Liberallerin komünizm düşmanlığı

 

Uğur Erözkan

Solun içinde, liberallerin demokrasiye sadık olduğunu savunarak onları demokratik kazanımlar için ittifak yapılacak bir topluluk olarak görenler; öfkesi her zaman sola, emekçilere, halka, komünistlere patlayan bu işbirlikçiliğin eline bulaşan Vietnam’ın kanını, İspanya’nın kanını, Portekiz’in kanını, Türkiyeli devrimcilerin kanını sineye çekmek zorundadır.

belge2siteTaraf gazetesi öncülüğünde bir tantanadır gidiyor son zamanlarda. Gerici, piyasacı AKP’nin ülkenin başına musallat olması yetmezmiş gibi, sosyalistlerin karşısına da liberaller koyuldu. Sosyalistlerin sosyalizmden vazgeçmeleri elbette kolay kolay ulaşabilecekleri bir sonuç değil. Giriştikleri işin zorluğunun farkında oldukları için avazları çıktığı kadar bağırıp buldukları her fırsatta sosyalistlere saldırıyorlar. Aslında düzenli aralıklarla gerek İslamcı medyada gerekse Doğan medyasında sol karşıtı haber ve yazılar yer alırdı. Ancak şimdilerde durum farklı. Taraf gazetesi sayesinde yoğun bir anti komünist propaganda yürütülüyor. Tarafın öncülük ettiği bu kutsal saldırıya Radikal 2 ve İslamcı basından da destek verenler var. Temel olarak yapmaya çalıştıkları şey sosyalistlerin sınıf siyasetinden, devrim hedefinden vazgeçmesi ve bunun yerine demokrat AKP’nin arkasına takılıp adım adım özgürlükler cennetine yürümesi. Elbette bunun için sosyalistlerin bazı fikirlerini değiştirmeleri gerek. Örneğin liberalizm ve piyasacılığa yan gözle bakmak yerine anlayışla yaklaşmak gibi. Liberal tantananın sözcüleri, gösterdikleri yola girmeyi reddedenleri ise “statükocu”, “Kemalist”, “otoriteryan” hatta “faşizan” olmakla itham ediyor. Sosyalistlerin yeni tanıştığı bir antikomünist saldırı şekli bu. Sosyalistleri ezmeyi hedefleyen faşistlerinki gibi değil. Nitekim bugünkü saldırıyı gerçekleştiren liberaller, faşistler gibi tabancayla, bombayla, satırla, bıçakla değil komünistlerin tarihinden Marksizme kadar komünizme ait olan her şeye yalan söyleyerek, çarpıtarak saldırıyorlar. Üstelik eskiden yaptıkları gibi düşmanlıklarını gizleme gereği duymadan.

