Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Viva Cuba, viva socialismo!*

 

Emre Uğur - 

Faşizme, emperyalizme karşı verilen mücadele elli yıldır sürüyor, sürecektir. Halk elleriyle, emeğiyle ve mücadeleyle gerçekleştirdiği sosyalist devrimini tüm baskılara rağmen yarınlara taşıyacaktır.

18Küba halkı bağımsızlığını zor şartlarda, çarpışarak, mücadele ederek sosyalist devrimle kazanıp tüm dünya halklarına umut veren ve örnek olan bir zafer haline getireli tam elli yıl oldu. Yarım asrı geride bırakan Küba halkı devrimi kimlerden, nasıl kazandığını daha dün gibi hatırlıyor. Küba halkı, ABD’nin desteklediği faşist Batista iktidarının Küba topraklarını fuhuş, kumar ve uyuşturucu merkezi yapıp, Amerikalı zenginlerin para dökecekleri bir ‘cennet’ haline getirmesini, zenginlerin fakirleri ezdiği, sağlık ve eğitim imkanlarından halkın yoksun bırakıldığı, işsizliğin, adaletsizliğin, baskının hüküm sürdüğü günleri unutmadı. Faşizme, emperyalizme karşı verilen mücadele elli yıldır sürüyor, sürecektir. Halk elleriyle, emeğiyle ve mücadeleyle gerçekleştirdiği sosyalist devrimini tüm baskılara rağmen yarınlara taşıyacaktır.

ABD ve ABD’ye bağlı ‘bağımsız’ ülkeler, bilindiği gibi, Küba’ya ambargo uygulamaktadırlar. Küba halklarını bu şekilde yıldıramayacağını hala anlamamış olan ABD, ambargo uyguladığı kimi ürünlerin Küba’da zor bulunuyor oluşunu bahane ederek Küba halkına kendi hükümetini şikayet ediyor! Bakın diyor, “Siz kendi hükümetiniz yüzünden birçok şeyden mahrum kalıyorsunuz.” Oysaki durum çok farklı: Küba’yı elli yılda doksan milyar dolar zarara uğratan ambargonun tek sorumlusu bağımsız bir sosyalist ülke istemeyen ABD’dir. Küba ambargoya tabi olmasaydı, Küba’da bir çalışanın ortalama maaşı tam iki katına ulaşabilirdi. Bu ambargoya rağmen Küba’nın elli yılda elde ettiği kazanımlar büyük önem taşımaktadır. Bugün Küba’da okuma-yazma oranı %99,8’dir ve devlet her vatandaşına tüm eğitim hayatı boyunca yardım etmektedir. Ayrıca tabii ki eğitim de tamamen parasızdır. Her insan din, dil, ırk ayrımı yapılmadan parasız sağlık hakkına sahiptir. Kıta genelindeki çocuk ölüm oranlarının Kanada’dan sonra en düşük olduğu ülke Küba’dır. Yaşam süresi ortalama 77,27 yıldır. Bu da sağlık alanında verilen parasız hizmetin kalitesini ortaya koymaktadır. Devrimden bu yana onlarca üniversite açıldı ve tüm dünyada ihtiyacı olan her ülkeye doktor ve öğretmen gönderiliyor. Küba yakın bir zaman önce dünyanın umursamadığı Zimbabwe’ye kolera ile mücadele için doktor göndermiştir. Zimbabwe dışında 29 Afrika ülkesinde daha Kübalı doktorlar görev yapmaktadır. Çiftçilere ekebilecekleri kadar toprak veriliyor. İşsizlik oranı ise kapitalist dünya için hayli korkutucu düzeydedir: Sadece % 1,8.**

Elli yıllık devrim, elli yıldır emperyalizmin saldırısı altındadır. Ambargo gibi insanlığa sığmayan bir yöntem kullanılması yetmezmiş gibi bugüne kadar Fidel Castro’ya tam 638 suikast girişimi olmuştur.*** Dünya genelinde yürütülen Küba’yı karalama kampanyasının son örneği Che Guevara’nın ölümüyle ilgiliydi. Che’nin yanında savaşmış olan eski bir gerilla, bu iddianın ‘sahibi’. Paris’te yaşayan ve onlarca yıldır emperyalizm tarafından beslenen bu şahsın, su katılmamış bir dönek olduğu ve teorinin gerçek sahibinin komünizm düşmanları olduğu açıktır. “Che’nin yerini Fidel SSCB’ye söylemiş ve Che’yi SSCB ihbar edip öldürtmüş olabilir”miş. Yeni nesil psikolojik harp uzmanlarının bu kadar aptal olabileceği hiç tahmin edilemezdi. Lütfedip açıklasalar ya, Fidel Che’nin yerini GPRS yardımıyla mı öğrenmiştir? Yoksa kuşlar mı fısıldamışlardır? Sık ormanlar ve dağlar içinde bugün bile gerillaların yeri o kadar kolay belirlenemiyorken o günlerde nasıl oluyor da bu mümkün oluyor? Yoksa bir taşla dört kuş vurmak mıydı amacınız? 1- Che’yi siz öldürmemiş oluyorsunuz, yani emperyalistler yine masum oluyor. 2- Elli yıllık sönmeyen ateşin sahibi Küba halkının lideri Fidel Castro en yakın arkadaşını bile öldürten bir caniye dönüşüyor. 3- Komünistleri SSCB öldürmüş oluyor. 4- Che Guevara üzerinden dünyaya “Bakın gerçekten samimi bir devrimci olsanız bile yoldaşlarınız sizi arkanızdan vurur, boş işlerle uğraşıyorsunuz, bu dünyada sosyalizm olamaz.” mesajı verilmek isteniyor. Yıllardır üretilen, çürüyen, saçmalayan ve her başarısız komplo teorisinden sonra daha da aşağılıklaşan iftiralarınıza biz gülmekten yorulduk, siz yalan bulmaktan yorulmadınız.

Yıllarca yalnız bırakılmaya çalışılan Küba, Güney Amerika’da son yıllarda yeniden gücüne kavuşan ve ABD İmparatorluğuna kafa tutan halkçı hükümetlerle artık dayanışma içinde. Venezuela ile peş peşe anlaşmalar yapan Küba; Brezilya, Arjantin, Şili, Meksika ve Ekvador gibi birçok ülkeyle de sürekli diyalog halinde ve diyalog bir tür dayanışmaya dönüşerek ilerleyecek gibi duruyor. Devrime olan bağlılığıyla, devrimin coşkusunu ellinci yılında da ilk günkü gibi yaşayan Küba, dünya halklarına umut vermeye devam ediyor. Hasta la Victoria siempre!

*Yaşasın Küba yaşasın sosyalizm
**İstatistikler CIA resmi web sitesinde bulunan ‘The World Factbook’ kitabının Küba (Cuba) bölümünden alınmıştır.
*** “Castro’yu Öldürmenin 638 Yolu” adlı belgesel filmden alınmıştır. Yönetmen: Dolan Cannell.{jcomments on}