?
Adalet hakkında çok mu önyargılıyız sizce? Kim bilir belki de ‘adalet’, sucuk-ekmeği daha çok seviyordur baklavadan; ya da Diyarbakırlı değil, Nişantaşılıdır adalet ve hemşehrisini kolluyordur. Ne dersiniz?
Nerde kalmıştık? Polis çemberi daralttı; katil zanlısı teslim oldu; aksiyon filmi havasına büründürülmüş bir cinayet hikayesi son erdi. Ortada da kızlarının başını çöplükte bulmuş bir ana-baba ile kırmızıya boyanmış bir testere kaldı. Ha bir de sınıfsal olduğu için sınıfta kalmaya mahkum olan bir adalet...{jcomments on}