Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

SUNU: Celaliler birleşin!

Görünen o ki, sonu gelmez bir ‘bütünlük’ palavrasına her düzeyde ihtiyaç duyuluyor. Alın size “uluslararası toplum”. Dünya ölçeğinde bu kadar sık telaffuz edilen kaç tane yalan bulunabilir? Tamam, toplum homojen bütünlük anlamına gelmiyor aslında ama uluslararası toplum denirken kastedilen, bir araya gelip ‘ortak sorunlar’a ilişkin ortak bir sağduyuyu paylaşan yerküre sakinleri kümesi değil mi? “Balkondan örtü çırpmayın lütfen üzerimize toz geliyor” der gibi “Uçaklarınızı çeker misiniz biraz kafamıza bomba düşüyor” deniliyor mu? Ee, nesi uluslararası toplum bunun? Önce ayrışmak gerek.

Fransa da bir bütün örneğin... Canı istediğinde genç çalışanları kapının önüne koymak için hiçbir yasal engelle karşılaşmak istemeyen de Fransız, buna karşı meydanları dolduran öğrenciler, işçiler de… “Arabalar yanıyor” diye feryat eden Sarkozy’yle “Siz barış istiyorsanız biz de adalet istiyoruz” diyenler aynı Paris’i bölüşüyorlar… Tutulacak bir yeri kaldıysa bu bütünlüğün orasından tutun…

Ahlaksız ve mafyöz bir Büyükşehir belediyesiyle, uluslararası şirketlerle uğraşa dövüşe, atık kağıt toplayanlar Kürt… “Irak’ın en güvenli yeri burası, gelin yatırım yapın” diye ABD İngiliz televizyonlarına reklam verenler de… Ya ikisini de kabul edeceğiz ya da hiçbirini öyle mi?

Aydınlar mesela, duruşmalarının organizasyonunu halkla ilişkiler şirketlerine ihale eden Elif Şafak’la, Sumer tabletlerinde okuduğu “biliyorsun niye öğretmiyorsun” sözünü hayat ilkesi olarak benimseyen Muazzez İlmiye Çığ, ikisi de aydın. Aydınlara hoşgörüyle yaklaşmalıyız ve yerlere çöp atmamalıyız değil mi, sayın ‘okumuş toplum’?

Gelenek de öyle, tarih de… Kuyucu Murat’ların ki de bir tarih, Celalîlerin ki de…

Düzgün bir bütünlük tarif edilecekse yalan olan yıkılmalıdır. Benzerleri birleştirmek için benzemezler ayrışmak zorunda, en açık, en berrak şekilde. Şimdi uğraştığımız, çabaladığımız budur. Ayrışın, önce ayrışın ki, işten atılan temizlik işçisiyle Fransa’nın banliyösü birleşsin, kağıt toplayan Kürt işçiyle Muazzez İlmiye Çığ, bir savaş uçağı parasına karnı doyabilecekken açlıktan kırılmanın eşiğindeki Afganlarla gelecek isteyen üniversiteli birleşsin. Önce ayrışın sonra biz, Celalîler, birleşiriz.{jcomments on}