Faşistler görev başında!

 

Abdullah Sapmaz

İşte yine iş başındalar. Üniversiteler sermayenin ve baskıcı rejimlerin lehine dönüşürken, bugün faşistlerin sırtına yüklenen görev ‘parasız, eşit, özgür, bilimsel eğitim’ talebini haykıran öğrencileri susturmak yani düzenin gırtlağımıza yapışan eli olmaktır.

Üniversitelerdeki faşist saldırılar gündeme ilk olarak 6 Nisan günü Akdeniz Üniversitesi’ndeki olaylarla düştü. Bilmem söylemeye gerek var mı faşist, faşizm gibi kelimeler medyada anıldığında ‘ağızlara acı biber’ sürdüren cinsten olduğu için olaylar “karşıt görüşlü öğrenciler arasındaki kavga” ya da -hakkını yemeyelim- bazı haberlerde ise en iyi ihtimalle “saldırı” olarak geçti. Birçoğumuzun hatırındadır; siyah takım elbiseli, çember sakallı, kel adamın eli silahlı görüntüleri de haberlere eşlik ediyordu. Tabi ki haberle yanındaki pek de öğrenciyi andırmayan bu fotoğraf ayrı tellerden çalınca Hürriyet gazetesi zihinler bulanmasın diye büyük puntolarla açıkladı olayı: “İşte Provakatör!”

Üniversiteye girip solculara kurşun sıkana provakatör diyeceksin, sonra da bunlar hiç yokmuş gibi “karşıt görüşlü öğrenciler arasındaki kavga” diye başlık atacaksın. Buna ne demeli?

Örneğin 11 Ocak, Afyon Kocatepe Üniversitesi’ndeki  Nezir Çin ve Hayri Alkan isimli Kürt öğrenciler 7-8 kişilik öğrenci grubu tarafından götürüldükleri evde 5 saat boyunca işkenceye maruz kaldı. Sebepse konser bileti satmış olmaları. Tam da burada ‘nerde bu devlet’ diyecek olan varsa dursun! 1 Mayıs’ı ve Engin Çeber’i hatırlasın. Beterin beteri var!

Son zamanlarda yoğunlaşan faşist saldırılara dikkatle bakılınca bu tosuncukların sırtlarını nereye dayadıkları apaçık görülüyor. 19 Aralık Cuma günü Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü’nde faşist saldırıları protesto etmek için düzenlenen eyleme faşistler yine saldırdı. Bu esnada okulun giriş kapısı önünde bekleyen öğrenciler özel güvenlik birimleriyle ancak yaşanan arbedenin ardından kampüse girebildi. Öğrenci Altuğ Aktaş, saldırının ardından İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’ne sığınan öğrencilerin gözleri önünde polisin ülkücü grubun uzaklaşmasını seyrettiğini, rektörlüğe bağlı özel güvenlik birimlerinin de öğrencilerin girişine zorluk çıkarıp çoğu öğrenci olmayan ülkücü gruba hiç müdahale etmediğini, yaralı öğrenciler için çağrılan ambulansın kapıda bekletildiğini ve bu yüzden yaralıların çok kan kaybettiğini söyledi. Ardından 19 Aralık’ta arkadaşlarının bıçaklandığı otobüs durağı önünde basın açıklaması yapmak isteyen öğrenciler polis müdahalesi ile karşılaştılar. Bu resme bakınca polisin de, rektörlüğün de faşistlere ağabeylik yaptıklarını, saldırıların solculara yönelik sindirme politikasının bir parçası olduğunu görmek zor değil.

Karadeniz Teknik Üniversitesi de faşist saldırıların yoğunlaştığı bir dönemden geçiyor. 7 Kasım günü YÖK’ü protesto etmek ve eğitim haklarını savunmak için yapılan eylemin ardından 9 Kasım günü faşistler Öğrenci Kolektifi üyesi bir öğrenciye saldırdılar. Özel güvenlik birimlerinin olay yerine gelmesiyle faşistler kaçtı. Fakat jandarma karakoluna götürülen kolektif üyesi üniversiteli öğrenci burada şikayette bulunduğu sırada kafasına aldığı darbın etkisiyle bayıldı. Karakolda fenalaşan öğrenci KTÜ hastanesinde tedavi altına alındı.
Solcu öğrencilerin etkin olduğu İTÜ Maçka Kampüsü’nde de 2 Aralık günü benzer sahneler yaşandı. Kamera kayıtlarına da yakalanan faşistler döner bıçakları ve satırlarla solcu öğrencilere saldırdı, dört üniversiteliyi yaraladı. Öğrencilerden biri kalbinin üstüne aldığı bıçak darbesiyle ağır yaralandı. İlerici devrimci öğrencilerin saldırılara cevabı ise eylemler ve ders boykotuyla oldu. Eylemdeki konuşmada İTÜ’lü öğrenciler satırlı saldırı sırasında güvenlik önlemleri alınmadığını, polisin hiçbir şekilde müdahalede bulunmadığını, okul güvenliği ve yönetiminin de satırlı bıçaklı grubu içeri almasının dikkat çekici olduğunu belirtti.

Benzer bir olay da Kocaeli Üniversite’sinde yaşandı. 23 Aralık’ta Kocaeli Üniversite’sinde ülkücüler tarafından ‘ya siyasi fikrini değiştir ya da bu okula gelme’ tehditleri alan Yusuf Arığ 7 kişilik bir grup tarafından saldırıya uğradı. Yine Kocaeli Üniversitesi içinde arkadaşımız Sinan Köksal, üç faşistin saldırısı sonucunda bacağından bıçaklandı.


Son 1-2 aydır yoğunlaşan faşist saldırılar, üniversite yönetimlerinin, polisin olaylarda taraf oluşları, basının 3 maymunu oynaması ve cevapsız kalan sorular aslında bize hiç de yabancı gelmiyor. Ne vakit üniversite gençliği üniversitelerin özelleştirilmesine, YÖK’e, rektörlerin vali gibi atanmasına karşı ayağa kalktı, söz söyledi, ne vakit bu düzenin baskıcı üniversitelerine hayır dedi ve ne vakit özgür, eşit, kardeşçe bir dünya isteğini dillendirdi; karşısında bu eli satırlı faşistleri buldu. İşte yine iş başındalar. Üniversiteler sermayenin ve baskıcı rejimlerin lehine dönüşürken, bugün faşistlerin sırtına yüklenen görev ‘parasız, eşit, özgür, bilimsel eğitim’ talebini haykıran öğrencileri susturmak yani düzenin gırtlağımıza yapışan eli olmaktır. Öte yandan devrimci öğrenciler, eşitliğin ve özgürlüğün eli kolu olup ağaları, beyleri, patronları ve tüm karanlığıyla düzeninin yakasına yapışıp hayal ettiğimiz o güzel günleri çağırmaktan hiç vazgeçmeyeceklerdir!{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99