Mehmet Gül’e ağıt

 

Yarınlar

Burjuva medyası Ecevit’e dönüp “Bak MHP değişti, MHP ile koalisyon kur” dediğinde haklı çıkacaktı. Mehmet Gül değişen MHP’nin değişen temsilcilerinden biriydi; çünkü sadece Che beresi takmakla da yetinmeyecek, ayrıca Savaş Ay’ın A Takımı programına çıkıp Ahmet Kaya’nın ‘Ağladıkça’ parçasını da mırıldanacaktı.

mehmetgul3ho5Mehmet Gül öldü! Ağzından salyası elinden satırı eksik olmayan faşistlerin idolü olmuş birinin ardından gözyaşı dökecek halimiz yok elbette. Yattığı yerde kıvransın! Kıvransın kıvranmasına da, bu malum şahsın yaşarken yaptıklarını da hatırlamak ve hatırlatmak lazım her daim. Hatırlamak lazım, çünkü onun gibilerle dövüşen nice devrimcinin kanı kurumadı daha ve hatırlatmak lazım birilerine: Kime mi? Mehmet Güllerle kol kola girip ‘vatan savunması’ yaptığını sananlara...

Ülkücülükten girişimciliğe dopdolu bir hayat
Mehmet Gül, genç bir ülkücü ve solcu düşmanı olarak adını ilk olarak, 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’nden çıkan öğrencilerin üzerine ateş açılmasıyla ilgili olayın akabinde gözaltına alınıp yargılanarak duyurdu. O olayda 7 kişi hayatını kaybetmiş, 41 kişi de yaralanmıştı. Bununla birlikte, Gül, o zamandan beri MHP’nin pis işlerinde kullandığı bir tetikçi olmaktan öte biriydi. Nitekim bu malum kişi 1980 öncesinde İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı olarak da görev yapmıştı. 1980’den günümüze ise birçok defa daha adını duyurdu. 1999 genel seçimlerinde MHP’den İstanbul milletvekili adayı oldu. MHP kendisi dahil kimsenin beklemediği bir oy oranı ve sandalye sayısıyla Meclis’e girince de, Gül sicili kabarık vekillerden biri oldu. Milletvekili olduğu sıralar az çalışmamış ki, 2002 seçimlerinde MHP Meclis dışında kalınca, siyasetçi kimliğinin üzerine işadamı kimliğini de ekledi. Tüm Milliyetçi Sanayici ve İşadamları Derneğinin (TÜMİSAD) kurulmasına önayak oldu, başkanlığını yaptı. Girişimci Mehmet Gül bununla da yetinmedi: Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanlığında bulundu. Son olaraksa Ukrayna’da bir fabrikaya ortak oldu… Ama bütün bunlar siyasetçi kimliğini unutmasına yol açmadı ve adını kendilerini “JİTEM”ci olarak tanımlayan bir gruba yönelik yapılan ‘Matkap Operasyonu’nda da duyurdu. Kısacası hem örgütlü bir faşistti hem de örgütlü bir burjuvaydı Mehmet Gül.

Türkiye, Beşiktaş başkanlığına aday olmasıyla da tanıdı onu, Küba’ya gidip Che beresiyle bozkurt işareti yapmasıyla da. Kanını içtiği devrimcilerin tek yıldızlı beresini takıyordu ya, o da demokrattı, o da hoşgörülüydü, o da uzlaşmacıydı artık. Özellikle iktidar ve istikrar isteyen burjuva medyası Ecevit’e dönüp “Bak MHP değişti, MHP ile koalisyon kur” dediğinde haklı çıkacaktı. Mehmet Gül değişen MHP’nin değişen temsilcilerinden biriydi; çünkü sadece Che beresi takmakla da yetinmeyecek, ayrıca Savaş Ay’ın A Takımı programına çıkıp Ahmet Kaya’nın ‘Ağladıkça’ parçasını da mırıldanacaktı.

Bir entelektüel olarak Mehmet Gül
Tavır ve üslubuyla, engin tarih bilgisi ve entelektüel kapasitesiyle de gittiği her yere damgasını vurdu Mehmet Gül. Ülküdaşlarına göre büyük bir fikir adamıydı ama gelin görün ki fikrin kendisinden bihaberdi kendisi. Süper milliyetçiliğini birazcık abartarak 16 bin yıllık Türk tarihinden bahsetti. Başka bir tartışma programında Engels’i programda konuşan bir öğrenci sanarak mikrofon uzatmaya kalkıştı. Kendisini madara eden öğrencilere “…ipten kazıktan kaçmış, ölümü hak etmiş komünistler…” diyerek demokratlığına demokratlık hoşgörüsüne hoşgörü kattı. Medeni Kanun ile ilgili konuşan bir öğrenciye ise “…feminizmle komünizmle bir yere varılmaz…” diyerek akıl verdi. Ege Bölgesi’nde yer alan antik kentleri Yunanistan’da sanmış olacak ki,  Sezen Aksu’nun Aspendos ve Efes’te verdiği konserler için “Sezen gitsin Ermenistan’da versin bu konseri” deyiverdi. Entelektüel kapasitesini tartışma programlarında heba etmek istemediğinden şiire ve edebiyata da el attı. Nazım Hikmet’in hem bir komünist hem de büyük bir vatan şairi olmasını bir türlü içine sindiremediğinden ve “Nazım Hikmet memleket, memleket Nazım Hikmet” de ne demektir diye düşünüp durduğundan  “Nazım memleket mi?” adında bir de kitap yazdı. Bir ülkücünün yeri geldiğinde militan bir faşist, yeri geldiğinde işadamı ve yeri geldiğinde de edebiyatçı olabileceğini herkese gösterdi Mehmet Gül.

Bu kadar Mehmet Gül biyografisi yeter sanırız. Bir soru da ırkçılarla anti-emperyalist ittifak arayışlarına girenlere, “…sağcılar MHP’ye oy versin” deyip aydın olduğunu sananlara… Mehmet Güllerle yan yana olmaktan gurur duyuyor musunuz?{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99