Bu sana veda öpücüğüm köpek!


Emre Uğur

Iraklı gazeteci El Zeyid basın toplantısı sırasında “Bu sana veda öpücüğüm köpek” sözleriyle birlikte çıkardığı ayakkabılarını büyük bir kinle suratına doğru fırlatıverdi. İlk ayakkabıdan iyi bir refleksle kurtulan Bush, tam doğrulurken ikinci ayakkabı da ona yöneldi ama bu sefer de ayakkabı istenilen hedefin çok yakınından geçip arkada duran ABD ve Irak bayraklarını vurdu.

ABD’de başkanlığının son dönemini geçiren 2001’de Irak’ı işgal emrini veren Bush veda turlarını yapmakta, bu arada tabii ki işgal ettiği topraklara son kez ziyaret gerçekleştiriyor. Ancak bu son sürpriz ziyaret, kendisi için de büyük bir sürprize sahne oldu. Iraklı gazeteci El Zeyid basın toplantısı sırasında “Bu sana veda öpücüğüm köpek” sözleriyle birlikte çıkardığı ayakkabılarını büyük bir kinle suratına doğru fırlatıverdi. İlk ayakkabıdan iyi bir refleksle kurtulan Bush, tam doğrulurken ikinci ayakkabı da ona yöneldi ama bu sefer de ayakkabı istenilen hedefin çok yakınından geçip arkada duran ABD ve Irak bayraklarını vurdu. Büyük bir özveriyle, gece gündüz yorulmadan çalışıp Amerikan demokrasisi getirdiği, herkesin özgürce yaşadığı, Amerikan barışı ve refahıyla zirveye çıkan Amerikan Irak’ında neden böyle bir eylemle karşılaştığını da pek anlayamadı sayın Bush. Oysa her şey yolundaydı. Emperyalistler kendilerine sürekli bir savaş alanı bulmuş ve bu savaş alanı büyük petrol yatakları üzerine kuruluymuş, bundan sonrası ise insan kanıyla beslenen asalaklar için hikayeymiş.

Gelelim Iraklı gazeteci dostumuzun akıbetine. Olaydan sonraki gün Zeyid başkanımızdan özür diledi diye bir açıklama geldi Amerikalı bir yetkiliden ve tabii ki daha bizler ‘yalancı herif’ diyecek zamanı bulamamışken El Zeyid’in abisinden yalanlama haberi geldi. Kardeşiyle konuşmamıştı ancak o kadar emindi ki kardeşinden ‘işkence dışında hiçbir yöntemle özür diletemezler’ dedi. Yaka paça demir sopalarla dövülerek içeri alınışından günler sonra görülmesine izin verilen Zeyid’de işkence izleri görmeyi bekliyorduk tabii ki. Ancak hiçbir silahlı örgüt ile bağlantısı bulunmayan bir gazeteciye, dünyanın her yanında simgeleşen bir olayın kahramanına, dünyada son dönemin en medyatik isimlerinden birine bu denli kötü davranacaklarını sanırım kimse tahmin edememişti. Suratında dayak izleri bulunan, kulaklarında ve vücudunda sigara söndürülen, çıplakken soğuk su dökülen, yaralanan bir Zeyid görebildi onun karşısına çıkanlar. Mesaj çok açıktı aslında, kim olursanız olun ABD’ye karşı çıkmayın bizim için kanunlar bizim söylediklerimizdir, demokrasi bizim verdiğimiz kadar var! Özgürlükse Iraklılar için fazla büyük bir istekti onlara göre. Ve bizler bu düzeni değiştirene kadar emperyalistlerin uygun gördükleri düzen bu işte.