Belge ve Berktay sol düşmanlığında en önde
Liberal laf ebelerinden, geçtiğimiz aylarda 68 hareketi hakkında yazdıklarıyla hafızamıza kazınan Taraf gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, sola hiç çekinmeden saldırabilenlerden biri. 68 hareketinin milliyetçi olduğunu, bağımsızlık denen illetli düşüncenin sonunun barbarlık olduğunu anlatıyor bıkıp usanmadan. Yazdıklarının boyunu aşan şeyler olduğunu biliyor olsa gerek solculara, hali hazırda kendini ne hikmetse sol içerisinde gören iki önemli yazarı, Murat Belge ve Halil Berktay’ı referans olarak gösteriyor: “Belge ve Berktay dikkatle ve defaatle okunmalı!”1. Hakkı var Kütahyalı’nın. Murat Belge ve Halil Berktay sol düşmanlığını çok güzel yürütüyorlar. Hem de sol içinde oldukları iddiasından vazgeçmeden. Mesela Halil Berktay solcuların liberalizmden çok şey öğrenmesi gerektiğini uzun uzun, tarihten örneklerle anlattığı, Taraf gazetesinde yayınlanan Sol ve Demokrasi yazı dizisinde Marksizmi çarpıtıyor ve sosyalistlerin demokrasiyi önemsizmiş gibi görmelerini Marksizmin burjuva demokrasisini burjuva diktatörlüğü ile eş tutmasıyla açıklıyor2. Kısaca “Marx demokrat değildi ki Marksistler demokrat olsun” diyor Berktay. Şöyle diyor Berktay: Marksizm demokrasiyi her zaman hor gördü, oysa özgürlükçülüğün esası demokrat olabilmektir; ve demokrat olmayı başaran tarih boyunca liberallerdir. Daha da ileri götürerek Berktay, Emperyalist savaşa direnmek yerine vatan savunmasına çağrı yapmaları nedeniyle Lenin’in mahkum ettiği İkinci Enternasyonal’deki sosyal demokratların, bu hatayı taşımakla birlikte, uzun vadede demokrasiyi Bolşeviklerden daha iyi özümsediklerini söylüyor3. İşi bu noktaya getirdikten sonra muhatabının gardının artık düşmüş olmasından istifade eden Berktay, sosyalistlerin liberalizmden öğrenmeleri gereken çok şey olduğunu, artık Lenin’in, Stalin’in hatta Marx’ın etkisinden kurtulmaları gerektiğini vaaz ediyor.
Kütahyalı’nın okunmasını tavsiye ettiği Taraf gazetesinin diğer “solcu demokrat” aydını Murat Belge ise sosyalistlerle Ergenekon soruşturmasına karşı aldıkları tavırlar üzerinden polemiğe giriyor. Tarihten örnek verme yöntemini ustası Halil Berktay’dan öğrenmiş olacak. Belge, Almanya’da bir gün arayla tarım reformu hakkında komünistlerle Nazilerin neredeyse aynı yasa tasarısını vermiş oldukları örneğinden hareketle bir sol çizginin faşizme doğru savrulma ihtimalini önleyecek en sağlam garantinin o çizginin demokrasiyle ve liberalizmle kurduğu ilişki olduğunu söylüyor4. Belge ve Berktay, Kütahyalı kadar açıktan ve ahmakça sosyalistleri faşizme paye vermekle suçlayamıyorlar ama “anlayana sivri sinek saz…”5 diyerek dünyada sosyalistlerin liberalizmi özümsediğini, Türkiye’dekiler liberalleri örnek almaktan imtina ediyorlarsa bile, Marx’ın bıyıklarında debelenmeyi bırakıp, dünyadaki sosyalist hareketleri örnek almaları gerektiğini vurguluyorlar.

Komünizm düşmanlığı insanı ABD uşağı yapar
Bu liberal tayfa ikide bir antiemperyalizm hakkında ağzına geleni söylüyor. Baskın Oran’ın antiemperyalizmi Marksizm ile milliyetçilik arasında bir köprü olarak tanımlamasının ardından işi daha da ileriye Rasim Ozan Kütahyalı götürüyor. 68’in 40. yılı vesilesiyle Taraf gazetesinde yazdığı yazıda Deniz’lerin milliyetçi olduğunu iddia eden Kütahyalı, onların mirasını bir kenara bırakmadığımız takdirde gerçekten demokrat ve solcu olamayacağımızı iddia etti. Bu yazının ardından sosyalistlerin haklı düşmanlığını kazandığı kadar liberallerin de övgüsüne mazhar olan yazar, Derin Düşünce Fikir Platformu adlı bir internet sitesinde yazmaya davet ediliyor. Sitede haftalar boyunca Türkiye’deki 68 hareketine, onun siyasi çizgisine, dolayısıyla antiemperyalizme, bağımsızlık fikrine saldıran yazılar kaleme alıyor. Deniz’lerin yolunun bizi, “MHP tipi milliyetçiliği aşan bir ırkçı milliyetçilikle flört etmeye” götürdüğünü6, 68’in siyasi çizgisinden kopamamış sosyalistlerin “tam bağımsızlık” sloganının aslında “tam barbarlık” anlamına geldiğini7, 68’le hesaplaşıp o dönemin bütün siyasi mirasından samimiyetle sıyrılmadıkça sosyalistlerin demokrat olamayacaklarını, illa bir 68’in mirasını almak gerekiyorsa Batı 68’inin mirasını sahiplenmek gerektiğini söylüyor. Tam bağımsızlık tam barbarlıkmış! Zeka dolu bir de örnek buluvermiş yazar. Bugün ABD’den daha bağımsız bir ülke yokmuş. ABD ise bu bağımsızlığı sağa sola saldırmak için kullanıyormuş. Madem ABD’nin önüne gelen ülkeyi işgal etmesinden hoşlanmıyorsun, o zaman neden emperyalizme karşı çıkmıyorsun? ABD saldırganlığından rahatsızmış gibi söze başlayıp anti-emperyalizme saldırmak için ikiyüzlü bir liberal olmak yeterlidir.

