Elif Bozkurt
301. maddenin içeriği, gerekliliği ya da gereksizliği liberallerle milliyetçiler arasında kah televizyon programlarında kah gazete sütunlarında bolca tartışıladursun, geldiğimiz noktada TCK’nın bazı maddelerinin ülkemizde yazar olmayanı yazar, aydın olmayanı aydın gösterme gibi işlevlerinin de bulunabileceğini göstermiş oldu bize. Bu ülkenin gerçek aydınları, bilimsel gerçekleri söylemekten korkmadıkları için mahkemelere sürüklenirken o pek cevval özgürlük savunucularının dut yemiş bülbül olmaları alışıldık durumun bir tekrarından ibaret.
1 Kasım 2006 tarihinde Muazzez İlmiye Çığ mahkeme önünde savunma vermiş olacak. Hakkında TCK’nın 216/2 ve 218. maddeleri gereğince Vatandaşlık Tepkilerim adlı kitabındaki dört farklı makalesi gerekçe gösterilerek “halkı din ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” suçuyla dava açıldı. Yazarın “...başörtüsünün başlangıcı da Sümerlilere dayanıyor…” diyerek “halkı din ve düşmanlığa tahrik” ettiği iddia ediliyor.
Elif Şafak; “Baba ve Piç” adlı romanında “basın yoluyla Türklüğü aşağılamak” suçuyla hakkında TCK’nın 301. maddesi gereğince açılan davadan beraat etti. Kendilerine “Büyük Hukukçular Birliği” diyen bir grubu mahkeme önlerinde ağızlarından tükürükler saçarak Türklüğü savunurken(!) izlemek, ‘Dünya Türk Olsun’ yazılamasının duvarlara yapılabildiği şu devirde bizleri pek şaşırtmıyor aslında. Diğer taraftan “hepimiz birer Elif Şafak’ız”cıların önderliğini ise Avrupa Birliği üstlenmiş durumda. İfade özgürlüğü üzerine, Amerikan büyükelçisinden tutun da AB komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesine kadar demeç vermeyen kalmadı neredeyse.
301. maddenin içeriği, gerekliliği ya da gereksizliği liberallerle milliyetçiler arasında kah televizyon programlarında kah gazete sütunlarında bolca tartışıladursun, geldiğimiz noktada TCK’nın bazı maddelerinin ülkemizde yazar olmayanı yazar, aydın olmayanı aydın gösterme gibi işlevlerinin de bulunabileceğini göstermiş oldu bize. Bu ülkenin gerçek aydınları, bilimsel gerçekleri söylemekten korkmadıkları için mahkemelere sürüklenirken o pek cevval özgürlük savunucularının dut yemiş bülbül olmaları alışıldık durumun bir tekrarından ibaret. Umudu halen oralarda arayanlar bu çifte standartlı tutum karşısında ne düşünüyor acaba? “Elif Şafak güzel kadın, buğulu bakışları ona olan desteği arttırdı” deseler…Yok; olmaz, aynı maddeden yargılanan ve aynı yaygarayı koparttıran Orhan Pamuk ve Hrant Dink örnekleri var önümüzde ki bahaneyi kökten çürütecek nitelikteler. “Hassasiyet 301. maddeye özgü, diğerinden medya ve AB henüz haberdar değil” deseler gene olmaz, ülkede uçan kuşun rotasını bildiklerini söyleyenlerin bunu atlamasının mümkünatı yok açıkçası. “Medyanın ve AB’nin sevdiği kulu olmak varmış” deseler, mümkündür deriz, zira gerçek aydınlar kulluğu baştan reddedenlerdir.
Aydınla aydın olmayan, yazarla yazar müsveddesi arasındaki gidiş gelişler gerçekle yalan arasında mücadeledir bir bakıma. Söz konusu olan çarpıtma ya da gerçeğin bir yönünü görmezden gelme tutumu değil. Basbayağı yalanlar konuşuyor. Orhan Pamuk geçen yıl, öldürülen Kürt ve Ermenilerin sayısını verdiği demecince bu bakımdan önemli bir ayrıntıya işaret ederek şöyle diyor: “Bunları bilmeyen yok ama kimse söylemeye cesaret edemiyor”. Yıllarca tam da bunları söylediği için hapse atılan, cezalandırılan insanları adamdan saymayarak aydınlığını kanıtlıyor. Gerisi işin mutfağında çalışanlara kalıyor ve Orhan Pamuk bir üçüncü dünya ülkesinde gerçekleri söylediği için cezalandıran cefâkar bir aydın olarak yeniden üretiliyor.
Geriye hiç de yabancı olmadığımız gerçek nedenler kalıyor. Aydınlar ve Bilim yargılanıyor Türkiye’de bir kez daha 1 Kasım’da. Ve Türkiye’nin gerçek aydınlarının yanında saf tutanlar da bu ülkenin gerçek ilericileri olarak kalacaklar.
Dut yemiş bülbül gibi suskun kalmak deyimi bir yanılsamadan ibarettir aslında. Bülbül dutu yediğinden unutmaz ötmeyi, meyvenin yetiştiği mevsimle bülbülün ötmediği dönem örtüşür. Şimdi de susanların asıl suskunluğu görmeyişleri, bilmeyişleri değildir aslında. Aydın olanla parlatılan, ‘image maker’lık müessesesi yardımıyla cukkayı doğrultanla onuruyla yaşayan arasında tuttukları safı belli eder bu suskunluk.{jcomments on}