Kürt sorunu emperyalizmle dövüşerek çözülecek

 

Bilge Can Yıldız

Kürt düşmanlığı olarak tezahür eden Türk milliyetçi bilinç, temelini Kürt hareketinin ABD işbirlikçisi olduğu tezinden alıyor gibi görünüyor. Bugün ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin en temel dayanağı bölgedeki halkların birbirine düşman olmasıdır. Bu bakımdan Kürt düşmanlığı yapmak ABD uşaklığının ta kendisidir. Türk milliyetçiliği, onun her düzeyde başını çekenlerle birlikte boğazına kadar ABD planlarına batmıştır.

pics5CTFCrkiye5C11025C13079Geçtiğimiz yıl Kasım ayında Erdoğan’ın ABD’ye gidip Bush’tan sınır ötesi operasyon tezkeresini alması ile yeni bir boyut kazanan Kürt sorunu ve ‘çözümü’ bugün olanca darboğazı ile, karşımızda değil; tam ortamızda, içimizde duruyor. Bush’un Kürt sorunu konusundaki fikrini, “modern teknolojiyi kullanarak bu meseleyle etkili bir şekilde başa çıkmak” olarak aktardığı görüşmenin ardından kısa bir süre sonra, Ekim ayında Dağlıca’da yaşananlar, yine aynı görüşmede Bush’un “ortak çalışma” adını koyduğu sınır ötesi operasyonun bundan sonraki gündemimiz olacağını ta o zaman göstermişti.

Sınırın ötesine geçildi
Daha Dağlıca Olayları yaşanmadan, haftalar öncesinden adeta operasyonu kendi başlatan medya, ekranlardan, gazete manşetlerinden kin ve nefret dolu, kışkırtıcı sloganlarla halka ‘sağduyusuzluk’ çağrısında bulunmanın yanısıra, orduyu alenen Kuzey Irak’a girmeye davet etmişti. Dağlıca’da olanı biteni hatırlamakta fayda var; medyanın günlerce süren şiddet bombardımanının ardından ordudan beklentilerin iyiden iyiye yükseldiği, mahallelerde Kürtlere yönelik faşist sokak çetelerinin kumanda ettiği ‘yerel operasyon’ diyebileceğimiz saldırıların arttığı o dönemde, sınırda yaşanan çatışmalar sonrası 8 asker gerilla tarafından esir alınmıştı. Bu, açıkça bir ‘başarısızlık’ demekti aslında ama bu durum askerlerin serbest bırakılmasının ardından aralarında ‘sınırı ihlal etmek’ suçunun da olduğu bir dizi suçtan yargılanmak üzere tutuklanması ile ve halk nezdinde faturanın bu gariban askerlere kesilmesini sağlayarak bertaraf edilmişti. O zamanlar devlet büyükleri çıkıp ‘keşke ölselerdi’ makamından laflar dahi etmişlerdi. Sonuç olarak Dağlıca kimseyi rahatlatmamış, ordunun hızını da kesmemişti. Bu iş burada bitmemişti yani! Ve nihayet doğanın bize baharı müjdelemesiyle birlikte TSK yeniden sınırın ötesine geçti! İşte Bush’un ‘ortak çalışma’ ifadesinin hakkını bu operasyon verecekti. Zira Baykal’a bile küçük dilini yutturacak şekilde, operasyon ABD’nin “Tamam, yeter bu kadar” demesi ile bir anda bitirildi. ABD Savunma Bakanı Gates’in Türkiye’ye gelerek  “harekat kısa bir süre içinde sonlandırılmalı” mesajını iletmesinin hemen ardından birkaç gün içinde TSK birlikleri sınırın ötesinden geri çekildi. Daha fazla kan dökülmesi hevesi kursağında kalan Deniz Baykal harekatın bitirilmesinin ardından kendini tutamayarak Büyükanıt’a çıkıştı. Büyükanıt’ın Baykal’a yanıtının ‘ben mahalle kabadayısı değilim’ olması, Baykal’a ve Gates’e verdiği yanıtlar düşünüldüğünde ironik bir şekilde manidar oldu.

