AB refahı ve demokrasisi ile meşhurdur! Atina sokaklarında yanan ne?

 

Sadık Kazancıoğlu

Avrupa Birliği demek refah demekti. Oysa 27 yıldır AB üyesi olan Yunanistan’da büyük çoğunluğunu 20-25 yaş arası geçlerin oluşturduğu işsizler ordusu, toplam nüfusun yüzde 11’ini oluşturuyor. Avrupa Birliği demokrasi demekti. Oysa 27 yıllık bir AB ülkesini tutuşturan kıvılcım, 15 yaşındaki bir kardeşimizin polis kurşunu ile öldürülmesi ile çıktı. Avrupa’dan gelmesi beklenen demokrasinin, sadece ve sadece sermaye için daha fazla özgürlük demek olduğunu görebilmek için o polisin o kurşunu sıkmasına gerek var mıydı?

“Dün sabaha karşı Lüksemburg`da AB ile Türkiye arasındaki müzakere sürecini başlatan Dışişleri Bakanı Gül, AB`nin orta ve uzun vadede refah getireceğini söyledi...” Bu bilindik palavranın günler boyu ülke gazetelerinin maviye boyanmış birinci sayfalarından, her türlü yaratıcılığın zorlandığı manşetlerle nasıl tekrarlandığını hatırlayalım. Katılım müzakerelerinin başlatılması kararının alındığı 17 Aralık 2004 tarihinin ertesi gününde müjdeli haber Milliyet gazetesinin birinci sayfasından, Nazım Hikmet’in “güzel günler göreceğiz” sözleriyle verilmiş, Türkiye’nin “uzun ince yolda tarihinin en önemli eşiğini aştığı” vurgulanmıştı. Türkiye’nin AB üyeliği, ülkenin ve halkın makus tarihinde bir dönüm noktası olarak gösterildi. Bu gösteri aylar ve yıllarca devam etti.

Avrupa Birliği Türkiye için her zaman en önemli hedef ve basamak olarak daima gündemde kaldı. Öyle ki müzakere tarihi alınana kadar AKP’nin her söyleneni anında yapan bir itaatkarlıkla hareket etmesi sonu gelmez bir övgü ile karşılanırken, son dönemde burjuva medya içinde hükümete yönelik eleştirilerin ön planına da AB yolunda eski performansın gösterilmemesi çıkarılıyor.

Ömrümüzün geri kalanını huzur içinde geçirebilmek adına erişmek zorunda olduğumuz o yüksek kaliteye bundan tam 27 yıl önce erişmiş bir ülke olan Yunanistan bugün bitmek bilmeyen bir isyan ateşiyle yanıyor. Avrupa Birliği demek refah demekti. Oysa 27 yıldır AB üyesi olan Yunanistan’da büyük çoğunluğunu 20-25 yaş arası geçlerin oluşturduğu işsizler ordusu, toplam nüfusun yüzde 11’ini oluşturuyor. Avrupa Birliği demokrasi demekti. Oysa 27 yıllık bir AB ülkesini tutuşturan kıvılcım, 15 yaşındaki bir kardeşimizin polis kurşunu ile öldürülmesi ile çıktı. Avrupa’dan gelmesi beklenen demokrasinin, sadece ve sadece sermaye için daha fazla özgürlük demek olduğunu görebilmek için o polisin o kurşunu sıkmasına gerek var mıydı?

Atina sokaklarının ateşiyle ısındık. İsyancıların bitmeyen öfkesini, işçilerin kırılmayan direnişini izlemeye devam ederken, bizim Başbakan 2009 yılında Türkiye’de kişi başına düşen milli gelirin 10 bin dolar seviyesine inşallah ulaşacağını müjdeliyor. Sayılardan yalan üretmek bir iktisadi başarı alanı sayılıyor ya artık, Erdoğan da bu konudaki hünerini sergiliyor. Başbakan’ın müjdesi bir yana Yunanistan’da kişi başına düşen milli gelir yılda 17 bin dolardan fazla. AB ile gelecek refah sayılardan ibaret. Kişi başına düşen milli gelir, gayri safi milli hasılanın ülkenin toplam nüfusa bölünmesiyle hesaplanıyor. Ancak ülkenin içindeki gerçek bölüşüm elbette hesap makinelerinin hakkaniyetiyle yapılmıyor. Emperyalist AB projesini, “emeğin Avrupası” cilasıyla parlatan sol liberaller için ne kadar ikna edicidir bilinmez ancak Avrupa Birliği’nin adalet getirmediği gerçeği Atina sokaklarındaki her pankartta kocaman harflerle bağırılıyor.
“Canım, her büyük projede kimi aksaklıklar çıkabilir. Koskoca Avrupa Birliği’ni 10 milyonluk Yunanistan örneği ile yargılamak da nereden çıktı” diye soracak sivri zekalılar için hemen söyleyelim, Yunanistan Avrupa Birliği içinde bir istisna ya da başka bir deyişle bir nazar boncuğu değildir. Hali hazırda AB üyesi olan 27 ülkenin işsizlik oranları bizim buralardan çok da farklı gözükmüyor. Bırakalım oranları, Yunan halkının sadece kendi ülkelerinin gerçeğine isyan ediyor olmadıklarını anlamak için başka AB metropollerine de bakılabilir. 2 yıl önce yakılan yüzlerce arabanın külleri Paris sokaklarından temizlenebildi mi? İsyanın patlak vermesinden neredeyse bir yıl sonra banliyölere hala giremediğini ağzından kaçıran Paris polisi bugün istediği sokakta rahatça devriye gezebiliyor mu? AB anayasası yakında yeniden oylanacak. Aradan geçen zamandan cesaret alan AB baronları, şanslarını bir kez daha denemek için kollarını sıvadılar. Sonucu hep birlikte göreceğiz.

Yunanlı gençlerin fitilini ateşlediği, Yunan halkının sahip çıktığı büyük isyan ülkemiz emekçilerine egemenler tarafından yıllardır söylenen AB masalının ne denli büyük bir yalan olduğunu gözler önüne seriyor. Atina sokaklarından yükselen alevler, Yunanistan’daki adaletsizlik ve çürümüşlükle birlikte Avrupa Birliği gerçeğini de aydınlatıyor.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99