Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Gül’den Ermenistan hamlesi: ABD projesine yardakçı aranıyor!

 

Gururcan Çalışkan

1514918 Ağustos sabahı televizyonlarını açan insanların ağızlarından çıkan ilk sözcük “Eyvah!” olmuş olsa gerek. Çünkü sabah haberlerinin gündemi Kafkaslarda savaşın patlak verdiği idi. Taraflardan biri doğalgazın %60’ını aldığımız Rusya, öte tarafı ise çok büyük umutlar bağlanan petrol boru hatları, doğalgaz hatları vs.nin geçtiği Gürcistan. Ve belki de ileride daha büyük savaşlara bile sebep olacak bu durum karşısında kazananı görmek için biraz beklemek gerekebilir. Şimdilik görünen o ki kaybedenler arasında sadece Saakaşvili yok.
Türkiye her iki ülkeye de muhtaç durumdaydı. Rusya’dan doğalgaz başta olmak üzere birçok mal ve ürün ihraç edilmekte ve Rusya’da önemli oranda yatırım yapılmaktaydı. Ayrıca her yıl Rusya’dan gelen 1,5 milyon turist, ölmek üzere olan Türkiye turizmini kurtarmaktaydı. Bunun yanı sıra Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol boru hattı, gene aynı hat üzerinde kurulacak olan demir yolu hattı ve bu hat üzerinde ticaretin gelişimi projesi Türkiye’yi Gürcistan’a da bağlı bir konuma itmişti. Kısacası hükümet dış ticaret konusunda büyük bir sıkıntıya düşmüştü. Peki, Türkiye bu denklemden nasıl kurtulacaktı?

Saakaşvili’ye üstü örtülü destek mesajları ve sonrasında maç bahanesiyle sürpriz bir Ermenistan ziyareti… Amaç bölgede Rusya’nın olası ilerlemesini durdurmaya çalışmak. Kafkasya’nın küçük ülkelerini Rusya’ya karşı bir çatı altında toplamak. Adı da Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu. ABD’nin bölge planlarını hayata geçirmek konusunda yetersiz kalan Gürcistan örneğinden hareketle, işbirlikçi ülkelerle daha güçlü hale gelebilecek bir topluluk. Bu girişim yeni bir girişim de değil aslında, 90’lı yılların başından itibaren gündeme gelen, 2000 yılı itibariyle daha güçlü bir şekilde yapılmaya çalışılan ve çeşitli şekillerde isimlendirilen bir projedir Kafkas Birliği. Kafkasya İstikrar Paktı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı bunlara örnektir. Her ikisinin arkasında da CEPS ve Türkiye’den TESEV gibi Soros kökenli sivil toplum örgütleri bulunmakta. Her iki girişimde de temel hedef ABD’nin mutlak güç olmasında karşısına çıkabilecek olan Rusya’nın ekonomik ve siyasi olarak tecrit edilmesidir.

Kafkas Birliği projesi diğerlerine nazaran çok daha ciddi gibi görünüyor. Gül ve Erdoğan bu girişimin başlatıcıları durumunda. Öyle ki Abdullah Gül maç bahanesiyle Ermenistan’a gidebilme cesaretini bile gösterdi. Türk milliyetçileri açısından doğal olarak bu bir ihanet. Liberaller içinse Ermeni ve Türk halkları arasında kurulacak köprüler açısından, tarihi bir adım. Her iki kesimi de konuyu bu kadar başarıyla saptırılabildikleri için tebrik etmek gerekir. Vatan hainliği diyenler kayıtsız şartsız Ermeni düşmanlığı yapanlardır. Onlara bir şey söylemek çok fazla bir önem arz etmiyor. Liberallerin halkları barıştırma temennileri ise ancak ABD’nin Kafkasların kanını emmek için bölgeyle bu kadar uğraştığını unuttuğumuz zaman anlamlı hale gelecektir. Acaba Abdullah Gül Başbakan olduğu dönem ve Dışişleri Bakanı olduğu altı yıllık dönem içerisinde Ermenistan’la bu denli bir ilişki kurmayı hiç düşünememiş miydi? Bir hastalık mı geçirmişti ki halkların kardeşliği aklına gelivermişti? Fakat bu ziyareti zorunlu kılan ABD’nin bu konuda Türkiye’ye yaptığı baskıdan başka bir şey değildir. Rusya’ya karşı oluşturulacak olan Emperyalist Kafkasya Birliği projesidir ve Ermenistan’da bu konuşulmuştur. Tabii ki liberallerin görevi de bu ziyaretin gerçek sebebinin üstünü, halkların kardeşliği diyerek kapatmaktır. Bir de Azerbaycan ziyareti var. Kimilerine göre Ermenistan ziyareti sonrası gönül almak için yapılmış bir iş. Gelgelelim Kafkasya Birliği görüşmelerinde şimdiye kadar gelinen nokta Gül açısından pek de parlak görünmüyor. Ermenistan, Rusya’ya karşı bir plan içerisinde olmak istemediğini belli etmiştir. Azerbaycan’ın ise açıkça söylemese de ABD’nin girişimiyle kurulacak bu birlikte yer almak istemediği belli oluyor, bir denge politikası izlemeye çalıştığı söylenebilir.

Ağustos’ta savaşın patlak vermesi ile başlayan süreç 80’lerin sonundan günümüze kadar devam etmekte olan ABD’nin tartışmasız tek güç olduğu, tek kutuplu dünya düzeninin değişmekte olduğunun bir göstergesi. ABD dışında başka herhangi bir emperyalist gücün de halklar açısından bir umut kaynağı olamayacağı, yakın gelecekte bir sosyalist blok gibi bir olasılık olmadığı için, tartışmasız bir gerçek. Tek kutuplu dünya düzeni ise emperyalizmin Ortadoğu’dan, Latin Amerika’ya, Balkanlardan Kafkaslara, yani dünyanın herhangi bir yerinde istediği gibi at koşturması anlamına geliyor. Bu düzen emekçilerin çıkarları ve dünya devrim mücadelesi açısından en elverişsiz düzendir. İki emperyalist gücün birbiri ile çekiştiği durum, bir diğerinin mutlak hakimiyetinden her koşulda kat be kat daha iyidir. Bu bakımdan; Kafkaslar özelinde düşünecek olursak, ABD’nin bölgedeki hedeflerini zayıflatacak adımların desteklenmesi gerektiği kabul edilmelidir ve bunun adı Rusyacılık da değildir.

Bölgede belirleyici olanın şu an için Rusya ile ABD arasındaki çekişme olduğu gibi görünse de, Kafkas halklarının kaderini çizecek olan her zaman olmuş olduğu gibi yine bu halkların kendisi olacaktır. ABD işbirlikçiliğinin faturasının ne demek olduğunu yaşayarak öğrendik, emperyalizme karşı mücadele ederek çizeceğiz kaderimizi.{jcomments on}