Tuzla’da çakan bir kıvılcım: Aydınlı Konaşlı Gençlik Evi Derneği

Geçtiğimiz günlerde Tuzla’da örnek bir çalışma başlatıldı. Tuzla’dan başlayıp tüm bölgeyi ateşleyebilecek bir kıvılcım çakıldı. Yarınlar dergisi olarak bu kıvılcımın önderlerinden Ercan Dallı ile bir söyleşi yapma ihtiyacı duyduk.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1984 yılında Bingöl’de doğdum. 1994 yılından beri Tuzla’da oturuyorum. Kocaeli Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü son sınıf öğrencisiyim.

Oturduğunuz yeri biraz tanıtabilir misiniz?

E–5 karayolunun ayırdığı sahil ve iç bölge vardır. Oturduğumuz bölge Tuzla olarak geçmesine rağmen iki bölge tamamen birbirinden farklıdır. Aydınlı-Konaşlı ve Şifa Mahallesi ile sahil kesimi birbirinden birçok anlamda epeyce farklılaşmıştır.

Nedir o farklılıklar?

Bu farklılıkları birkaç başlık altında toplayabiliriz. Örneğin bu bölgelere günün belli saatlerinden sonra ulaşım güçlükle sağlanmaktadır. Aydınlı ve Şifa Mahallesi bölgelerini birbirinden sadece bir tepe ayırmasına rağmen bu bölgeler arasında ulaşım güçlükle sağlanmaktadır. Hatta sağlanamamaktadır. Geçtiğimiz süreçlerde medyaya da yansımıştı, Aydınlı-Konaşlı ve Şifa mahallesinde yıkımlar gerçekleşti. Kentsel dönüşüm yalanlarıyla insanların barınakları yıkılıyor. Aklımıza geliyor, neden Tuzla’nın başka yerlerinde yıkım olmuyor? Çünkü bölgemiz sanayi ile iç içe geçmiş, bir tarafında Formula–1 pisti, bir tarafında havaalanı ve bir kısmı bitmiş Dumankaya evleri, yapılması hızla devam eden süper lüks konutlar… Söylemek istediğim, buradaki araziler çok değerleniyor ve birilerinin iştahını kabartıyor diye düşünüyorum.

Mahalle içlerinde devasa tersaneler yer alıyor. Bunlar evlerin dibinde çevremizi ciddi şekilde tehdit ediyor. Yine geçtiğimiz süreçte medyada insanın kanını donduracak kirli bir iş ortaya çıktı. Büyük bir kimya şirketinin zehirli atıkları bizim yanı başımıza gömülmüştü. Adamın umurunda değil ki. Zehirli atıkları bertaraf etmek yerine, bizim çocukluğumuzun geçtiği, seraların bulunduğu hatta oradaki insanların gidip içme sularını temin ettikleri yerlere pisliklerini gömüyorlar. Para babaları daha fazla yağ bağlayacak, daha az maliyetle işi kurtaracak, daha çok kar sağlayacak diye her zaman yaptığı gibi işi kolay yoldan çözmeye çalışmıştır. Onların çözümüne karnımız tok. Biz bütün bu pervasızlığın mahalleli olarak karşısındayız. Bu bölgelere kimse gelmez, hizmet gelmez. Haklarını yemeyelim en azından seçimden seçime gelirler. Bizim bölgemiz daima ikinci planda kalır. Tuzla merkeziyle bölgemizdeki çöp konteynırları bile birbirinden farklıdır. Onların konteynırları göze hitap eder, taşmaz, etrafı da çok temizdir. Bizimkileri ise söylemeye bile gerek yok.

Peki bu farklılığın nedeni nedir?

Bu farklılığın üç temel nedeni vardır. Üçü de birbiriyle bağlantılıdır. Bunlar, etnik, sınıfsal ve kültürel nedenlerdir. Buralarda yaşayan insanların çok büyük bir kısmı vakti zamanında köyden şehre bin bir umutla gelmiş insanlardır. Burada biraz deri sektöründen bahsetmek istiyorum. On dört yaşımdan beri özellikle yaz aylarında, üniversite okurken de yaz haricinde okul döneminde de çalıştığım bir sektördür deri. Kendi üniversite harcamalarımın bir bölümünü karşılamak için on senedir deri emekçiliği yapıyorum. Deri işi tabiri caizse pis bir iştir. Deride herkes çalışamaz, çalışmaz da. Hem emek yoğun bir iştir hem de insan sağlığını olumsuz yönde etkiler. Deri fabrikaları daha önce Zeytinburnu’nda Kazlıçeşme bölgesindeydi. Bingöl, Tunceli ve Erzincan’dan bundan 25–30 yıl önce şehre gelmiş insanlar deri işinde çalışmaya başladı. Özellikle bu bölge insanlarının bu pis işte çalışması daha doğrusu çalıştırılması da tesadüf değildir. Çalışmaya başlayan insanlar yavaş yavaş kardeşini, amcasının oğlunu, ailesini buraya getirmeye başladı. Benim ailem de bu şekilde Zeytinburnu’na gelmiş oldu. Daha sonraki zamanlarda organize deri sanayi bölgesi Tuzla’da kuruldu. Kazlıçeşme’deki fabrikalar Tuzla’ya taşındı. Dolayısıyla biz de Tuzla’ya taşındık. Bizim gibi herkes Tuzla’ya daha doğrusu Aydınlı-Şifa ve Konaşlı bölgelerine taşındı. Bu bölgelerde yaşayan insanlar genel olarak deri sanayi’de, tersaneler bölgesinde ve çevredeki diğer sanayi bölgelerinde çalışmaktadır.

