Savaş tamtamları arasında çatlak bir ses!

 

Yarınlar

Bir şehit cenazesinde bir baba vatan sağ olsun demeyip “Türkiye’nin askerinin hepsi fakirlerin çocuklarıdır, memurların, işçilerin çocuklarıdır. Bir tane milletvekilinin çocuğu şehit olmamıştır. Neden?” diye sorarken bir insandır, çocuğunu kaybetmiş bir babadır ve savaşın neden hep gelip de emekçileri bulduğunu sorgulamaktadır.

281261Savaş çığırtkanlığı yapmak, bunun üzerinden ekmek yemek pek alışık olduğumuz bir durum. Milliyetçiliklerin körüklendiği, aynı topraklarda yüzyıllardır yaşayan insanların birbirine kırdırıldığı bir savaş hakkında bu bizim savaşımız değil diye bir açıklama yapmak yürek ister. Ve evet savaş çığırtkanları ağızlarından damlayan salyalarla vatan millet edebiyatı yapıp bundan nemalanmaya çalışırken bir ses, hem de ummadığımız yüreklilikte, “Oğlum olsaydı askere göndermezdim” dedi: Helal be Bülent abla! Arkasından yapılan yorumlarsa düzeysizliğin, militarist mantalitenin belden aşağıya vurma eğilimini gözler önüne seriyor: Yok efendim cinsiyeti ne olduğu belirsiz birisi şehitler hakkında yorum yapamazmış, vay efendim anne olamayacak birisi vatana şehit vermenin onurunu anlayamazmış...

Anne olamıyorum ama bir insan olarak anaların çektiği acıyı anlıyorum!
Bülent Ersoy’un Popstar Alaturka isimli yarışma programında neler söylediğine bakalım öncelikle: “Birileri masa başında entrikalar çevirecek; şimdi benim doğurganlık özelliğim yok, ama olsaydı ben de doğurduğum, çocuğu onların hesaplarınca toprağa verecektim! Var mı böyle bir şey ya? ... Normal şartlar altında bir savaş değil bu, entrika var bu işin ucunda... Ben hiçbir zaman anne olamayacağım, annelerin ne hissettiğini bilemem. Ama insanım! Bir insan olarak onları o toprağa vermek! O anaların yüreğinin nasıl alev alev yandığını ben anlayamam. Ama analar anlar!”

Vay be Bülent abla! Sen demişsin diyeceğini, iyi de demişsin! Birileri belki sorar bu kimin savaşı diye. Niye emekçi çocukları ölüyor da bu savaşı esas yapanlar ölmüyor diye! Ya da 8 asker ölmeyip de teslim olduklarında neden ölmediniz diye salyalarını akıtabiliyor yine aynı savaş çığırtkanları. Sanki ölmek kolay bir işmiş gibi.

Bülent Ersoy her yerde anlı şanlı şehit edebiyatları yapılırken ve ölenler üzerinden medya güzel güzel paraları cebe akıtırken, bir insan olarak neler hissettiğini söyledi. Haklı ve haksız savaşlar vardır dedi çok doğru olarak. Daha sonraki açıklamalarına da baktığımızda görüyoruz ki halkların birlikte hareket ettiği savaşların lafı cimi edilmez dedi. Örneğin Birinci Dünya Savaşı Anadolu halkı, şimdilerde birbirine kırdırılmaya çalışılan Anadolu halkı, emperyalizme karşı birlikte hareket etmişti. Nitekim Bülent abla bu savaş masa başında dönen entrikaların sonucu derken tam da bunu kastetmişti. Operasyonlar acaba gerçekten ‘terörizmi’ durdurmak için miydi, yoksa başka birilerinin başka hesapları mı vardı? Nitekim bir şehit cenazesinde bir baba vatan sağ olsun demeyip “Türkiye’nin askerinin hepsi fakirlerin çocuklarıdır, memurların işçilerin çocuklarıdır. Bir tane milletvekilinin çocuğu şehit olmamıştır. Neden?” diye sorarken bir insandır, çocuğunu kaybetmiş bir babadır ve savaşın neden hep gelip de emekçileri bulduğunu sorgulamaktadır. Tüm bu olanlar karşısında en temel insani duyguları, yaşama isteğini dile getirmiştir Bülent Ersoy. Savaş kimin savaşıdır, kim kiminle ne için savaşmaktadır? Açıktır ki bu ölenlerin savaşı değildir. Ve tüm yapılan vatan millet edebiyatının ardında asıl acıyı ise ölenlerin sevdikleri çekmektedir.

Tribüne oynamadım, tabuları yıktım!
Türkiye’nin tüm medya maymunları şehit cenazeleri üzerinden reyting yaparken Bülent Ersoy kalkıp da savaş karşıtı laflar sarf ediyorsa bu çok önemlidir. Nitekim Ersoy bunları söylerken karşısındaki bir şaklaban “Allah inşallah bana da asker annesi olmayı nasip eder” demektedir ve tribünlere oynayıp şovunu yapmaktadır. Bülent Ersoy ise ondan sonra da “Eline ölüsünü alırsın” diye yanıtı vermektedir. Ölen insanlar üzerinden dönen bu edebiyatın parçası olmayı reddetmektedir. Türkiye’deki milliyetçi duyguların körüklendiği bir ortamda bundan nasiplenmeyi bir kenara iterek savaşın bizim savaşımız olmadığını söylemektedir Bülent Ersoy.

E tabii her şeyin bir faturası var. Sen kalk daha fazla kan, daha fazla kan diye bağıranların arasında bu açıklamaları yap; olacak iş değil. Nitekim hemen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Ersoy hakkında soruşturma başlattı. Gerekçe: Halkı askerlikten soğutmak. Ve Bülent Ersoy “Bukalemun değilim, sözlerimin arkasındayım” diyerek ifade vermeye gitti.  Bununla da kalmadı olup bitenler, medyada bir anti-propaganda başladı ki sormayın gitsin. Kurtlar Vadisi’nden Gazi dizisine kadar olmadık sözler edildi. Tüm bunlar karşısında anti-militarist bir tavır sergilemek, savaşın sadece ölüm getirdiğini ve bunu ancak yaşayanların anlayabileceğini söylemek yürek ister! Helal sana Bülent abla, helal!{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99