Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Ali Şimşek’le orta sınıf kültürü üzerine

 

Röportaj: Alper İzkara

Yükselme umudu pompalanan ve yeri geldiğinde “düşüş korkusu” kaşınan bir kesim. İçine girdiğimiz bu aralık “düşüş korkusu”nun kaşındığı bir aralık olabilir... Faşizm analizleri de göstermiştir ki, bu sınıf orayı da destekleyen bir özelliğe dışlayıcı kültürel stratejilere sahip... Solun geçmişte sağa destek veren bu kesimi iyi okuması gerekecek... Sol için önemli bir alan oluşturuyorlar… Tarihte olmadığı kadarıyla...

yeni_orta_sinifÖncelikle kısa bir orta sınıf ve yeni orta sınıf tanımı yapabilir misiniz? Yeni orta sınıfı eski küçük burjuvaziden ayıran nedir?

Orta sınıf kavramı belirsiz biraz tüketim ve statü esinli kavram. Marksist anlamda küçük burjuvazi de diyebiliriz. Küçük mülk sahiplerinden eğitimle kazanılmış mesleklere (mühendis, öğretmen) kadar geniş bir alanı kapsayabiliyor. Kullanılırken dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü kapitalizm 1945 sonrası “Amerikan Rüyası” kavramını biraz da bu kavramın belirsizliği üzerine inşa etti. Herkes ora sınıf! Bu Marx’ın iki sınıf tezine karşıda konumlanacaktır. Proleterleşme tezi. Burjuvazi ve proletarya kalacak gibi. Kapitalizmin politik ve kültürel olarak satın alınması gereken, sisteme rıza üretecek en önemli kesim diyebiliriz. Biraz “hayali sınıf” algılarına sahip olsa da... Yani kendini “ne olmadığı (işçi, köylü)” üzerinden tanımlamaya yakın. Yükselme umudu pompalanan ve yeri geldiğinde “düşüş korkusu” kaşınan bir kesim. İçine girdiğimiz bu aralık “düşüş korkusu”nun kaşındığı bir aralık olabilir... Faşizm analizleri de göstermiştir ki, bu sınıf orayı da destekleyen bir özelliğe dışlayıcı kültürel stratejilere sahip... Geleneksel orta sınıfların neo liberalizm sürecinde proleterleşmeye başladıkları gözlemlenebilir… Ama hayali sınıf algıları bunu gizliyor olabilir… Örneğin küçük esnaflık büyük süpermarketlerin rekabeti ve kredi kartlarının etkisiyle aşağı doğru hareketlilik içinde… Solun geçmişte sağa destek veren bu kesimi iyi okuması gerekecek... Sol için önemli bir alan oluşturuyorlar… Tarihte olmadığı kadarıyla... Ama bir dil tutturulmalı… Yeni orta sınıf ise, sayıları neo liberalizm ile artan ve onun virtini olan eğitimli, üniversite mezunu ve “göreli” yüksek ücretli, ağırlıklı olarak da beyaz yakalı ve hizmetler (bilişim, banka, medya vb) çalışanlarından oluşuyor. Çoğu alt-orta sınıf çocuklarından eğitim aracılığıyla kazanılmış sınıf… 80’lerde YUPPIElerle başlamış ama en önemlisi 90’lı yıllarda kendini diğer sınıflardan ayıracak “kültürel farklılaşma stratejileri” üreten, mekansal olarak farklılaşan “rafine” bir sınıf. Geçmişte geleneksel orta sınıf ile YOS arasında bu kadar kültürel mekansal ayırım yoktu... 90’lardan sonra olan bu… Dışlayıcı, ironik ve sinik bir kültürel yüzey ürettiler... 90’lı yıllarda dönüşen “küresel kent (sex and city)” efsanesinin neşeli beyaz yakalıları. Oturduğu evden mobilyalara, fazlayıcı sıfat ve yargı yüklü dillerine kadar hatta çocuklarına verdiği adlara kadar geleneksel sınıflardan farklılaştılar. İslami YOS için bu o kadar sert değildi... İslami nedenlerle… ama orada da hayat tarzı anlamında büyük farklılaşmalar var (mahalleden uydu kentlere) 2001 sonrası kriz YOS’a önemli bir darbe vurmuştur… 90’lı yıllardaki keyifleri önemli ölçüde zedelenecektir... Proleterleşme sürecine girdikleri ve bunun da farkında oldukları söylenebilir… Beyaz yakalı işçileşme… Sol için önemli bir alan ama handikaplarıyla beraber düşünmek koşuluyla... Son 20 yılda içinde nefes aldıkları dışlayıcı ve sinik dili bırakmaları gerekecek… Tekrar mahalleyi tanımak gibi...

Çünkü hala can çekişen neo liberalizm için tavlanması gereken kesimler... Çok iddialı olmamakla beraber kapitalizmin orta sınıfsız bir dünyaya doğru “zorunlu” bir yolculuğa çıktığı söylenebilir. 1945 sonrası Keynesyen bir “orta sınıf rüyası” çok zor görünüyor...

