Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Polis nasıl çağrılır?

 

Yarınlar

Kızılay’da sıradan bir akşamüstü, Karanfil Sokağın merdivenleri üzerinde bir genç kızın çantasından cüzdanını almak üzere olan yankesiciyi fark eden bir öğretim üyesi genç kızı uyarmak istediğinde merdivenlerin ortasında, en az ikiyüz kişinin ortasında bıçakla tehdit ediliyor. Atatürk Bulvarı üzerinde bir hakim stajyeri kendisini kibarca tehdit ederek para isteyenlere direndiğinde, gaspçılar kibarlığı bir tarafa bırakarak bıçaklarını çıkartıyorlar, insanlar hızla uzaklaşmayı tercih ederlerken, havanın henüz kararmadığı bir saatte Ankara’nın gerçek anlamda orta yerinde ben hakimim diye bağırmasına aldırış etmeyen kişiler tarafından tartaklanıyor. Birkaç yüz metre ötede, Bayındır Sokak’ta bir öğretmen, çantasına elini sokmuş gencin elini yakalayıp bağırmaya başladığında azarlanıyor; “ne bağırıyorsun be, bıraktık işte telefonunu”. Bu kişilerin tek ortak noktası Ankara’nın orta yerinde güpegündüz saldırıya uğramış olmaları değil, karakola gittiklerinde polisten; uyum yasaları yüzünden kolluğun elinin kolunun nasıl bağlandığına, hiçbir yetkileri kalmadığına, savcıların polisi insan hakları yüzünden nasıl adım atamaz hale getirdiğine ve tüm bunlara rağmen kahramanca birilerini yakaladıklarında hakimlerin bu kişileri nasıl hemencecik salıverdiğine dair uzun bir söylev dinledikten sonra, tutanak dahi tutturamadan karakolu terk etmiş olmaları.

Kahrolsun satanistler, yaşasın kediler!
Akşamki maçı bekleyen bir grup taraftarın canı sıkılmış olmalı ki, Konur Sokak’ta İmge Kitapevi’nin önünde oturan gençlere saldırıyorlar. Gelmeden önce, Kızılay’da canımız sıkılırsa beyzbol oynarız, o olmazsa “satanist” döveriz diye düşünmüş olacaklar ki, ellerinde bir metrelik sopalar var. Yakaladıkları bir genci dakikalarca dövdükten sonra, sopalarını sallayarak, “kahrolsun satanistler, yaşasın kediler” sloganları atarak toplu halde ayrılıyorlar olay yerinden.

Ankaralı olanlar bilir, çevik kuvvet Yüksel Caddesinde insan hakları anıtı önünde hazır beklemeyi çok sever. Önlerine kalkanlarını ve içinde biber gazı dolu çantalarını nizami şekilde dizip, devletin gücünü gösterirler. Tesadüf bu ya, “Kedisever” güruhun bir genci hastanelik olana dek dövdükleri yere tam 175 adım mesafede beklemektedirler. Bir eyleme katılan, ya da akşam haberlerini izleyen herkes çevik kuvvetin 175 adımlık mesafeyi kaç dakikada alacağını tahmin edebilir. Bilmeyenler için biz cevap verelim; alamazlar, çünkü insan hakları, polisimizin çevik ayaklarına bir pranga gibi bağlanmıştır.
Uyum yasalarının geçerli olmadığı durumlar da vardır. Eğer 175 adım uzakta bağıranlar öğrenciyse, Kürtse, solcuysa, sendikacıysa; polisin oraya varması bir dakikanın altında olacaktır. Dileyen deneyebilir, Kızılay’ın ortasında bağırınız, “çantam çalındı” veya “yetişin adam öldürüyorlar” diye, bakalım çağrınıza cevap veren çıkacak mı? Eğer polise acilen ihtiyacınız varsa size, “YÖK’e Hayır”, “Bağımsız Kürdistan” veya “yaşasın devrim ve sosyalizm” diye bağırmanızı öneririz. Kafanıza bir cop darbesi almanız takribi 45 saniye sürecektir. Azıcık canınız yanabilir ancak can veya mal güvenliğinizi tehdit eden saldırgandan kurtulmanız için bu kadarına katlanmak sizin vatandaşlık ödevinizdir.{jcomments on}