Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Antisemitist olmayalım derken Siyonist olanlar

 

Uğur Erözkan - 

İsrail devletinin kurulmasından bu yana bir siyasal akım olarak antisemitizmden bahsetmek mümkün değildir. Ancak bazı fanatik dinci gruplar Yahudi düşmanlığı güdüyor olabilirler. Bugünlerde antisemitizmin yükselişi olarak yutturulmaya çalışılan şeyin din veya ırk ayrımcılığıyla ilgisi yoktur. İnsanların büyüyen öfkesi nin ve nefretinin hedefinde İsrail devleti ve o devletin ırkçı ideolojisi Siyonizm vardır.

filistinİsrail devletinin Gazze’de yaptığı son katliamın tüm dünyada çok büyük bir tepkiyle karşılaşması ile birlikte bazı çevrelerde o eski terane tekrar çalınmaya başladı. “İsrail’e tepki göstereyim derken antisemitizmi körüklemeyelim!” “Filistinlilere sahip çıkalım derken Yahudi vatandaşlarımızı ‘öteki’leştirmeyelim!” şeklinde özetlenebilecek çıkışlar, Tayyip Erdoğan’ın Hamas yanlısı açıklamaları ve tüm dünyada günlerce konuşulan Davos çıkışının ardından iyiden iyiye arttı. ABD ve İsrail muhibi köşe yazarlarının görevleri gereği değinmeden geçmedikleri antisemitizm meselesi NTV’de Okan Bayülgen’in magazinden bozma tartışma programına bile konu oldu. Bu yeni kanaat önderimizin konuyla ilgili fikirleri henüz program süresince yeni oluşmakta olduğundan bir başka vesileyle ‘içimizdeki antisemitizm’le nasıl mücadele etmemiz gerektiğini öğrenmeyi umuyoruz. Biz şimdilik Türkiye’deki antisemitizm ve bunun sorumluları hakkında yazdığı üç yazıyla bu işleri iyi bildiğini kanıtlamaya çalışan Hadi Uluengin’in yazdıklarına bakalım. 7 Şubat’ta yazdığı “Yeni antisemitizm” başlıklı yazısında Uluengin, Türkiye’de antisemitizm olmadığını iddia edenlere cevaben Türkiye’de her zaman bir antisemitizm olduğunu ve bunun ‘ulusalcı provokatörlerce’ son yıllarda iyice tırmandırıldığını söylüyor. Ona göre bu yeni antisemitizm Davos’tan çok önce vardır ve sorumluları da İsrail’le dost olduklarını her ağızlarını açtıklarında söylemeden edemeyen başbakan ve hükümet mensupları değil, “sabetayist avına çıkmış olan meczuplar”dır. Uluengin’in başbakanla ilişkisi ‘dostumun dostu’ şeklinde olduğu için ona toz konduramasa da başka köşe yazarları Erdoğan’ın da bu işte sorumluluğu olduğunu yazmaktan çekinmediler. Akşam gazetesi yazarı Nagehan Alçı, 4 Şubat tarihli “İçimizdeki düşman: Antisemitizm” başlıklı yazısında Türkiye’de eskiden beri var olan antisemitizmin milliyetçilik canavarından beslenerek bu sayede zaman zaman ayağa kalkmaya çalıştığını; bu canavarın son günlerde “Başbakanın Gazze’de Filistinlileri savunayım derken Türkiye’deki Yahudileri ‘öteki’ ilan etmesini fırsat bilip yine hareketlendiğini” yazdı. Durumun bu kadar ciddi olduğunu bas bas bağırdıklarına göre antisemitizm diye dillerinden düşürmedikleri bu ‘büyük felaket’in ne olduğuna, ne zaman ortaya çıktığına ve bugün ne anlama geldiğine bir değinmemiz şart oldu.

Antisemitizm dünyada bir siyasal akım olarak 18. Yüzyıl sonunda Avrupa’da filizlenmeye başladı. O dönemde antisemitizm yalnızca Yahudileri değil Sami kökenli dilleri konuşan bütün toplulukları aşağılayan ve Ari kökenli Avrupalıları yücelten bir akımdı. Antisemitizmin Yahudi düşmanlığına evrilmesine vesile olan önemli bir etken ise Yahudilerin Hz. İsa’nın ölümüne sebep oldukları inanışıdır. Bunun yanı sıra savaş sonrası yoksulluğun ve açlığın çok yaygın olduğu Almanya özelinde, kapalı bir toplum olarak yaşayan ve çoğunluğunun ticaretle uğraşması sayesinde Alman toplumunun geneline oranla daha varlıklı bir yaşam süren Yahudilere karşı oluşmuş olan nefretin de Antisemitizmin bir süre sonra yalnızca Yahudi düşmanlığı olarak bilinmesinde önemli bir etkisi olmuştur. Bu akım siyasal anlamını, Almanların mağduriyetinin politikasını yaparak güçlenen Nazizmde buldu. 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerin yenilgiye uğratılmasının ardından, Nazi soykırımında 6 milyonu aşkın Yahudi’nin öldürülmesi yalnızca Hitler’in ya da Nazilerin ayıbı olmakla kalmadı, tüm dünyanın sorumluluğunu hissettiği bir katliam olarak tarihe geçti. Savaş sonrası tüm dünyadan Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşerek 1948’de burada bir devlet kurmalarında, yaşanan soykırımın yarattığı travma yüzünden tüm dünyadaki Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşmesi fikrini savunan Siyonizmin gördüğü rağbetin artmasının yanı sıra Yahudilerin mağduriyetine karşı hissedilen bu sorumluluğun payı da büyüktür.

İsrail devletinin kurulmasından bu yana bir siyasal akım olarak antisemitizmden bahsetmek mümkün değildir. Ancak bazı fanatik dinci gruplar Yahudi düşmanlığı güdüyor olabilirler. Bugünlerde antisemitizmin yükselişi olarak yutturulmaya çalışılan şeyin din veya ırk ayrımcılığıyla ilgisi yoktur. İnsanların büyüyen öfkesi ve nefretinin hedefinde İsrail devleti ve o devletin ırkçı ideolojisi Siyonizm vardır. Türkiye’de birkaç sene önce El Kaide’nin gerçekleştirdiği sinagog saldırısını saymazsak Yahudilere Yahudi oldukları için yönelen tek bir şiddet eylemi yaşanmamıştır. İsrail’i protesto eden mitinglere katılan bazı gerici dinci grupların taşıdıkları dövizlerde ırkçı vurgular olması ise, bir bütün olarak protestoların ve eylemlerin mahiyeti düşünüldüğünde göz ardı edilebilecek denli küçük ve bireysel olaylardır. İsrail emperyalizmine ve Siyonizme karşı çıkmak ‘aman antisemitist olmayalım’ denilerek engellenmeye çalışılıyor. Böylece antisemitist olmamak için kılı kırk yaranlar, 60 yıldır Filistin’de gerçekleştirdiği işgalleri ve katliamları 2. Dünya Savaşı’ndaki Yahudilerin mağduriyetinin arkasına saklanarak meşrulaştırmaya çalışan Siyonizmin arkasına dizildiklerinin ya farkında değiller ya da işbirlikçilerini saflık maskesiyle gizlemektedirler.{jcomments on}