Kitlelerin öfkesinden kim korkar?

 

Ulaş Karakul

İşte Yunanistan Komünist Partisi’nin eylemcilerle ilgili repertuarı: “Talibanlar”, “holiganlar”, “gangsterler”, “provokatörler”, “uyuşturucu tacirleri”, “hayat kadını tacirleri”, “polis ajanları”, “CIA Ajanları”… KKE’nin bu ‘sorumlu’ tutumunun sağcı Karamanlis hükümeti ve diğer burjuva siyasetleri tarafından takdirle karşılandığını belirtmeye gerek bile yok.

15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos’un öldürüldüğü 6 Aralık’tan bu yana Yunanistan, tüm dünyanın dikkatini çeken kitle eylemlerine sahne oluyor. Süreci daha yakından izlemeye çalışanlar ise Yunanistan Komünist Partisi’nin (KKE) tutumunu, en az yaşanan toplumsal hareketlilik kadar büyük bir dikkatle takip ediyor.

Şu sözler Yunanistan Komünist Partisi (KKE) Genel Sekreteri A. Papariga’nın 8 Aralık’ta yaptığı konuşmadan alındı: “ ‘İyi bilinen ya da bilinmeyen’ güçler genç insanların saf tepkisini, haksızlık karşısında intikam alma istençlerini, onları ters yöne yönlendirerek bozmaya çalışmaktadırlar. (…) Biz gayet iyi biliyoruz ki, bu gençlerin çoğu olgunluk gösterecekler ve sakinleşeceklerdir. Doğru yöne etkin bir şekilde dönecekler ve suçlulara acımayacaklardır.”* Durumu analiz etmeye ve devrimci bir politika belirlemeye çalışan bir komünist partiden çok, her türlü toplumsal sorunu eğitim eksikliğine bağlayan bir lise öğretmenine yakışan bu sözler, kitle eylemleri güçlenerek yükseldikçe yerini daha kabul edilemez tutumlara bıraktı. İşte Papariga’nın Atina Haber Ajansı tarafından duyurulan bir başka açıklaması: “KKE Genel Sekreteri; maskeli bireylerin çekirdeğinin köklerini devletten aldığını ve halk hareketini karalayarak bozguna uğratmaya yaradığını belirterek, partisinin, ‘genç öğrencinin ölümü üzerine doğan haklı öfke ile infiali maskeli bireyleri yönlendiren güçler ile özdeşleştirmediğini’ söyledi. Bunun ardından da; ‘Taliban gibi bir şeye dönüşüp dönüşmediklerini yani kontrol dışına çıkıp çıkmadıklarını bilmediğini’ belirtti.” **

“Talibanlar”, “holiganlar”, “gangsterler”
Bu arada egemen medya, her ciddi toplumsal hareketlilik esnasında yaptığı gibi, ‘bir gencin ölümünü istismar eden’ ve ‘özel mülklere zarar veren başıbozuklara’ karşı toplumsal bir tepki yaratmaya çalışıyordu. KKE bu koroya karışmakta sakınca görmedi. Papariga’nın ifadesiyle ‘her türlü mücadele içinde sınanmış’ bu komünist parti, “hükümetle ‘isyancılar’ arasında ‘eşit mesafede’ duruyor ve dahası, Yunanistan Komünist Örgütü’nü ve Radikal Solun Koalisyonunu ‘provokatörlere sahip çıkmak’la suçlamaya cüret edebiliyor.” Sabrı kalmamış kitlelere sorumluluk çağrısı yapan bu parti, eylemcilere sataşırken sorumluluktan eser görülmüyor. İşte Yunanistan Komünist Partisi’nin eylemcilerle ilgili repertuarı: “Talibanlar”, “holiganlar”, “gangsterler”, “provokatörler”, “uyuşturucu tacirleri”, “hayat kadını tacirleri”, “polis ajanları”, “CIA Ajanları”… KKE’nin bu ‘sorumlu’ tutumunun sağcı Karamanlis hükümeti ve diğer burjuva siyasetleri tarafından takdirle karşılandığını belirtmeye gerek bile yok. Aşırı sağcı LAOS partisinin sözcüleri, Yunanistan Komünist Partisi’nden gelen açıklamaları sahipleniyor ve bu açıklamaları KKE’nin tutumunu paylaşmayan tüm sol güçlere karşı kullanıyor.

