Yarınlar
Geçen yaz Ankara’yı susuz bırakmasının unutulduğunu sanan Gökçek, halktan aldıklarının kırıntısını birkaç torba erzakla oy karşılığı iade etmeyi “sosyal belediyecilik” olarak gördüğünü de itiraf etmiş oldu. Ödeyecek durumu olmayanlardan su parası almayan Dikili Belediyesi ile su hakkını kontörle satan kendi belediyesinin aynı şeyi yaptığını iddia etmeye yetecek kadar utanmazlık Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde mevcut.
İzmir’in Dikili Belediye başkanı Osman Özgüven ve Belediye Meclisi üyeleri hakkında açılan dava, Türkiye’de kamu yararı gözetmenin ve kar amacı gütmemenin suç olduğunu kanıtlar nitelikte. 2007 genel seçimlerinin sonuçlarının, bu sonuçlarda AKP’li belediyelerin halka seçim öncesi dağıttığı malzemelerin etkisinin hala tartışıldığı günlerde Dikili’den gelen haberler çarpıcı.
Kamuculuk yasak
10 yıllık bir aranın ardından 2002’deki yerel seçimlerde yeniden belediye başkanı seçilen Özgüven, Dikili halkından 10 tona kadarki su tüketimi için ücret almıyor. Suyun ücretsiz verilmesi yasak olduğu için de kendisine “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla dava açılıyor. Dikili Belediye Başkanı, ilçedeki uygulamayı “10 tona kadar kullanılan su için hiçbir ücret almıyoruz. Ancak 10 tonu geçince, 11 ton suyun ücretini alıyoruz. Zaten 10 ton suyu da yaşlılar; anne-babalar kullanıyor. Bu bizim bir tarifemiz. Suyu ücretsiz vermiyoruz. Bu, küresel ısınma tehdidinin olduğu günümüzde, suyun daha tasarruflu kullanılmasını da sağlıyor” sözleriyle anlatıyor.
Dikili belediyesinin kamucu uygulamaları su konusuyla da sınırlı değil. İlçede belediyenin fırınında üretilen 225 gr. Ekmek 25 kuruşa satılırken sağlık merkezindeki her türlü tıbbi tahlil 1 YTL karşılığında yapılıyor. Röntgen filmi çekilmesi ise 5 YTL. Belediye başkanı, ödemeyecek durumda olan kişilerden sağlık hizmetleri için de ücret alınmadığını belirtiyor. Şehiriçi ulaşımın da belediye imkanlarıyla ücretsiz yapıldığı ilçede yakında ısınmanın da tamamen ücretsiz hale gelmesi söz konusu.
İlçenin yakınında bulunan yer altı sıcak su kaynağını ilçenin ısınması yönünde kullanmayı hedefleyen belediye, 7000 konuta sıcak su ulaştıracak projede önemli adımlar attı bile. Merkezin girişinde bulunan Dikili Lisesi, geçtiğimiz kış jeotermal enerji ile ısınmaya başladı. Tüm doğal kaynakları halkın yararına kullanmaya gayret eden belediyenin önünde ise küçümsenmemesi gereken bir engel var. Ücretsiz su davasının açılmasıyla sonuçlanan incelemeyi yapan Sayıştay denetçileri Dikili’ye boş yere gönderilmemiş olsa gerek. Belediye’nin jeotermal enerjinin kullanımı yönündeki projede adım atması üzerine 2006 yılında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı jeotermal enerji alanının şartname ile 29 yıllığına kiraya verilmesi yönünde bir girişimde bulunmuştu. Kamu kaynaklarının peşkeş çekilmesini bir ilke olarak benimsemiş bulunan AKP’li bakanlığın bu atağı karşısında ihalenin iptali için mahkemeye başvuran Belediye Başkanı Özgüven söyle konuştu: “Geçen yıl satamadıkları 500 dönümlük araziyi Tarım ve Orman Bakanlığı’na tahsis ettiler. Bakanlık, hazırlanan şartnameden anladığımız kadarıyla önceden belli bir kişi veya kuruma burayı peşkeş çekecek. Hazine arazilerinin bakanlık tarafından ihaleye çıkarılması, hukuk dışı bir uygulamadır. Kamu yararı gözetilmeksizin en önemli doğal kaynağımız olan jeotermal kaynaklarımızın bazı çıkar çevrelerinin tekeline bırakılması, gizli özelleştirmedir.” 100 dönümlük arazideki jeotermal enerjiden elektrik üretimine; kentsel ısınma, tarım ve seracılık uygulamalarından, sağlık ve kaplıca turizmine kadar birçok alanda hizmet verilmesi hedefleniyor.
Sünnet belediyeciliği
Yaşananların medyaya yansımasının ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek “Biz yapınca fakir-fukara edebiyatı, CHP’li belediyeler yapınca sosyal belediyecilik oluyor” diyerek sıkıntısını dile getirdi. Geçen yaz Ankara’yı susuz bırakmasının unutulduğunu sanan Gökçek, halktan aldıklarının kırıntısını birkaç torba erzakla oy karşılığı iade etmeyi “sosyal belediyecilik” olarak gördüğünü de itiraf etmiş oldu. Ödeyecek durumu olmayanlardan su parası almayan Dikili Belediyesi ile su hakkını kontörle satan kendi belediyesinin aynı şeyi yaptığını iddia etmeye yetecek kadar utanmazlık Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde mevcut.
Dikili Belediyesi’nin çalışmaları AKP tarzı sünnet belediyeciliğinin karşısında gerçek kamu hizmetini hatırlamamıza yardımcı oluyor. Merkezi iktidar eliyle yoksulluğa ve açlığa mahkum ettiği halka belediyeler aracılığıyla seçim öncesi kömür dağıtmak, elbette AKP’ye özgü bir buluş değil. Dikili ve benzer küçük örnekler dışında bu tarzın dışına sosyal demokratlar da dahil kimse çıkmadı. Kamuculuk, neo-liberal dönemle tamamen kaybettiği itibarını hiç geri kazanma şansı bulamadı. Oysa Dikili örneği bize, düzgün bir belediyecilik çalışmasının ötesinde bir hatırlatmada bulunuyor. Sorunun, mevcut kaynakların nasıl ve ne için kullanıldığı gibi basit bir temeli olduğunu, sadece talan ve ranta bulaşmamanın bile ne kadar ciddi sorunların çözümüne katkı sağladığını anlatıyor Dikili.{jcomments on}