Yedikleri yoksul eti, içtikleri yoksul kanı!
Herhangi bir biçimde ‘seçkinler’e karşı olduğu iddia edilemeyecek olan Demirel bu işi “benim işçim benim köylüm” diyerek çözebilirken daha zor zamanların adamı Erdoğan, laftan fazlasını vermek zorunda kalıyor. Adil olmak gerekirse, makarna ve kömür dağıtma ağını kullanan bir neo-liberal hükümetin, “makarna bulamıyorsanız palavra yiyin” diyen bir hükümete göre yoksulları ikna etmeye daha çok hakkı vardır.
DERLEMELER
- Herkes kendi yorumunun celladıdır -İnönü Alpat
- Referandumda kaldıraç: Kriz korkusu - Uğur Gürses
- İlker Kılıç : Küresel sermaye bu anayasayı istiyor
- Liberaller, muhafazakârlar ve referandum - Fatih Yaşlı
- 'Hayır' diyememenin sancıları - Samut Karabulut
- Referandum ve sol hareket - Ruşen Çakır
- Halk oylaması kendi kaderini tayin değil midir? Peki, ya BOYKOT? - Özcan Özen
- Hayır’lı ve Hayır’sız kadınlar... - Gonca Eren
- ‘Yetmez ama evet’ ne demektir? - Kadri Gürsel