Sanki Emine Hanım’ın kocası Başbakan değil de Meclis’te çaycı

 

Uğur Yıldırım

Yoksa bu organizasyon AKP’nin ‘imaj maker’ları tarafından mı planlandı? Emine hanım biraz gözyaşı döksün bu AKP’nin imajını düzeltici bir işlev görür mü dediler? Ne de olsa Emine Hanım orada bir ‘anne’ olarak konuştu (Tayyip Erdoğan’da meclis konuşmasında her şeyden önce bir baba olduğunu belirtti).

İsrail’in Gazze’de giriştiği katliama yönelik tepki göstermemek mümkün olmadığından, önüne gelen herkes göstermelik de olsa gözyaşı döküyor. Ancak bu gözyaşlarının pek azı ağlamanın sızlanmanın ötesine geçiyor, hatta kimi zaman İsrail’le yapılan işbirliğinin üzerini örtmek için kullanılıyor.

Bir Chavez’e bak bir de Tayyip Erdoğan’a
Gazze saldırısı başladığında AKP’nin Ankara Altındağ’da büyük bir toplantı salonunda organize ettiği bir parti toplantısı vardı. O toplantıda söz İsrail’in saldırılarına da geldi. Başbakan kürsüde esip gürlüyor, salondakiler de ‘kahrolsun İsrail’ diyorlardı. Sanırsınız ki İsrail’le karşı dövüşen bir silahlı örgütün kongresi yapılıyor ve herkes kendisini savaşa hazırlıyor. Ancak ne alakası var. Kürsüde konuşma yapan şahıs İsrail’in bölgedeki en büyük müttefiki olan ülkenin Başbakanı, salondakiler de o Başbakanın partisinin üyeleri. Gücü olmayan, ülke yönetimiyle uzaktan yakından alakası olmayan siyasal hareketler, yürüyüşler, kitlelere açık konferanslar, basın toplantıları düzenlerler ve protesto etmek istedikleri olayları bu yollarla protesto ederler.  İktidarda olanların işi değildir yani salonlarda esip gürlemek. Onlardan daha çok icraatla esip gürlemeleri beklenmektedir. Ancak bırakalım Tayyip Erdoğan’ın İsrail karşıtı somut tutum almasını, saldırılar başlamadan önce İsrail Başbakanı’nın yaptığı Ankara ziyaretinde kendisine saldırının detaylarını anlattığı kulislerde konuşuluyor. Bakın ziyaretin hemen ardından Başbakanlık nasıl bir açıklama yapmış: “İki lider… Gazze’deki durum, ateşkes ve Filistin-İsrail barış sürecini ele almıştır… Sayın Olmert, Sayın Başbakanımıza Ortadoğu barış sürecine katkılarından dolayı teşekkür etmiştir. Sayın Başbakanımız da barış görüşmelerindeki yapıcı yaklaşımı ve gösterdiği siyasi irade için Sayın Olmert’e teşekkürlerini ifade etmiştir.” Mademki Gazze’deki süreci ele aldınız, Olmert size ‘barış’ın detaylarını da anlatmıştır. Gazze’ye saldırıların ne zaman başlayacağını, kaç kişiyi öldüreceklerini falan da anlatmış olmalı. Ne de olsa siz Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı değil misiniz? Ne diye parti toplantılarınızda ‘kahrolsun İsrail’ diye slogan attırıyorsunuz? Yapılacak işi okyanus ötesinde Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez yaptı. Chavez ülkesinin İsrail Büyükelçisi’ni sınır dışı etti ve yaptığı açıklamada “Şu anda Gazze’de olup bitenler holokostun ta kendisidir. Artık İsrail Devlet Başkanı ABD Başkanı’yla birlikte Lahey’de soykırımdan yargılanmalıdır”  diye belirtti.  Yapılacak bir şey vardı onu da Chavez yaptı. Martaval okumanın daha ne manası var ki? Bu yazı yazılırken Tayyip Erdoğan Meclis’te grup konuşmasını yapıyordu. Konuşmasında Gazze’deki insanlık dramından, parçalanan cesetlerden, ölen 900 insandan, yardımların ulaşmasının İsrail tarafından engellemesinden bahsediyordu. Ayrıca BOP’un eş başkanı olduğunu da bu konuşmada itiraf etti. Sözümona BOP barış adına, insanlık namına geliştirilmiş bir projeymiş. Ya 2003 Mart’ında başlayan Irak işgali? O da mı insanlık namına yapıldı? Bırakın martaval okumayı.

Nazım’ın bir tane şiiri yok
Gözyaşları hataların üzerini örter derler. Emine Hanım’ın İstanbul’da Arap ülkelerinin ‘first lady’lerinini topladığı zirvede gözyaşları böyle bir işlev görüyor. Yoksa bu organizasyon AKP’nin ‘imaj maker’ları tarafından mı planlandı? Emine hanım biraz gözyaşı döksün bu AKP’nin imajını düzeltici bir işlev görür mü dediler? Ne de olsa Emine Hanım orada bir ‘anne’ olarak konuştu (Tayyip Erdoğan’da meclis konuşmasında her şeyden önce bir baba olduğunu belirtti). Neyse imajı bırakalım… Emine Hanım İstanbul’daki zirvede Nazım Hikmet’in Hiroşima’ya atılan Atom bombasını anında yaşanan faciayı anlatmak için yazdığı ‘Kız Çocuğu’ şiirini okudu. Emine Hanım’a hatırlatmak zorundayız. Nazım Hikmet amansız bir anti-emperyalistti. Siz ise sadece bir halk avcısısınız. Nazım şiiri okuyup salya sümük ağlamak, Ortadoğu’da Emperyalist-Siyonist yayılmacılık için hiç bir şey yapmamak demektir. Sizin kocanız herhangi bir insan değil, Başbakan. Çok üzgünseniz söyleyin ona gereğini yapsın.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99