Soljenitsin’in ölümünden sonra Taraf gazetesinde yazılanlar ise liberallerin, anti-komünizm uğruna demokrasiden kolayca vazgeçtiğini çıplak bir biçimde gözler önüne serdi. “Yalanı yazarak yendi” başlığıyla verdikleri haberde bu namlı anti komünisti yere göğe sığdıramadılar. ABD’nin Vietnam işgalini, İspanya’da Faşist Diktatör Franco’nun desteklenmesini, ABD’nin Portekiz’e müdahale etmesi gerektiğini savunan Soljenitsin’e tutkulu bir aşkla sahip çıkarken demokrasiye kenar mahalle dilberi muamelesi yapmak ayıp olmuyor mu? Hani siz darbelere karşıydınız? Birinci sayfasında demokrasi diye bağıran bir gazete 2 sayfa sonra kendini böyle tekzip eder mi? Açık ki onlar açısından asıl düşman darbe değil emekçilerdir, sosyalistlerdir. Onların uğruna çığrıştığı, demokrasi değil ABD egemenliğidir. Eğer İspanyol emekçilerini kana boğuyorsa darbe iyidir. Portekiz’de askeri diktatörlüğü Portekiz Komünist Partisi önderliğindeki bir cephe yıkarsa diktatörlüğü yeniden tesis etmek üzere ABD müdahale etmelidir.

Komünizm karşıtlığı piyasacılığa yaklaştırıyor
Sola saldırdığı için Kütahyalı’dan alkış alan Berktay da komünizm karşıtı olmak adına kendini piyasayı savunurken buluyor. Eski Yunan’da pazar yeri olan devletlerde bireysel özgürlüklerin arttığını, ancak pazar ve piyasa kültürü olmayan ilkçağın şafağındaki kara imparatorluklarında demokrasinin gelişmediğini söylüyor Berktay. Bununla vardığı sonuç: Türkiye’de sosyalistler piyasa karşıtıdır, o yüzden demokrat olamazlar. Yani neo-liberalizmin emekçilerin kazanılmış haklarını ellerinden alan ve kamu kuruluşlarını piyasanın iştahına terk eden neo-liberalizme karşı çıkan komünistler demokrat değil; öte yanda asgari ücretin altında bir ücretle, sosyal güvencesiz işçi çalıştıran kapitalistler demokrat.

Her şey bir yana Berktay sadece eski solcu değil aynı zamanda eski tarihçidir. Hem solcu hem de tarihçi olduğu zamanlarda bu anakronizmi eleştirmişliği vardır. Eski Yunan benzetmeleriyle 3000 yıl öncesine göndermede bulunarak, serbest piyasa yoksa demokrasi de olmaz dememesi gerektiğini bilmelidir. Tamam, Berktay artık marksizmi okumamaktadır. Marksist akademik çalışmalara ilgi duymamaktadır. Tarih biliminin yöntemi ile ilgili bir şey okumaya ihtiyaç da duymamaktadır. Ancak nasıl olsa kimsenin zamanında yazıp çizdiklerini bilmeyeceğine, hatırlamayacağına bu kadar da güvenmemesi gerekir.

Liberaller en basit siyasal tutarlılıktan, bilimsel namustan, akıl yürütme yeteneğinden yoksun değillerdir. Hayır, bunu iddia etmek onları küçümsemek olur. Onlar bile isteye, tercihlerini ABD’nin dünya egemenliğinden yana kullanmışlardır. Her ne slogan atıyorlarsa bu amaçla atarlar, neye karşı çıkıyorlarsa bu amaçla karşı çıkarlar. Solun içinde, liberallerin demokrasiye sadık olduğunu savunarak onları demokratik kazanımlar için ittifak yapılacak bir topluluk olarak görenler; öfkesi her zaman sola, emekçilere, halka, komünistlere patlayan bu işbirlikçiliğin eline bulaşan Vietnam’ın kanını, İspanya’nın kanını, Portekiz’in kanını, Türkiyeli devrimcilerin kanını sineye çekmek zorundadır.

1 http://www.derindusunce.org/2008/06/21/denizlerin-yolundan-21-haziran-yuruyusune/
2 Sol ve Demokrasi (1) Robespierre’den Marksizme, 31 Ocak 2008, Taraf.
3 Sol ve Demokrasi (3) Weimar, Koestler, Joseph Brodsky, 9 Şubat 2008, Taraf.
4 “Sol” ve Ergenekon, 19 Temmuz 2008, Taraf.
5 Marx’ın bıyıklarında debelenmek, 10 Temmuz 2008, Taraf.
6 http://www.derindusunce.org/2008/06/09/deniz%e2%80%99lerin-yolu-turk-solu-deniz-gezmis/
7 http://www.derindusunce.org/2008/06/15/tam-bagimsizlik-tam-barbarlik-demektir/{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99