Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bir devrimin öğrettikleri: “Birgün bile yaşamak”

 

Ali Kızıloğlu

Beyaz Ordu’nun kuşatması altında olan devrim söz konusuyken o zamana kadar söylenmiş bütün sözler, yapılmış bütün gösteriler, dağıtılmış bütün bildiriler, basılmış bütün gazeteler, o gazetelerde yayımlanmış bütün yazılar anlamını yitirir; yalnızca ‘ileri’ komutu verildiğinde ölüme yürüme cesareti gösterebilmek bir anlam ifade eder.

ekim_devrimi21917 yılının soğuk Şubat günlerinde St. Petersburg’lu işçiler için yaşam kötüye gidiyordu. Yorgunluk, açlık, hastalık ve bitmek bilmeyen mesai saatleri yüzünden işçilerin tezgahı başında çalışırken düşüp ölmesine alışılmıştı. Üstelik savaştaydı Rusya. Yiyecek ekmek, yakacak odun-kömür kıttı; ve stokçuların ellerinde her şey ateş pahasıydı. Eli silah tutan genç erkekler savaşta olduğu için üretimde çalışanlar büyük oranda yaşlılar, kadınlar ve çocuklardı. Tüm bu olumsuzlukların ortasında 1905 yenilgisinden çıkardıkları dersler ve ancak örgütlü mücadele ile kazanılabileceğini öğrenmiş olmaları işçi sınıfının mücadeleyi bırakmamasını sağlıyordu. Bunun yanı sıra altında ezildikleri vahşi kapitalizm ve emperyalist paylaşım savaşı canlarına tak ettiği için işçiler Bolşeviklerin sözlerine her geçen gün daha fazla kulak verir olmuşlardı. Fabrikalarda, tarlalarda dur durak bilmeden çalışıp üretenler ve Çar ile burjuvazinin çıkarları için savaşıp ölmeye gönderilenler arasında artık bu düzene dur demek gerektiğini söyleyenlerin sayısı her geçen gün artıyordu. Artık herşey ilk kıvılcımın çakılmasına bağlıydı. O ilk kıvılcım içten içe kaynayan kitleleri sokaklara dökmeye yetti. 23 Şubat Kadınlar Günü’nde 90.000 kadın ellerinde yalnızca “ekmek istiyoruz” yazılı dövizlerle sokaklara döküldü. Üstelik Sosyalist Devrimciler, Bolşevikler ve Menşevikler, bir provokasyon olması ihtimaline karşı, işçilere sokağa çıkmama çağrısı yapmışlardı. İşte Şubat Devrimi’ni ve devamında Ekim Devrimi’ni yaratacak olan kalkışmanın ilk kıvılcımı böyle atıldı.

Orhan İyiler, ‘Birgün Bile Yaşamak’ adlı romanında hem Şubat hem de Ekim Devrimi’nin içinde yer almış bir Bolşevik olan Georgi Vasiliyeviç Butov’un ağzından devrim günlerini anlatır. Okurken geçen yüzyılın en önemli tarihsel olayının sanki içindeymişsiniz gibi hissettiren kitap, tarihle ilgilenenler için olduğu kadar devrimciler için de büyük bir öneme sahip. Komünistlerin değişmeyen tartışma başlıklarını oluşturan birçok soruya çok kıymetli yanıtlar veren kitaptan çıkarılacak birçok ders var. Devrimin kendiliğinden değil işçileri eylemli mücadeleye katabilecek bir devrimciler örgütü sayesinde gerçekleşebileceğini, öte yandan devrimci kalkışmanın her safhasının devrimciler tarafından önceden planlanamayacağını anlatır size. Bolşeviklerin şubat günlerinde Menşeviklere ve Sosyalist Devrimcilere kıyasla küçük bir grupken nasıl kitlelere yön verebildiklerini ve Ekim Devrimi’ne önderlik edebildiklerini anlatır. Devrim yapmanın siyasi iktidarı ele geçirmekten çok daha karmaşık bir iş olduğunu, en zor olanın devrimi yaşatmak olduğunu; bunun için iç savaş sırasında ‘ileri’ emri almış 15 genç komünistin korkuya kapılarak geri çekilmesini affedememenin zorluğunu anlatır. Beyaz Ordu’nun kuşatması altında olan devrim söz konusuyken o zamana kadar söylenmiş bütün sözlerin, yapılmış bütün gösterilerin, dağıtılmış bütün bildirilerin, basılmış bütün gazetelerin, o gazetelerde yayımlanmış bütün yazıların anlamını yitirdiğini; yalnızca ‘ileri’ komutu verildiğinde ölüme yürüme cesareti gösterebilmenin bir anlam ifade ettiğini anlatır.

Devrimi devrim yapmaya cüret edenler yapabilir ancak. Bu yüzden devrimciliğin sorumluluk almak, elini taşın altına koyabilmek sorununa indirgenebileceği anlar vardır. ‘Birgün Bile Yaşamak’tan çıkarılabilecek sonucu tek bir sözde özetlemek istersek “devrimcilik cüret etmektir” diyebiliriz. Kitleler sokağa çıktığında daha önce aksi yönde çağrı yapmış olmaya aldırmaksızın onlara katılmaya ve yönlendirmeye çalışmaya cüret etmektir. Sosyalistlerin de içinde olduğu bir koalisyon hükümetteyken ülkenin uluslararası çıkarı gereği savaşı sürdürmenin daha ‘rasyonel’ sayıldığı bir dönemde barış propagandası yapmaya cüret edebilmektir. Burjuva devriminin üzerinden henüz iki ay geçmişken burjuva devrimini tamamlamak gerektiği yönündeki sözlere aldırmadan “bütün iktidar Sovyetlere!” demeye cüret etmektir. İktidarın zapt edilebileceği koşullar oluştuğunda silahlanıp Kışlık Saray’a yürümeye cüret etmektir. ‘Kapitalizmin en zayıf halkası’ denilen Rusya’da devrim yapmaya cüret edebilmektir. ‘Birgün Bile Yaşamak’ cüret edenlerin öyküsünü anlatıyor.{jcomments on}