Bush aslında hatasını kabul mü etti?
Olaydan sonra birçok değişik yorum yapıldı. TRT’de yapılan bir programda Bush üstüne bir analiz yapılıyordu. Yorumcu şahsın bir yerlerden okuduğuna göre atılan ayakkabıya karşı Bush’un gösterdiği eğilme refleksi Irak işgalinde hatalı olduğunu kabullendiğini gösteren bir hareketmiş. Bush yanlış yaptığını, atılan ayakkabıdan eğilerek kurtulma yöntemi ile göstermiş. Bush, Amerikan imparatorluğu veya Irak İşgaline destek veren emperyalist devletlerden herhangi biri neden pişmanlık duysunlar ve duydukları pişmanlık bugün Irak halkının sizce ne kadar umurunda olabilir? Pişman olan Bush ne zaman özür dileyip Iraklıların dizlerine kapanıp ağlayacak ya da bu yorumu yapabilen gazetecinin aklı ne zaman başına gelecek. Bu Bush denen adamın yaptığı işgalden zerre kadar pişmanlık duymadığı çok açıktır. Zaten onların gözünde pişmanlık duyacak bir şey de yoktur. Çünkü onların gözünde Irak halkı dâhil hiçbir halkın değeri yoktur.

Çağdaş Gazeteciler Derneği konuştu!
Dünyanın dört bir yanından destek mesajları yağarken El Zeyid’e Türkiye’de faaliyet gösteren bir kuruluş olan Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden komik, düşündürücü, saçma sapan, insanlık dışı bir kınama geldi. Ülkesi işgal altında olan bağımsızlıktan uzak bir gazetecinin, üstelik ülkenin dört bir yanını savaş döneminde gezmiş, bombalı saldırılar, sivilleri hedef alan silahlı çatışmalar, tecavüzler, işkenceler görmüş bir gazetecinin yaptığı bu eylemi kınadılar. Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay “Gazeteci, gazetecilik yapmalı gazetecilik ölçüleri dışına çıkmamalı.” diyor. Bir gazeteci kendi meslektaşıyla dahi empati kuramıyorsa, ülkesi yıllardır işgal altında olan binlerce sivilin ve tabi gazetecinin ateşli silahlarla öldürüldüğü bir ortamdaki meslektaşına ‘senin silahın kalemin olmalı’ diyecek kadar basitleşiyorsa o gazeteci bitmiştir. Nitekim Türkiye’ye bakıldığında duyarlı hiçbir insan için bu gazetecilerin dedikleri önemli değildir. Halk yıllardır medyaya güvenmiyor ve her fırsatta satılmış medya diye çok içten bir sesle, çok da haklı olarak ‘yaftalıyor’.

Kim üretti bu ayakkabıyı?
Bu trajikomik medya organlarından diğer bir kısmı da kriz döneminde olaydan kendilerine pay çıkarmak isteyen bazı ayakkabı üreticileriyle birlikte işin magazin yönünü öne çıkartan haberler yapmaktan asla kaçınmıyorlar. “O ayakkabıyı kim üretti?” Mısırdan Suriye’den ve tabii ki Türkiye’den firmalar hiç zaman kaybetmeden reklama giriştiler bile. Fırsat bu fırsat tabi, ucuz tüccarlar içlerindeki açlığı durduramadılar. Irak, Iraklı, gazeteci, ölüm, protesto, emperyalizme karşı mücadele… Hiç biri umurlarında değil, olmasını da beklemek yanlış. Onların umurunda olan tek şey stoklarındaki ayakkabıları nasıl bitirecekleridir.

Bush-ayakkabı-Obama
Anlamadı Bush anlayamaz da. Sorun kapasite meselesinde değil, sorun görüşlerde. Biz insanlık derken, özgürlük derken onlar yalnızca para diyebilirler. Demeyeni ABD imparatorluğuna başkan falan yapmazlar. ABD’de seçim dediğimiz bir danışıklı dövüşten, tüm karakterlerin kötü olduğu ve kazananın kaybedenden hiçbir farkının olmadığı bir oyundan başka bir şey değil. Obama’nın Bush’tan McCain’den farklı olduğunu söylemek için fazlasıyla saf olmak gerekir. Bugün emperyalist devletlerde sorun kötü başkanlarda değildir. Sorun işlemekte olan sistemdedir ve bu sistemin adı, işleyişi aynı kaldıktan sonra Bush ve Obama arasında ayrıntıda bile fark yoktur. Obama’ya umut dolu gözlerle bakanlarınsa o resme iyice ve daha dikkatli bakmaları gerekmektedir. Çünkü o portrede Bush’u da göreceklerdir. Oluşabilecek tek fark ise, gün gelir Bush’u ıskalayan ayakkabılar Obama’yı tam suratının ortasından vurur, vuracaktır.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99