SUNU: Ve devlet Kürt’ü keşfetti...

Yoksa “Ve Tanrı Kürt’ü yarattı” mı demeli? Ne de olsa Kürt diye birşey yoktu eskiden. Peki var olan kimdi? Kendini Kürt sanan, bozuk Türkçe ile konuşan dağlı Türk’ten başkası değildi elbet. O zaman önce Tanrı yaratmalıydı ki sonra devlet keşfetsin! Tanrı olmasa da ABD yarattı iyi Kürt’ü: Merhaba Barzani... Merhaba Talabani...
Çok değil birkaç yıl öncesine kadar Kuzey Irak’ta ayrı bir siyasal yapılanmaya gidilmesinin savaş nedeni olacağını söyleyen MGK kararları da, geçen sene Dağlıca baskınından sonra Barzani’yi yok etmeye dair içilen andlar da unutuldu bir anda; zira tükürdüğünü yalamak istisna değil, kuralın kendisiydi işbirlikçiliğin hüküm sürdüğü bu topraklarda. Sonuç? Evet devlet, Kürt’ü -pardon iyi Kürt’ü- keşfetti ve keşfettiği gibi de ‘demokrat Türk’ oluverdi. Kötü Kürt’ü yok etmeye devam etmek için iyi Kürt’ü tanımak, onunla ortak hareket etmek gerekiyordu; ya da en azından ‘demokrat Türk’ olmanın kriteri buydu. Ayrıca büyük birader de aynı fikirde değil miydi?
O zaman yağmasa da gürleyen tanıdık sesler bir bir fikir değiştirmeye başladı. Bir yıl önce Barzani’ye verip veriştiren, ‘ne bekliyoruz uçuralım jetleri’ diye savaş naraları atan Ertuğrul Özkök, bugün Barzani ile Talabani’nin, durumun ciddiyetini anladıklarını ve konjonktürün değiştiğini iddia ederken; eski ülkücü yeni muhafazakâr-liberal Taha Akyol da Barzani ile birlikte Irak sınırının yeniden çizilmesini öneriyor. Fehmi Koru ise bölge’de DTP’nin boşaltacağı yere -Barzani aracılığıyla veya değil- AKP’nin oynayacağını bildiği için süreçten memnun olsa gerek. Uzun lafın kısası, Amerikan kumandasıyla çalışan yerli entelijansiya Kürt sorununa ‘bildik’ bir ‘çözüm’ bulunmasında hemfikir.
‘Bildik çözüm’ mü? O çözümü, bundan yıllar önce Özal’ın Kürt realitesinden bahsetmesinden hemen sonra, Irak’ta leş kargalığına soyunup ‘bir koyup üç alma plan’ından biliyoruz biz; tıpkı Demirel’in Kürt illerine gidip Kürt sorunundan bahsettiğini bildiğimiz gibi. Ayrıca Demirel’in yamağı Çiller’in Kürt sorununu dillendirip, ardından apaçi ile kobra ile bulduğu çözümü de unutmadık. Bugün bahsi geçen ‘çözüm’ de üç aşağı beş yukarı aynı çözümdür Türkiyeli Kürt için. Çünkü Türkiyeli Kürt henüz keşfedilmemiştir ve hala kötü Kürt olmaya devam etmektedir. ‘Bildik çözüm’ün bilinmedik gibi görünen yönü ise yukarıda bahsettiğimiz ‘iyi Kürt’ün keşfedilmesi ve tarih sahnesine çıkmasıdır ki, bugün sahnede olan da Barzani ile Talabani’den başkası değildir.
Yani, liberal entelijansiyaya tavsiyemiz odur ki, AKP’yi ‘şöyle farklı böyle farklı’ ilan ederken, geçmiş hükümetlerin ve liderlerin de haklarını versinler; onların Kürt sorununa ilişkin demokratik açılımlarını da unutmasınlar. Barzani ile Talabani mi? Onlar ‘bildik çözüm’e bizden daha da aşinalar; zira ‘bildik çözüm’ ne zaman uygulanmaya kalksa sıkılan hep Barzani ile Talabani’nin eli olmuştur. Son birkaç yılı dışarıda bırakınız, Körfez Savaşı sırasında da, 90’lı yıllardaki devletin Kürt politikasında da hep aynı portreleri göreceksiniz ve gördüğünüz portrede hep ‘iyi Kürt’ yer alacak. Peki son birkaç yılda ne mi oldu? Olan, daha önce kavraya kavraya sıkılan elin kallavileşmesi ve kolay kolay ele avuca sığmamasıdır ki ABD’nin emri ile bitirilen hırlaşmanın asıl nedeni de bundan başka bir şey değildir.
İyi Kürt’e gelince, şu anda öyle bir batağın içerisinde ki iyi Kürt; varlığına muhtaç olduğu kim varsa, bölge halklarının haklı nefretini kazanmış durumda. İşgalci ABD ve siyonist İsrail’den başka bölgede dostu yok iyi Kürt’ün. Bir anlamda, komşu Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek ya da en azından düzenlemek zorunda; sadece ABD istediği için değil, aynı zamanda yarın bir gün ABD bölgeden çekildiğinde, dımdızlak ortada kalıp halkların nefretine hedef olduğunda İsrail dışında çalabileceği tek kapı olduğu için de Türkiye ile iyi geçinmek durumunda ‘iyi Kürt’. Yani zurnanın zırt dediği yere gelindiğinde, okkanın altına gitmemek için Türkiye Kürtlerini okkanın altına gönderecek kadar kardeşiniz olabilecek ‘amca’larınız var karşı tarafta.
Bir de bilinmedik çözüm var tabi; lakin o çözümde ne AKP’ye ne de Barzani ile Talabani’ye yer var. Anlayacağınız ‘demokrat Türk’ ile ‘iyi Kürt’ün rolleri yok bizim senaryomuzda. Neden mi? Çünkü ya ‘demokrat Türk’ ile ‘iyi Kürt’ün başrollerini paylaştıkları Hollywood filmini izleyeceksiniz; ya da kendi filmimizi kendimiz çekeceğiz. Şundan da emin olunuz ki, bizim filmimizin sonunda ‘the end’ değil ‘YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ’ yazacak.{jcomments on}