Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Suçlular ve güçlüler

 

Çağlar Kılınç

Ermenistan işsizliğin %20’lerde olduğu, halkın %55’inin yoksulluk sınırının altında yaşadığı, işgücünün yarısına yakınının tarımda çalıştığı bir ülke. Yani Ermenistan vatandaşı Ermeniler için acı, dinmiş değil. Yoksulluk sınırının altında yaşayanların gündemlerinde soykırım tartışmasından çok daha acil meseleler var. Türkiye için milliyetçilik nasıl afyon gibi halka aşılanıyorsa aynı yöntemin Ermenistan’da denemediğini kim söyleyebilir?

Fransız Parlamento’sunun ermeni soykırımını inkar etmeyi suç sayan bir yasa yapması, ‘Ermeni Sorunu’ başlığı altında yürüyen tartışmaları biraz olsun berraklaştırdı. 1915 tarihine ilişkin bir meseleyi, bugün herkesin ağzına dolayan gerçek aktörleri bir adım öne çıkardı. Ermeni soykırımı tartışmasına ilişkin bugün söylenen her söz, ister Başbakan’ın isterse de bir tarihçinin ağzından çıkmış olsun, ister Ermeni diasporası ister Fransızlar, isterse de Türkler konuşsun güncel politik tutumun koordinat bilgilerini içeriyor. Gelinen aşamada bunun bir tarih tartışması olmadığı kesin.

Emperyalizmin parmağı
Tartışmanın Türkiye ile Ermenistan arasında geçmediği yeterince açık. Zaten Ermenistan ile sınırlı bir hareket Türkiye burjuvazisini bu kadar telaşlandırmazdı. Soykırım iddiası Ermeni devletinin kuruluş belgesinde yıllardır duruyor ama dikkat edin bizimkiler her sene Amerikan Başkanı’nın ağzından çıkacak sözcüklere kabartıyorlardı kulaklarını. Yani mesele emperyalizmin merkezlerinde konuşulmaya başlandı mı, etekler tutuşuveriyor. Ermenistan konuyu Batı ülkelerindeki lobileri aracılığıyla gündeme taşırken, emperyalizm hangi limana demir atacağını iyi biliyor: Etnik milliyetçilik. Konunun bugün gündeme gelişinde emperyalizmin parmağını hemen görebilmemizle beraber, boğazlaşmanın kendisinin de bizzat emperyalist merkezlerce planlandığı ortada. Her aktör kendi rolünü başarıyla oynuyor. Bu bakımdan Fransa’nın tartışmadan uzak kalmasını beklemek hayalcilik olur. Fransa 1915’te Ermenilerin sırtını nasıl sıvazladıysa bugün de benzer bir eylemin içinde. Tarihsel olaylar o dönemin koşullarından soyutlanamaz. Böyle bakıldığında 1915 yılı bir Türk Ermeni boğazlaşmasından öte bir emperyalist paylaşım savaşına işaret etmektedir. Emperyalistlerin yalnız kendi çıkarlarını arttırmak ve korumak için giriştikleri bir savaşın tarihidir 1915. Olayın geçtiği coğrafya o paylaşımın hedeflerinden biridir, kavganın sebebidir yani. Böyle bir tarihsel dönemde 1 milyon insanın söz konusu olduğu bir olaya sadece Türklerin ve Ermenilerin dahil olduğunu düşünmek insan aklına zarardır. Batı demokrasileri 1914-1918 arası ne yaptıklarını kendi halklarına açıklamalılar önce. Sahi 1915’te örneğin Fransızlar, ne yapıyorlardı?

Batı parlamentolarından kardeşlik çıkmaz
Ermenistan işsizliğin %20’lerde olduğu, halkın %55’inin yoksulluk sınırının altında yaşadığı, işgücünün yarısına yakının tarımda çalıştığı bir ülke. Yani Ermenistan vatandaşı Ermeniler için acı, dinmiş değil. Yoksulluk sınırının altında yaşayanların gündemlerinde soykırım tartışmasından çok daha acil meseleler var. Türkiye için milliyetçilik nasıl afyon gibi halka aşılanıyorsa aynı yöntemin Ermenistan’da denenmediğini kim söyleyebilir?

Türkler de işsiz Ermeniler de, Türkler de yoksul Ermeniler de, Türkler de eziliyor Ermeniler de… Çok daha basit sorular sormak gerekiyor aslında. Mesela ‘patron’un kim olduğunu sorgulamak gerekiyor. Zengin Türkler de var Ermeniler de, sömüren Türkler de var Ermeniler de. Hem de onların toplamı milyon etmiyor, sayıları belli.

Türkler ve Ermeniler coğrafi olarak ayrı bölgelerde ama 90 yıldır aynı sorunları yaşıyorlar. Tam da bu sorunlar, halkların gerçek gündemi Fransız Parlamentosunun ilgi alanının çok uzağında kalıyor.{jcomments on}