Sorun kimde?
Yunanistan Komünist Partisi onu anlamaya çalışanlara ne anlatıyor? Özetle şunları: 1. Nasıl bir mücadele tarihine dayanıyor olursa olsun, kendi ülkelerinde siyasal sistemin bir parçası haline gelen ve bu statükoya dayanarak kitle eylemlerine sırtını çeviren bir yapı devrimci kalamaz. KKE için mesele bir sınıf iktidarının nasıl alaşağı edileceği değildir. Bunun öngörülmemiş olanakları olabileceğini teorik düzeyde varsayamaz. Politik düzeyde ise beklenmeyen her türlü gelişme onu ürkütür. O kitle eylemi denince kortejlerin düzenini bozmadan yürüyen ve her sloganı eylemi yönetenlere bakarak tekrar eden bir kalabalık düşünür. Bu yüzden de 50.000 kişilik bir kitle eylemine katılmak yerine 4000 kişiyle kendi eylemini yapmayı tercih eder. 2. Belirtmeye gerek yok ki bu tür bir yapı, gerçek bir devrimci durumda sadece kaygı hisseder. Kitlelerin kabaran dalgalarına yaslanmaya değil, onu soğutmaya yönelir. Tıpkı Ekim Devrimi arifesinde, Bolşevikleri kitleleri provoke etmekle suçlayan Menşevikler gibi… Oysa Yunanistan’da görülen çapta bir bunalımın suni olarak tahrik edilmiş olacağını iddia etmek saçmadır. Yığınların kızgınlığını geçiştiren ya da küçümseyen bir yapının, kendine komünist demeyi sürdürmesi daha da saçmadır. 3. Eğer sol bir harekete, hele hele komünist bir partiye bazı meseleleri tıpkı burjuvaziyle tartışır gibi anlatmak zorunda kalıyorsanız, bazı temeller sallanmış demektir. Papariga konuşurken ağzından, sanki konuşan Sarkozy’ymiş gibi cümleler dökülüyorsa ya Sarkozy’de bir sorun vardır ya da Papariga’da…

KKE haklı çıkar mı?
Tarihte burjuva hükümetler tarafından kışkırtma olarak nitelendirilmemiş tek bir önemli kitle hareketi yoktur. Çünkü onlar kitle hareketlerinde hiçbir nesnel yan görmezler, böyle bir nesnellik inkâr edilemez hale geldiğinde bile nesnelliğin değil kışkırtıcıların üzerinde tepinirler.  Kimi zaman sadece bu bakış açısı bile, konuşanın kim olduğunu anlamak için yeterlidir.

Hiçbir kitle eylemi, bir siyasal yapının temsil ettiği ‘bilinç’ düzeyini üstlenmez. Aksine bir bilinç eksikliğini açığa vurmayan tek bir yığın hareketi yoktur. Eğer bir kapitalist hükümete ve onun baskı aygıtlarına karşı yığınlar harekete geçiyorsa, hele ki bu hareket istikrar kazanma ve yaygınlaşma eğilimindeyse, kendine parti diyen bir yapının kitlelerin bilincine dayanan bir geri çekilme gerekçesi olamaz. Aksine kendiliğinden harekete geçen kitlelerin durumu bir partiyi zorunlu hale getirir. Parti eğitim toplantıları için kurulmaz.
Yunanistan’da ortaya çıkan bu hareketin olası başarısızlığı KKE’yi haklı çıkarmak şöyle dursun, onun devrimcileşemediği sürece bir parti bile olamayacağını gösterir. Alman işgali sırasında KKE’nin önderliğinde kurulan direniş örgütü ELAS, yığınların işgale karşı kızgınlığına dayanıyordu. O zamanki monarşistler ise KKE ve ELAS’ı provokatörlükle suçluyordu. Şimdi KKE savcılık makamına mı geçiyor? O zaman Yunanistan KKE’nin dışında yeni Kapetanios*** bulacaktır.

* http://inter.kke.gr/News/2008news/speech-aleka/
** http://www.hri.org/news/greek/apeen/2008/08-12-09_1.apeen.html
*** Kapetanios: ELAS komutanlarına verilen isim.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99