Ömer Akyüz -
Emperyalizm küreseldir. Hastalığa dair teşhisimiz kadar reçetemiz de gayet açık: dünya barışına giden yol, kardeş dünya halklarının emperyalizme karşı birlikte mücadelesinden geçer.
Bu yıl NATO müttefikleri anlaşmanın 60. yılını ve altmış yıldır “barış, bireysel özgürlük, demokrasi ve hukuk üstünlüğü”(1) ismi altında dünya halklarına götürdükleri emperyalizmi kutlama hazırlıkları içerisindeler. Dönüp altmış yıllık geçmişe baktığımızda, NATO müttefiklerinin yaptıklarıyla, onların hedeflerinin başına koymuş oldukları “…herhangi bir uluslararası anlaşmazlığı, uluslararası barış ve güvenlik ve adaleti tehlikeye sokmadan barışçıl yollarla çözmek…” (1) amaçları arasında bir paralellik bulabilmek, samanlıkta olmayan iğneyi bulabilmek kadar zor. Ama “Dünya üzerinde NATO’nun nasıl bulunabileceği” sorulsaydı cevabımız en vahşi hayvanların kaçış yönünün zıttında bile olabilirdi. Öyle ki NATO güçlerinin gittikleri her yere götürdüğü kan, savaş, açlık, sefalet, sömürü, katliam vb artık en vahşi hayvanları bile habitatlarını bırakıp oradan kaçmaya itiyor.
NATO nereden çıktı?
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Alman militarizmine karşı ilk olarak Birleşik Krallık ile Fransa arasında imzalanan Dunkirk Anlaşması (1947), daha sonra Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’un da içine girdiği Brüksel Anlaşması’yla (1948) Batı Birliği Savunma Örgütü kurulmuş oldu. Bu kurulu düzeni soğuk savaş halinde bulunduğu Sovyetler Birliği’ne karşı kullanmak isteyen ABD 1949’da bu birliğe katıldı ve birliğin kuruluş amacını “Sovyetlerle mücadele” olarak değiştirdi. Kuzey Atlantik İttifakı (NATO) böylece kurulmuş oldu. Anlaşma’nın 5. maddesinde yer alan ibareye göre; bu anlaşma bir savunma anlaşmasıdır ve taraflardan herhangi birine Avrupa veya Kuzey Amerika’da (Kuzey Atlantik Bölgesi) yöneltilecek silahlı bir saldırıya karşı ortak meşru savunma hakkı kullanılacaktır.(2)
Altmış yıl önce, anlaşma imzalandığında NATO’nun işlevi bunlardı; Kuzey Atlantik bölgesindeki olası bir Sovyet tehdidine karşı bir savunma örgütü olarak kurulmuştu.
NATO’nun karnesi:
Çocukluğumuzda hepimize sayısız masal anlatılmıştır. Pertev Naili Boratav’ın masal tarifinden biraz alıntı yapmanın bize yarar sağlayacağını düşünüyorum: “masal nesirle söylenmiş, dinlik ve büyülük inanışlarında ve törelerden bağımsız, tamamıyla hayal ürünü, gerçekle ilgisiz ve anlattıklarına inandırmak iddiası olmayan kısa bir anlatıdır.”(3) Tanımdan da anlaşıldığı üzere, masalların gerçeklik değeri ve anlatılanlara inandırmak iddiası yoktur ama gel gör ki çoğumuz o masallarda anlatılan iyi ve güzel dünyaya inanırdık. Şimdi çocukluğumuzu ve o masallarımızı bir tarafa bırakalım ve bugüne ve gerçeklere bakalım. NATO’nun masal kısmında bize vaat ettiği barış ve huzur dünyasını üstteki kısımda bıraktık. Acaba gerçek dünyada NATO ne yapmış diye dönüp baktığımızda ABD emperyalizmine sıkı sıkıya bağlılığından başka bir şey görünmüyor. İmzalandıktan sonra ilk olarak Batı Almanya’nın yeniden silahlandırılmasına izin verildi, ittifakta bulunan tüm ülkelerin de silahlandırılmasına ve ordularının denetiminde NATO’nun büyük söz sahibi olmasına karar verildi. Bu denetimin aslında NATO ismi altında ABD denetimi olduğunu ABD’nin savaşlarından görebiliriz. ABD’nin Kore’ye yaptığı askeri müdahalede, Kore’ye Türk Silahlı Kuvvetleri’nin asker göndermesi ve sonrasında Türkiye’nin NATO üyeliğinin gerçekleşmesi bunlardan sadece bir tanesi. ABD’nin savaş açtığı her yerde NATO’nun da hemen bitivermesi ve ABD’nin bir askeri üssü gibi olaylara müdahale etmesi de bu duruma bir başka örnek. NATO’nun 70’lerin sonunda Afrika’daki yeni solcu hükümetleri ABD’nin denetiminde tutmakta oynadığı rol çok büyüktür(4). Vietnam, Irak, Afganistan’da ‘barış’ için öldürdükleri sivillerin sayısını hesaplamak bir hayli zor. Bunlardan bahsediyoruz ama NATO’nun masalını son bir defa hatırlamakta fayda var: NATO, Kuzey Atlantik Bölgesi’nde olası bir Sovyet tehdidine karşı bir savunma bloğu olarak kurulmuştu. Hadi şimdi bugüne son bir defa bakalım. Sovyetler 1991 yılında dağıldı ve NATO dünyanın her yerinde. Ortada bir Sovyet tehdidi yok ama niye NATO hala var? Ne Afrika ne Irak ne de Afganistan Kuzey Atlantik Bölgesi’nde değil ama NATO’nun ne işi var buralarda? Bunların cevabını tek seferde verelim de masallardan kurtulalım. Cevap açık: emperyalizm küreseldir. Hastalığa dair teşhisimiz kadar reçetemiz de gayet açık: dünya barışına giden yol, kardeş dünya halklarının emperyalizme karşı birlikte mücadelesinden geçer.
(1) http://www.belgenet.com/arsiv/sozlesme/nato.html
(2) Oral Sander, Siyasi Tarih 1918-1994, Ankara 2007, s.267
(3) Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı, İstanbul 1982, s.75
(4) Eric Hobsbawm, Kısa 20. Yüzyıl 1914-1991 Aşırılıklar Çağı, İstanbul 2007, s.333{jcomments on}