Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Çalışanlara tuvalet sınırlaması

 

Emre Uğur - 

İlk etapta işçilerin çay ve sigara molalarını kısıtlama yöntemini seçen patronlar, yeterli olmadığını gördüklerinde tabii ki daha fazlasını istediler. Öyle ya, demokratik, özgür bir sistemde yaşıyoruz. İşçiyi, emekçiyi ezmek, kar etme özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldırmak, kar için gerekirse, kot taşlama işinde çalışanların ölümüne göz yumdukları gibi, ölümlere göz yummak çok doğal, çünkü adamların kar etme özgürlükleri var!

ProductionLine_mÖzellikle son dönemde, iş yerlerinde uygulanan ve tuvalete gidişlerde kullanılan kartlı kontrol sistemi patronların son icadı olmuştur. İşçilerin, çalışma saatlerini artırmak için uygulanan bu sistemde her işçiye verilen tuvalete gitme hakkı günde üçe indiriliyor. Üstelik tuvalette her bir seferde en fazla on dakika kalınabiliyor. Sınırı aşanlarınsa cezası çoktan bulunmuş; maaşlarda kesinti. Uygulama; az çalışanla çok iş yapmak, kriz dönemini en ekonomik biçimde atlatmak ve kriz sonrası döneme ‘muhteşem’ miraslarla kalmak için yapılıyor.

Patronların savunmaları, çalışanların tuvalete giderek işten kaçtığı ve üretimi aksattıkları, bu yüzden de gerekli üretimi yapamayan şirketin zarar ettiği yönünde. İşçilerin bu uygulamaya fazla ses çıkaramayacaklarını çünkü günümüz işsizlik ortamında kimsenin işten atılmak istemediğini düşünen patronlar, tüm insanlık dışı yönlerini gözler önüne sermekten kaçınmıyorlar. En temel insani ihtiyaçlar arasında yer alan tuvalet ihtiyacını bile engelleyip insanlara Nazi kamplarındaki uygulamaları andıran çalışma koşulları yaratıyorlar. Bu uygulamanın bir adım ötesinin ne olacağı ve sonunda nereye kadar varabileceğini sadece tahmin edebiliriz. Çünkü bu adamların akılları ne kadar insanlıktan çıkabilir ve ne kadar kendilerini kaybedebilirler sorularının belli bir sınırla ifade edilebilecek cevapları bulunamadı henüz. Arjantin’de bir süpermarket, kasiyerlere tuvalete giderek zaman kaybetmemeleri için bez bağlatmıştı. Bu ve bunun gibi birçok uygulamaya dünya üzerinde rastlamak mümkün, sadece bakabilmek yeterli.

1200–3000 lira arasında bir maliyeti olduğu bilinen kartlı sistemin patrona hiçbir mali getirisi olmayacağını söylemek mümkün. Tuvalet ihtiyacını gidermek zorunda olan ve iznini doldurmuş bir işçinin o fiziki koşullar altında yaptığı işin veriminin düşeceği kesindir. Fazladan tuvalete giden çalışanlar içinse maaş kesintisi gibi kendilerince çok zeki cezaları uygun görmüşler. İşçinin verimi dışında da hiçbir derdi olmayan patronların işçinin bu uygulama yüzünden rahatsızlanacağını düşünemedikleri ya da düşünüp umursamadıklarını da tahmin edebiliyoruz. Yalnızca bu uygulama yüzünden hastalanan işçiler olmayacak tabii ki. Hasta şekilde çalışmaya gelen işçiler de gün içinde çok zorlanacaklar. İzin mi alırlar dediniz, o dediğiniz unutulalı çok oldu. Üç dakikalık tuvalet ihtiyacını çok gören büyük patrondan izin almak kimin haddine?

Krizin attığı tokatla birlikte kara kara düşünmeye başlayan patronlar, işten çıkarmalarla birlikte mevcut işçi sayılarını ve verdikleri maaş miktarını azalttılar. Bu şekilde durgunluk dönemini en az zararla atlatmayı düşünüyorlardı. Yalnız ortada kocaman bir sorun vardı; zaten çalışma, çalışabilme sınırını çoktan aşmış bir çalışma programı belirlemişlerdi. Bundan fazlası için akla mantığa sığmayan yöntemler geliştirmeleri lazımdı ki bu yöntemleri de bulmakta çok zorlanmamış gibiler. İlk etapta işçilerin çay ve sigara molalarını kısıtlama yöntemini seçen patronlar, yeterli olmadığını gördüklerinde tabii ki daha fazlasını istediler. Daha fazlasını istemek söz konusu olunca her yolun kendileri için açık olduğunu da biliyorlar. Öyle ya, demokratik, özgür bir sistemde yaşıyoruz. İşçiyi, emekçiyi ezmek, kar etme özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldırmak, kar için gerekirse, kot taşlama işinde çalışanların ölümüne göz yumdukları gibi, ölümlere göz yummak çok doğal, çünkü adamların kar etme özgürlükleri var!
Çay ve sigara molası gibi molalar tüm işçiler için gereklidir. Bu molaların dahi kaldırılması kısıtlanması insanlık dışıdır. 10-12 saat çalışan işçiler ister fiziksel güç gerektiren işlerde çalışsınlar ister zihinsel güç gerektiren masa başı işlerde çalışsınlar, mola vererek kendilerini fiziksel ve zihinsel olarak toplamak zorundadır. Bu gereklilikler yerine getirilemediğinde ise fiziksel ve zihinsel çöküntü başlar. İş kazaları artar, işçilerin can güvenliği ortadan kalkar. En iyi ihtimalde bile çalışanlar bu yorgunluğa sürekli maruz kalarak depresyon gibi çok ciddi psikolojik rahatsızlıklarla boğuşmak zorunda kalırlar. Mesele sadece bir çalışanın çay veya sigara içmesi meselesi değildir. Tuvalete kısıtlama getirme konusunda da ihtiyacını karşılayamayan çalışanlar fiziksel olarak yıpranacak, rahatsızlanacaktır.

Krizin getirdiği maddi yükü işçinin sırtına yıkan, vergi yükleriyle, zamlarla bedeli işçiye ödeten sistem fiziksel olarak da çalışanlardan alabileceğinden fazlasını istemekten kaçınmıyor. Halkın yanında olması gereken, bizim sosyal haklarımızı koruması gereken hükümet ise yaratıcılıkları karşısında patronları alkışlamaktan başka bir şey yapmıyor, yapması da beklenmiyor zaten. İşçinin hakkını korumak yine işçiye kalıyor.{jcomments on}