Kürt sorunu bir kışkırtma değildir
Temelleri Cumhuriyet’ten daha eskiye dayanan bir sorunun son yirmi yılda PKK’nin silahlı eylemleri ile eşitlenerek terör sorunu olarak sunulduğu ve yakın zamandaki sıcak çatışmaların yol açtığı iki kardeş halkın karşı karşıya gelmesi ihtimalinin apaçık karşımızda olduğu bir noktaya gelindi. Medya yemeyip içmeyip, tüm haberlerini, bu sorunu dış mihrakın kışkırtması sonucu bölücü faaliyet yürütmek için dağa çıkan ‘kendini bilmez üç beş çılgının’ ortaya çıkardığı izlenimi yaratacak şekilde yapıyor uzun süredir. ‘Kart-kurt teorisinin’ güncelliğini ve inanılırlığını kaybetmesi ile birlikte generallerin ağzından da doğrulanacak şekilde bir tarafa bırakılmasının ardından Kürt sorunu için türetilen AB demokrasisine uygun bu varsayım, hareketin legal temsilcisi DTP’ye oy veren iki milyon Kürdü gözden çıkaran, Türk milliyetçisi bir bilince dönüşmüş durumda. Kürt düşmanlığı olarak tezahür eden bu bilinç, temelini Kürt hareketinin ABD işbirlikçisi olduğu tezinden alıyor gibi görünüyor. Bugün ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin en temel dayanağı bölgedeki halkların birbirine düşman olmasıdır. Bu bakımdan Kürt düşmanlığı yapmak ABD uşaklığının ta kendisidir. Türk milliyetçiliği, onun her düzeyde başını çekenlerle birlikte boğazına kadar ABD planlarına batmıştır. PKK’nin izlediği güncel politikalar incelendiğinde ABD politikalarıyla paralel kalma çabası aşikar olsa da, herhangi bir dış gücün kışkırtması sonucu ne bir halk hareketi ortaya çıkabilir ne bu denli büyüyebilir ne de yirmi yılı aşkın bir süredir devam edebilir. Bu bakımdan yapılması gereken öncelikle Kürt halkına devlet tarafından yapılmış olan zulmü kabul etmek, başkaldırının kitlesel bir harekete dönüşmesini ise taleplerin haklılığına bağlamak ve Kürt sorunun bir güvenlik sorunu olmadığını tekrar takrar ısrarla savunmak olmalı.

Onlar Kürt sorununu çözemez
Kardeş olmamıza rağmen kardeşçe yaşayamıyorsak bunun nedeni ne Kürt halkının ayrılıkçılığı ne de Türk halkının sevgisizliği. Kardeşçe yaşamayı, Kürt hareketinin temsilcilerini emperyalizmin işbirlikçisi ilan edip, sonra da aynı emperyalist odakların emirleri ile hareket ederek Kuzey Irak’a giren Türk ordusu ve ‘Ağzımızın tadıyla sınırın ötesine geçemedik’ diyen CHP sağlayamaz. Bunu, demokrasi vaatlerinin ardından polisine Newrozlarda kitle terörü uygulatan AKP hükümeti sağlayamaz.

Ordunun ve iktidara geldiğinden beri Kürt sorununa çözüm bulacağı yalanını bıkıp usanmadan söylemeye devam eden AKP hükümetinin, sınırlarını ve kurallarını ABD’nin belirlediği bu meselede geldikleri nokta bize ne düşündürmeli? Yirmi yıldır sınırın ötesine onlarca kez geçilmiş, şimdi yine geçiliyor. Sonuç ise yirmi yıldır hiç değişmiyor. Değişen tek şey Türk ve Kürt halkları arasındaki düşmanlığın dozu… Değişen, bu savaşta hayatını kaybeden insanların sayısı...