Türkiye’de günümüze kadar orta sınıf kültürünün aynası olagelmiş mizah dergileri var. Gırgır’dan kopan Leman’ın ve Leman’dan kopan Penguen-Uykusuz. 2000’lere geldiğimizde çıkan Penguen’in ve Uykusuz’un 90’lar Leman’ının sığ siyasetine oranla daha muhalif bir politik tutum takındığını görüyoruz, özellikle 2007 seçimlerinden sonra. Eski muhafazakarlık karşıtı çizginin yerini tam oturmamış ama sınıf temelinden yükselen eleştiriler alıyor bu yayınlarda. Orta sınıfa ve üniversite öğrencileri gibi üst-orta sınıf adaylarına hitab etmelerine karşın söylemlerindeki bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz, bu hitab edilen kitlede bir siyasal değişime de işaret ediyor mu?

Ben Leman dergisi analizimle şunu göstermeye çalıştım: Türkiye’de yeni orta sınıf kendini farklılaştıracak alaycı, inançsız (sinik) bir dili nasıl üretti? 1991’de yayına başlayan Leman aynı dönemde dönüşmeye başlayan şehrin ve fakültelerden şirketlere doluşan bir kesimin dilini de “bilmeden” oluşturacaktır. Bu nasıl olmuştur? Öncelikle alt sınıfları “durumlar” üzerinden tanımlayan, fazlasıyla adlandırıcı bir dille “biz adam olmayız” hissini kendini dışarda tutarak oluşturmuştur... Maganda ve zontadan yurdum insanı adlandırmasına çoğu yoksul çocuğu mizahçı maalesef “Beyaz Türk” medyasına ve manifestolarına malzeme verecek ve Cem Yılmaz gibi starlar yaratacaktır. Leman Türklüğe Gülmek diyebileceğimiz bir stratejiyi yaygınlaştıracaktır. Oysa Türklük adı altında alt sınıf ve yoksulluk habitusları (alışkanlıkları) dalgaya alınabilir hale gelecektir. Reklamcılar bunu kısa zamanda büyük kampanyalara da dönüştürecektir. 1970-90 arası Gırgır dergisi sol-kemalist tonlarda ve orta sınıf angajmanıyla “küçük adam”ın sesi olarak mahallenin mizahını yapmıştı... Zamlar, Özal, mahalle aşkları... Sinemada Kemal Sunal’ın biraz sarı sayfalardaki izdüşümü... Küçük İnsan en çok da memur bu dergide büyük ve bazen de “boş” bir özgüvenle ve cüretle dışarıya egemenlere bakacaktır. Gırgır bir halk dergisi özellikleri gösteriyor. Hala yakalanamayan tirajıyla! Gırgır içinden genç bir kuşağın kopmasıyla başlayan 1986’da Limon ile uçveren ama 1991’de Leman dergisinde billurlaşan mizah ise çok farklı özelliklere sahip. Bir öğrenci (ağırlıklı Üniversiteli) dergisi olarak aynı dönemde gelişen barlarıyla, gece hayatıyla, cafeleriyle, “özgür seksi” ile tam tersinden “küçük insanı” didikleyen bir mizah üretecektir. Yani Gırgır’da “BAKAN” Küçük İnsan, Leman dergisi ile “BAKILAN” konuma gelecek “usulca” ihbar edilecektir. Babalarının Sümerbank pijamalarına gülen bir kuşağın dili. Ama tuhaftır Sümerbank’ın özelleştirildiği, talan edildiği aralıkla aynı anda üretilen. Leman sol politik sertlikler taşıyan bir dergiydi. Ama derginin ağırlığı çoğu istemeden aynı dönemde yaygınlaşan YOS dergilerine (Cosmopolitan, Aktüel, FHM, Esquire) malzeme ve strateji hediye edecektir. Mizahın okları yukarıdan “aşağıya” doğru kayacaktır. Ama şunu da eklemek gerekir. Lemanda üretilen dil Gırgır ile karşılaştırılamayacak yeni stratejiye sahiptir. Saklayıcı orta sınıfları deşifre edeceklerdir. Tutucu değildir. Ama maalesef bu yeni dil yanlış işleyecek; dönemin dışlayıcılığına katkı sağlayacaktır. Eğer yeni bir mizah gelecekse Leman’da ortaya çıkan ve gelişen yöntemlerle ama “yukarıya” bakan, küçük insanın yanında bir mizah olacaktır bu. Leman aslında küçük esnaflık stratejilerini Ahmet Yılmaz eliyle mizaha taşımıştır. Gırgır bile bunu yapamayacaktır. Yeni dergilere gelince: var olan anlayışın çok tekrardan krize girmesini gösteriyor bu… Aynı zamanda bir istihdam fazlasını… Dünyadaki genel kriz ve kötümserlik, sex and city’nin dönüşmesi genç kuşağı topluma ve politikaya yakınlaştıracak, trajik olanın “geri dönüşü” ARSIZ, SİNİK ironiyi yavaşça ortadan kovacaktır. Sadece mizah değil genel kültürel üretim formları olarak da. Çünkü bir yüzey olarak ironi, “bilmiyormuş gibi yapmak” yöntemiyle, yenilmiş ama halinden de memnun bir formdur. İçerden konuşan, mırıldanan bir ruh hali. Açık konuşmanın yaygınlaşması ve değiştirmeye dönük politik yükseliş, alt sınıflarla yakın temas bu kendine gömülmüş “mutsuz bilinç” (Hegel) formunu değiştirecektir. Çünkü Leman’da uç vermiş bugün Ekşi Sözlük’te doyma noktasını yaşayan dil; insani olmayan, deneyim gerektirmeyen (biliyorum zaten!), adlandırıcı sıfat yoğun bir dildir. Üstelik gizil olarak yoksullukla dalga geçme tonları taşıyor.

