Renkli devrimlerin faturasını bölge halkları kanla ödüyor

 

Pınar Sarıgöl

Şimdi kimse Gürcistan ile Rusya arasında patlak veren bu savaşın, bölgenin iç dengeleri ile ortaya çıktığını iddia etmesin. Son süreçte hayatını kaybeden binlerce insan, ABD’nin bölgede Soros eliyle örgütlediği renkli devrimler sürecinin doğal bir sonucudur. Fatura her zamanki gibi bölge halklarına çıkarılmıştır.

grcsiteGürcistan’ın Amerika’ya yaslanıp Güney Osetya’yı kuşatmasıyla patlak veren Kafkasya savaşı, Amerika’nın Kafkasya planlarının deşifre edilmesinin gerekliliğini tekrar ortaya çıkarması açısından değerlendirilmelidir. ABD; demokrasi dağıtıyorum, huzur, refah getiriyorum diye binlerce insanın canına kıymış, dünyanın bir numaralı emperyalist gücü olarak, üzerinde yükseldiği kokuşmuş kapitalizmin en vahşi en işbirlikçi biçimlerini bölgeye sokmak için çok çaba harcamıştır. Çek ve Polonya’da füze kalkanı projesi Irak’ın işgali; Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan gibi ülkelerde kapitalizmin daha da canavarlaşmasına neden olan renkli devrimler; hepsi ABD’nin dünya dengelerini yeniden kurmak için yaptığı siyasi ve askeri hamlelerdir. Bunu yaparken de en büyük desteği kendi kuyrukçuluğunu yapan, bölgedeki işbirlikçi rejimlerden almaktadır. Şimdi kimse Gürcistan ile Rusya arasında patlak veren bu savaşın, bölgenin iç dengeleri ile ortaya çıktığını iddia etmesin. Son süreçte hayatını kaybeden binlerce insan, ABD’nin bölgede Soros eliyle örgütlediği renkli devrimler sürecinin doğal bir sonucudur. Fatura her zamanki gibi bölge halklarına çıkarılmıştır.

Saakaşvili ABD etekleri altında
Televizyon kanallarında, gazete sayfalarında kravatını yiyen bir devlet başkanı! ABD ipiyle kuyuya inip bir daha çıkamayan bir devlet adamı... Saakaşvili, savaş boyunca medyaya yansıyan görüntüleriyle ABD uşağı hükümetlere adeta ders oldu. ABD kaynaklı Renkli Devrimlerin Gürcistan durağı Gül devrimidir. Bu ‘devrim’in baş mimarlarından biri olan Saakaşvili, ABD ile iyi ilişkileri sürdürmenin kendi iktidarının garantisi olduğunu iyi bildiğinden işbirliğinde sınır tanımadı ve kantarın topuzunu iyiden iyiye kaçırarak Rusya’nın bölgedeki etkisini çok hafife aldığını göstermiş oldu. Başka bir deyişle, Gürcistan’ın Osetya’ya düzenlediği askeri hareket her şeyden önce böyle okunmalıdır. İşbirlikçiler, bağlı oldukları emperyalist odağı her zaman olduğundan daha güçlü görme eğilimindedir. Bu eğilim bir bakıma halklarını söz konusu emperyalist odağa itaat etmeye çağırmanın meşru bir yolunun yaratılmasına, diğer yönüyle de kendi hainliklerini ‘reel politik’ ile perdelemeye yarar. Saakaşvili de tipik bir işbirlikçinin tüm özelliklerini barındıran bir korkak olarak, Gürcü halkının kendisinden hesap soracağı günü beklemeye başlayabilir.

ABD boyası, Kafkasya gerilimi ve bağımsızlık...
Rusya-Gürcistan ilişkileri Rusya’nın Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlıklarını tanıdığını ilan etmesiyle neredeyse kopma noktasına geldi. ABD de dolayısıyla bu konudaki taleplerini gerçekleştiremedi. Rusya, ABD ve Gürcistan’nın aksine oldukça sert ve beklenmedik bir hamlede bulundu. Bu ani karşı atak ile sanıldığı kadar zayıf olmadığını da göstermiş oldu. Rusya’nın sanıldığı kadar zayıf olmaması, bir bakıma bölgede ABD’nin sanıldığı kadar güçlü olmadığını da gösteriyor. Yani bu renkli devrimlerin patlamaya hazır, fazla şişmiş balonlar olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Renkli devrimler, yani ABD’nin Rusya’yı kuşatmak için eski Sovyet coğrafyasının dağılmış ülkelerinde kukla iktidarlar yaratma girişimleri teker teker fiyaskoyla sonuçlanıyor.

Küresel egemenlik güdümüyle yol alan, dünyayı global bir köye çevirmeyi insanlık görevi edinen ABD, renkli devrimlerle bölgede tam bir hakimiyet hedefliyordu. Soros’un ilk göz ağrısı, Ukrayna’da gerçekleşen Turuncu devrimdir. Ukrayna’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hile yapıldığı iddia edilmesinden dolayı yürütülen kampanyalarda turuncu rengin kullanılması ile bu renk Ukrayna tarihindeki bir döneme ve oldukça önemli bir döneme ismini vermiştir. Ülkelerin iç işlerine burnunu sokan ABD ve burnunu sokmasına izin veren Kafkasya ülkeleri… ABD Rusya’nın sınırlarına yakın yerlerde yürüttüğü hedeflerini uygulamak için bu ülkeleri kullanıyor, ülkelerin işbirlikçi burjuvazileri de hem gelişmek hem de güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için ABD’nin uşaklığını yapmayı kabul ediyor. Ukrayna’nın Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan iç kriz sonucunda ABD’nin kollarını sıvayıp Soros dolarlarıyla ‘turuncu’ bir gelecek vaat etmesi heyecanlandırmıştı Ukrayna hükümetini. Ancak, vaat edilen “turuncu” gelecek kısa zaman sonra ciddi bir morarma yaşamış, Ukrayna’nın bu sığıntılığı, ülke geleceğini karanlığa taşımaktan öte bir işe yaramamıştır.  Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili’den daha akıllı olmayan Ukrayna Devlet Başkanı Yuşçenko, ülkedeki tüm parti politikalarına ‘ABD sözü dinlemeyi’ önerirken, ulusal bütünlüğü sağlamlaştırmak adına NATO üyeliği için çırpınıyor. Yanı başında duran Yugoslavya’nın NATO bombardımanı ile paramparça edilmiş olmasını halkına unutturup, ‘ulusal bütünlük için NATO’ diye parlak bir reklam sloganını sıkılmadan kullanıyor. İnsan hiç de değilse biraz tarihten korkmalıdır!