Ahmet Tellioğlu Newroz kutlamalarında yaşananların ardından sendika.org’da yayınlanan bir yazısında özetle, tepemizdeki adamların bu sorunu çözemeyeceğini net bir şekilde anlatıyor: “Bu düzeninin seksen yılda geldiği menzil üçte biri yoksulluk sınırının altında bir halk ve çalışana 435 YTL aylık ücret. Bu düzen, bu sermaye, bu devlet seksen yıldır sömürdüğü Türkiye halklarının hiç bir temel sorununa köklü çözüm getiremez, hiç bir temel sorununu barışçıl yollarla çözemez. Bu nedenledir ki yürüttükleri bu kirli savaşta ölen otuz bin Kürdün de altı bin Türkün de; ve hala ölmekte olan Türk gençlerinin de Kürt gençlerinin de vebali bu düzenin sahiplerinin ve hizmetkarlarının boynundadır. Türkiye’nin müesses nizamı Kürt’ünü inkar etmek, inkara direneni imha etmek zorundadır”

Kürt hareketi emperyalizmle bağlarını koparmak zorunda
Zulme karşı başkaldırarak başlayan Kürt hareketinin önderliği bugün gözünü ABD’ye ve AB’ye çevirmiş durumda. Emperyalist çıkarları için Ortadoğu halklarının üzerine çullanmış olan bu güç, dün işine geldiği için Kürt halkının hakları ve mücadelesinden yana saf tutmuş gibi görünmüş olsa bile bugün artık her şey gün gibi ortada değil mi? Bugün polis ABD’nin onayı ve desteği ile gerçekleşen sınır ötesi operasyonun gazıyla tüm yurtta Newroz’u kutlayan insanlara kadın çocuk demeden saldırmadı mı? Hakkari sokaklarını gövde gösterisi alanına çevirmedi mi? 2008 Newrozunda polisin yurt çapında kitlelere terör uygulaması, ABD’nin ya da herhangi başka bir emperyalist gücün bu sorunu çözmek bir yana daha da derinleştirdiğinin bir kanıtı değil mi?

Öte yandan Kürt hareketinin temsilcileri vardıkları bu noktada, çözümsüzlüğün parçası olmakla kalmıyor, kitleler nezdinde meşruiyetini kaybetmenin sıkıntılarını da yaşıyor. ABD planında piyon görevini kabul eden Barzani ve Talabani şimdi Irak’ta işgalin en önemli işbirlikçileri konumundalar. Kürtlerin Irak’ta ezilen ulus olma durumları artık son derece tartışmalı bir halde olduğu gibi ezilen ulus olmanın kendisi de Kürt milliyetçiliğine ABD ile işbirliği yapma hakkını vermez. PKK bu denli gözle görülür bir adım atmamışken, karşı gelme durumunda da değil. Türkiye’de Kürt hareketi ABD ile bağlarını koparmadığı sürece, Irak’ta Barzani ve Talabani’nin bugünkü durumuna düşmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Bu durumun Kürt sorununu çözeceğinin de…

Mücadelemiz çözecek!
Bu düzenin egemenlerinin isteği Kürt sorununu çözmemekken, yine bunların öznesi olduğu bir çözümün de mümkün olmamasından ötürü geriye tek bir seçenek kalıyor. İçi boş, siyasi içerikten yoksun bir barış talebi bizim olamaz. Bizim barışımız Türkiye halkının, gencecik evlatlarının terörü bitirmek bahanesi ile Özalların Tayyiplerin dış politika hamlelerine kurban edilmesine seyirci kalmayacağı bir mücadele ile kazanılacak. Bugün en zor olanı yapmak için kolları sıvamak zorundayız. Bu yüzden Kürt ve Türk halkının kardeşliğini geri kazanmak için emperyalizme karşı verilecek ortak bir mücadele örgütlemek zorundayız. Zira halkların tarihi emperyalizmle ve onun yerli işbirlikçileriyle dövüşerek yazıldı. Şüphe yok ki, bundan sonra da öyle olacak.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99