Bir de internet var tabi. “Ekşi sözlük yeni orta sınıfın billurlaşmış halidir.” diyorsunuz. Çok kısa sürede popülerleşen ve yazar çoğunluğunu orta sınıftan bireylerin oluşturduğu bu internet sitelerinin bu derece tutmasını neye bağlıyorsunuz? Sizce sözlükler hangi sınıfsal dinamiklerin yansımaları? Örneğin sözlüklere salt bilgi paylaşımı siteleri olarak bakılabilir mi?

Ekşi Sözlük’e gelince… Bu site çoğu yabancı dilli eğitim görmüş-gören (özel üniversite ağırlıklı) küreselleşmiş, üst-orta sınıf çocuklarının yoğunlukta olduğu yazarlardan oluşuyor. Hemen herşeyi adlandıran, kılavuz çıkaran, alaycı, “sen eleştirmeden kendini eleştirecek” kadar hızlı bir dil. Bu anlamıyla bir öğrenci sitesi olmasına rağmen 90’da oluşmuş YOS dilinin en rafine billur hali. Herşeyi adlandıran ama hemen “cool” bir mesafeyle kendini dışarda tutan “risksiz” bir dil. 90 sonrası kültür bir “itiraf kültürü” ağırlığı taşıyor. Hemen her şeyi konuşulabilir hale getirmek. Bu bir tarafıyla önemli bir gelişme. Ama toplumu ve alt sınıfları aşağılar ve “kendini” dışarda tutar hali problem. Ekşi Sözlük’te alt sınıfları, Kürtleri, yoksulları konu edinen maddelerdeki dışlayıcılığı okumak yeterli. Ama bir form olarak önemli. Yönü değiştiğinde çok da politik olabilir. Uçlarını da görüyoruz zaten... 90 sonrası sinizmi şöyle özetlemek mümkün: Biliyorum ama yapıyorum. Daha önce ideoloji eleştirisinin durduğu “bilmiyorlar ama yapıyorlardan” hayli farklı bir durum.

Son olarak, Dünya’da solun bir toparlanma sürecinde olduğu günümüzde, orta sınıfların bu sürece nasıl eklemleneceği konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce Sol bu geniş kitleyi nasıl kazanabilir?

Evet, politika, tarih ve sınıf “geri” dönüyor. Uzun sürecek zorlu ve trajik bir süreç bizi bekliyor. Sol bu aralıkta yükselebilir. Ama YOS’a ve orta sınıflara çalışır durumdan kurtulması da gerekecek. Komünist Partiler dahil birçok sol örgüt YOS ağırlıklı. Ya da Cumhuriyet gazetesinde temsil edilen laikliğe sarılmış ürkmüş orta sınıfların refleksleri gibi. Solun sola propagandasının yanında başka şeyler de yapması gerekiyor. Örneğin Gazi Mahallesi’nin yanında Bağcılar’da da çalışması gerekiyor. Alt sınıflar son 20 yılda kültürel olarak çok dışlandılar ve rencide edildiler. Bunun iyi okunması gerekiyor. Solun kültüre ve kültürel çalışmalara boğulmuş durumundan kurtulup, trajik olanla, mahalleyle ve politikayla bulaşması gerekecek. Kapitalizmin derinleşen krizi orta sınıfları ve YOS’u sarsacak. Hatta Lümpen proleterya artacak. Ama orta sınıfların “hayali sınıf” algılarından kurtulmaları kolay olmayacak. İşçi olacak ama kendini hala orta sınıf zannedecek. Sol buraları iyi deşifre etmeli. Kapitalizm şu an Marksist davranıyor... İşimizi kolaylaştırıyor. Sıra bizim Marksist davranmamızda. Tekrar orta sınıfları tahkim edecek politik stratejilerden kaçınılması gerekecek. Yani onların orta sınıflılığına değil proleterleşmelerine vurguyla. Mobilyalardan mekan tasarımlarına ve dilimize kadar bir çok “lezzetli” stratejinin değişmesi gerekiyor. Hatta salata tabaklarımızın ve loş ışıklarımızın bile!{jcomments on}