Patlamayı içinde tutan Rusya’yı, ABD’nin işbirlikçi yaratma yeteneğine müdahale edememesi ve ABD’nin günden güne daha da hakim güç olması rahatsız etmektedir. Bugün Ukrayna kendi kaderine ne zinciri vurmuştur? Turuncu Devrim sadece Ukraynalılar için değil, ayrıca diğer Kafkasya devrimleri içinde önemlidir. ABD’nin doyumsuz nefsi ülkeleri kendi çıkarlarına göre şekillendirmektedir. Örneğin, Ukrayna’nın geliri çoğunlukla tarıma dayalıdır, ancak turuncu devrimden sonra tarım işçisi kendi kaderine terk edilmiştir ve sermaye ABD’nin eline geçmiştir. Oluşturulmaya çalışılan ve desteklenen küçük burjuva ile, alt tabakaya itilip ezilen emekçi kesim Soros devrimlerinin insanlığa ‘utanç veren’ sonuçlarıdır. Ukrayna, ekonomisini yabancı sermayenin kollarına teslim etmiş, ABD’nin sömürü zihniyeti tohumlarını ülkesine ekmiştir.

ABD kalkanı devletler
Füze Kalkanı Projesi de renkli devrimler sürecinin askeri ayağı olarak Rusya’nın kuşatılmasını hedefliyor. Projenin temelinde, ABD’nin kendi güvenliğini sağlama ve silah sanayisine pazar yaratma amacı yatıyor. İlk olarak ABD ile ilişkilerini son derece iyi tutan ve Rusya’ya karşı ABD desteğini alma amacı güden Çek Cumhuriyeti ve Polonya’da füze kalkanları kuruldu. Füze kalkanlarının, 11 Eylül saldırılarının telaşıyla İran ve diğer Orta Doğu ülkelerinden gelecek tehditlere yönelik kurulduğu açıklandı ama görünürde bir tehdidin olmaması ve ABD’nin Rusya’ya yakın ülkeleri tercih etmesi ABD’nin Rusya’yı çevreleme politikasının dolaysız bir sonucudur. İşte bu çevreleme politikasının bir yanını füze kalkanları projeleri oluşturuyorsa diğer yanını da sınırsız özgürlükler vaat edip, halkını köleliğe mahkum eden ‘turuncu devrimler’ oluşturmaktadır. George Soros’un sponsor olduğu “Renkli Devrimler”lerin ABD’nin, Rusya ile ilişkileri iyi olmayan eski Doğu Bloğu ülkelerini kendi etki alanına çekmek istemesinin somut örnekleri olduğunu tekrar vurgulamak yerinde olacaktır. Eski Sovyet ülkelerinin güçlenmesini engelleyerek NATO’ya bağımlı olmalarını sağlamak ABD’nin emelidir.
Emperyalistler arasındaki didişmede kana bulanan insanlık

Gürcistan sınırlarının içinde gerçekleşen Osetya operasyonu, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Rusya’nın gerçekleştirdiği en kapsamlı askeri harekatlardan biri olarak göze çarpıyor. Bu olgu, 80’lerin sonundan günümüze kadar devam eden tek kutuplu dünya gerçeğini tek başına ortadan kaldırmaya yetmese de, çok kutuplu bir dünyaya doğru yol alındığının önemli göstergelerindendir. Yakın gelecekte sosyalist bir bloğun inşası gibi bir olasılık da bulunmadığı için söz konusu kutupların herhangi birinin halklar açısından bir umut kaynağı olmayacağı da neredeyse kesin. Ancak mevcut tek kutuplu dünya durumu, yani emperyalizmin dünyanın her yerinde istediği gibi at oynatabilmesi, diğer olası kutupların niteliği ne olursa olsun, emekçilerin çıkarları ve dünya devrim mücadelesi açısından en elverişsiz durumdur. Bu tahlil Kafkas coğrafyasına uyarlandığında, ABD’nin bölgedeki hakimiyetini zayıflatacak adımların desteklenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Rusya’nın Gürcistan’a müdahalesi de böyle bir adımdır. Saldırgan güç konumundaki ABD’nin karşısında Rusya hala savunma pozisyonunda duruyor.

ABD ile Rusya arasında yürüyen hakimiyet mücadelesi, bölgede bugün için belirleyici bir önem taşısa da, sürecin nereye evrileceğini bölge halkları belirleyecek. Gürcistan örneğinde, ABD işbirlikçiliğinin faturası görünür hale geliyor. İşbirlikçi hükümetler devrilmeden bölge halklarına rahat yok. Kafkasya ‘da uzunca bir dönem temel talep bağımsızlık olacak gibi.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99