Katilin ar damarı olmaz!

 

Alper İzkara

Bu asılsız, alçak saldırılara karşı tarihi gerçeklikleri hafızalarımızda diri tutmak tek çaremiz, çünkü hesap vakti geldiğinde danışacağımız yegâne yer mücadele ve kayıplar ile yazılmış tarihimiz olacak.

30 yıl önce, Aralık 1978’de Maraş’ta MHP’li faşistlerin gerçekleştirdiği katliam geride 111 ölü, yüzlerce yaralı, kundaklanmış yüzlerce ev ve işyeri bıraktı. Maraş katliamı anlık gelişen bir galeyanın sonucu değil, tıpkı aynı yıl Malatya’da Sivas’ta yaşananlar, sonraki yıllarda Çorum’da yaşanacaklar gibi gerçekleşmeden çok önce planlanmış ve zamanı geldiğinde tetiklenmişti. Katliamın amacı açıktı, ülke çapında esen devrimci rüzgârın Maraş’taki ayağını faşist paramiliter saldırılar ile bozguna uğratmak. Dönemin koşullarını ve olayların nasıl geliştiğini bir kez daha hatırlayalım.

1978: En kanlı yıl
İktidar partisi CHP idi, başbakan koltuğunda ise Bülent Ecevit oturuyordu. Türkiye çapındaki devrimci dalga emperyalistleri ve işbirlikçileri için büyük tehdit teşkil ediyordu. 12 Martlar, Kanlı 1 Mayıslar ertesinde kitleler öfkeliydi ve öfke dalga dalga ülke geneline yayılıyordu. Türkeş’in Orta Anadolu’yu faşist bir merkez haline getirmek için tasarladığı ‘Verimli Hilal’ planının sınırında kalan Maraş özelinde ise, tabanını giderek kaybeden MHP yükselen sola karşı çareyi insan kıyımı yapmakta buldu. 19 Aralık 1978 günü Maraş’ta faşistlerin propaganda aracı haline gelen “Güneş Ne Zaman Doğacak” filminin gösterildiği Çiçek Sinemasının, Ökkeş Kenger (Ökkeş Şendiller) tarafından bombalanmasıyla olaylar gelişmeye başladı. Hâlihazırda kulaktan kulağa dolaşan “Komünistler, Allahsız Aleviler şehir suyuna zehir kattılar” söylentisi ile gerilen ortamı “Sinemayı komünistler bombaladı” yalanı perçinledi. Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kahvehane bombalandı. 21 Aralık günü TÖB-DER üyesi iki öğretmen öldürüldü. 22 Aralık’ta kaldırılmak istenen iki cenazeye binlerce insan katıldı. Cenaze korteji Ulu Cami önüne geldiğinde silahlanmış iki bin kişiden oluşan, başını faşistlerin çektiği bir güruh hazır bir şekilde korteji bekliyordu. O sabah imam Mustafa Yıldız cuma vaazında, nefreti şu sözlerle körüklemişti: “Oruç ve namazla hacı olunmaz, bir Alevi öldürürsen beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanırsın”.(1) Gözü dönmüş güruh korteje saldırdı ve korteji dağıttı. Buradan Kahramanmaraş çarşısına doğru yürüyüşe geçen güruh Alevilere ait işyerlerini taşladı. Önceden belirlenen konutlar haricindeki ev ve işyerleri yerle bir edildi. O gece ev ev dolaşılarak ertesi gün “komünist Alevilerin silahlı saldırılarda bulunacağı” söylentisi yayıldı. 23 Aralık’ta katliamın çağrısı Belediye hoparlörlerinden ve Ulucami minarelerinden yapılıyordu: “Yörükselim’de birçok din kardeşimizi şehit ediyorlar. Allahını seven Müslümanlar hazır olsunlar!”.(2) Başta Yörükselim olmak üzere Alevilerin yaşadığı semtlerdeki evlere saldırıldı. Silahlarla taranan evler bombalandı ve yakıldı. Yaş, cinsiyet ayırt edilmeksizin insanlar katledildi. Meydanları kontrol etmeyi başaran saldırganların attığı “Kahrolsun Komünistler, Müslüman Türkiye, Din elden gidiyor, Başbuğ Türkeş” sloganları sokaklarda yankılanıyordu. 24 Aralık sabahı şehirde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. O gün sokağa çıkma yasağına sadece Alevi yurttaşlar ve polisler uydu. Olaylar sırasında saldırganlar arasında polislerin de bulunması nedeniyle, polis zaten devre dışıydı. Sabahın erken saatlerinde saldırılar başladı. CHP, TİP, TİKP, TÖB-DER, POL-DER binaları yerle bir edilmişti. “Müslüman Türkiye” sloganları ile Alevi mahallerine bir kez daha saldırıldı, savunmasız insanlar kurşuna dizildi, evleriyle birlikte yakıldı, hastaneler kuşatıldı, kurtulan yaralılar öldürüldü. Bütün bunlar yaşanırken “devlet” olaylara en ufak müdahalede bulunamamıştı.