Oturduğunuz yerde sadece fabrika işçileri mi yaşıyor?

Evet. Genel olarak işçiler oturuyor. Mesela bizim mahallemizde doktor, memur öğretmen çok azdır. Ha bir de işsizler var onu da belirtelim.

Mahallenizdeki belediye çalışmaları nelerdir?

Mahallemizde sağlık hizmetleri çok zayıftır. Mesela Konaşlı Aydınlı mahallesine bağlı bir mevkidir. Aydınlı ile Konaşlı arası dört kilometrelik bir yoldur. Örneğin Konaşlı’da sağlık ocağı yok ve hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki devlete dair herhangi bir kurum yok. Sadece bir ilköğretim okulu ve bir de cami vardır. Benim on üç senem Konaşlı’da geçti. Burada sadece kahve ve bakkal var. Gençlerin bir araya gelip sohbet edebilecekleri, etkinliklerde bulunabilecekleri bir ortam yok. Orada büyüyen bir insanın kahve kültüründen başka edinebileceği bir kültür de yok. Bizler bu yaşımıza kadar esrar kullanmak bir yana esrarın nasıl bir şey olduğunu bilmez iken bugünlerde bölgemizde on beş yaşındaki gençler esrar kullanmaktadır. Bizler bütün bunların birçok yerde bilinçli olarak yapıldığını düşünüyoruz. Gençler sorgulamasın, düşünmesin, okumasın daha doğrusu sistemle karşı karşıya gelmesin de ne yaparlarsa yapsın. Beyni uyuşmuş kimin umurunda? Bizler sonuna kadar kararlı bir şekilde bunun karşısında duracağız.

Ülkemizin siyasi tablosunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Esasında yerellerde birçok sorundan bahsettik. Bu sorunları, toplam olarak sistemin sorunlarından ayırmak, hemşericiliğe ve dolayısıyla gericiliğe yol açacaktır. Ülkemiz kurulduğundan beri bağımsızlık sorunu vardır. Şimdiki hükümetle ilgili ne söylenir bilmiyorum. Tamamen işçi düşmanı ve işbirlikçi bir iktidarımız var. İçerde aslan kesilen ama İMF yetkilileri karşısında süt dökmüş kediye dönen bir iktidar. Ne denir ki? Düzen partilerine baktığımızda da farklı bir durum göremiyoruz. Avrupa sevdalılarından bir şey çıkmayacağını ve düzen içi arayışların çözüm getirmeyeceğini bilerek ve kendi yerelimizde bu kadar sorunla karşılaşmışken, kahve köşelerinde oturup boş konuşmaktansa harekete geçmeyi, bu bağlamda bir dernek inşasına girmeyi bir başlangıç olarak önümüze koyduk.

Dernek çalışmalarıyla ilgili bilgi verir misiniz?

Arkadaşlarla tartışmalar yapıldığında bir dernek kurulması gerekliliği ön plana çıktı. Bizim gibi düşünen arkadaşlarla fikirlerimizi tartıştık. Kahvelerde sohbetler düzenledik. Mahallemizdeki her kesimden insandan ve özellikle ailelerden güzel tepkiler aldık. Artık biliyorduk ki bu yola çıkmamız için önümüzde bizi sekteye uğratacak ciddi bir engel yoktu. Önemli bir noktadır; her geçen gün örgütlü olmanın bize getireceği kazanımları anlamaya başladık ve işimize bu ciddiyetle devam ettik. Sorumluluğumuz büyük ve önemli.

Hedefleriniz nelerdir?

Öncelik verdiğimiz birkaç mesele var. Arkadaşlarımızla yaptığımız tartışmalar ve ailelerle konuşmalarımız esnasında da benzer sorunları tespit ettik. Bunların başlıcaları; gericilik, yozlaşma ve yereldeki demokratik taleplerdir. Bunları açacak olursak, gericilikle kastettiğimiz şey kimi düzen partilerinde dillendirildiği gibi türban özeline indirgenecek bir kavram değildir. Tuzla’da üç sene içinde yüz yirmi işçinin öldürülmesi, her geçen gün fabrikalarda insanların kolunu bacağını makinelere kaptırması asıl gericiliktir. Mücadelemiz de ancak bu temelde değerlendirilir. Bizler işçi düşmanlığına karşıyız. Bu bağlamda emekçilerin haklarından haberdar olması için işçi sağlığı ve güvenliği konusunda eğitimler yapmayı tasarlıyoruz. Yozlaşma daha önceden bahsettiğimiz gibi yakıcı bir sorundur. Gençlik içindeki her türlü yozlaşmaya karşı mücadele edeceğiz. Bunu da atölye çalışmalarıyla ve bu bağlamda devrimci yaşam tarzının aşılanmasıyla çözeceğimizi düşünüyoruz. İlerleyen süreçte dernek binamızda bağlama, gitar kursları, dinletiler ve tiyatro gösterileri düzenlemeyi, okuyan yazan, çizen ve her şeyden önce sokağa çıkan bir gençlik yaratmayı tasarlıyoruz. Genciz. Bu çok büyük bir avantaj ama her şeyden önce umutluyuz. Emekten yana bir ülke kurulana dek durmayacağız.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99