Katliamın bilançosu
Maraş katliamı 25 Aralık gecesi durdurulabildi. Olaylarda 111 kişi öldü, binin üzerinde insan yaralandı. 552 ev ve 289 işyeri tahrip edildi. 25 Aralık gecesi toplanan Bakanlar Kurulu, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin’in de katıldığı toplantıda “yaygın şiddet eylemlerini” engellemek için 13 ilde sıkıyönetim kararı aldı. 12 Eylül’ün ayak sesleri hiç olmadığı kadar yakından duyulmaya başlandı. Katliamı “Kahramanmaraş Toplumsal Olayları” olarak nitelendirdi Ecevit. Süleyman Demirel ise “Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz, böyle bir şey söylemiyorum, devlet cinayet işleyenin yakasına yapışmak zorundadır” sözleri ile tarihe geçti. Davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Kenger beraat etti ve soyadını değiştirerek Şendiller koydu. Daha sonra 1991 yılında MHP’den Kahramanmaraş milletvekili oldu! Katliam nedeniyle 804 kişi mahkemeye çıkarıldı. Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Hatay İlleri Sıkıyönetim Askeri Komutanlığı 1 Numaralı Askeri Mahkemesi davayı görmek üzere Adana’da bir spor salonunda toplandı. Duruşmalar görüntülü kayda alındı ve binlerce sayfa tutan konuşma çözümleri yapıldı. Birkaçı ömür boyu hapse mahkum edilse de, yargılananların tamamı 1992 yılı itibariyle serbest kaldı. Mahkeme hiçbir zaman katliamın ardında yatan nedenleri, kimlerce ve nasıl planlandığını gösteren kanıtların peşine düşmedi.(3) Maraş katliamı hakkında genellikle unutulan bir detay ise dönemin Maraş Emniyet Müdürü Yardımcısı’nın Abdülkadir Aksu olduğudur.

Gericilik rahat durmuyor
Geçtiğimiz günlerde TRT-1’de yayınlanan bir belgeselde, faşist bir suikaste kurban giden Hrant Dink Maraş Katliamı’nın sorumluları arasında gösterildi. TRT-1’de yayınlanan Şahların Labirenti belgeselinde Maraş katliamı konu edildi. Olaylarla ilgili ayrıntıların ve fotoğrafların ekrana getirildiği belgeselde katliamın bir numaralı ülkücü sanığı Ökkeş Şendiller’in konuşmalarına yer verildi. Şendiller röportajda, Maraş’ta yaşananların bir Alevi-Sünni çatışması olmadığını, işin içinde Hrant Dink ve arkadaşlarının kurduğu sol örgütlerin (TİKKO) bulunduğunu söyledi. Şendiller ayrıca, “Hrant Dink ve arkadaşlarının örgütleri bu işleri yaptı. Zaten olaylarda ölenler arasında yer alan 6-7 tane sünnetsiz cesedin Alevilerle, Sünnilerle ne alakası var?” dedi.(4) Önce Ergenekon soruşturmasıyla emperyalizm ve devlet işbirliğiyle yapılan bütün pis işleri kerameti kendinden menkul bir örgütün üzerine yıkıp tarihi çarpıtmaya çalışan gericilik bugün de Maraş katliamını ABD uşağı ülkücülerin omuzlarından alıp sola yüklemeye çalışıyor, bunu yaparken de Hrant Dink’in anısına küfrediyor. Bu asılsız, alçak saldırılara karşı tarihi gerçeklikleri hafızalarımızda diri tutmak tek çaremiz, çünkü hesap vakti geldiğinde danışacağımız yegâne yer mücadele ve kayıplar ile yazılmış tarihimiz olacak.

Kaynaklar
(1)http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1229863584&year=2008&month=12&day=21
(2) http://www.psakd.org/maras_katliami.html
(3)http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1229863584&year=2008&month=12&day=21
(4)http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=914413&Date=26.12.2008&CategoryID=77{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99