Amerikan ordusunun gül yüzlü neferi dönüş yolunda

 

Pınar Sarıgöl

1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılıp Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla beraber kolları sıvayan Gülen,  şakirtleriyle beraber eski ‘demirperde’ ülkelerine misyon kazandırma planları içine girmişti. Şöyle ki; Orta Asya, Kafkasya’daki Türkler ve akraba milletler ve Balkanlardaki eski Osmanlıların varlığı Türk-İslam fikrini yaymak için en sağlam temellerin atılacağı yerlerdi.

gulen_0403Ilımlı İslam’ın misyoner delikanlısı Fethullah Gülen için Türkiye yasağı ortadan kalkıyor. 2000 yılında Fethullah Gülen’e “laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasa dışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla dava açılmıştı. Terörle Mücadele Yasasının değiştirilmesiyle birlikte Gülen’e yapılan suçlamaların mevcut öğelerinin bulunmaması dolayısıyla dava gözden geçirilmiş ve yasak kaldırılmıştır.

Fethullah Gülen ve ılımlı İslam kardeşliği
Yasa gereği Gülen’in aklanmasını ve AKP’nin tarikat ve cemaatleri toplumun dini karakter kazanması bakımından gerekli gördüğünü kabul edersek Gülen’in bu dönüşünü anlayabiliriz. AKP yönetimiyle birlikte popülerleşen ılımlı İslam söylemleri Nur mantalitesiyle de birleşerek ılık dostluk rüzgarları estirmektedir. Eğitim veriyoruz Bilim öğretiyoruz kisvesi altında birbiri ardına kurulan Gülen okullarında AKP’li Bakanlar açılışlar için sıraya girmiş durumda. Aslında yalnızca AKP döneminde değil, bundan önceki dönemlerde de Gülen’in her daim devletle önemli ilişkiler içinde olduğu biliniyordu. Örneğin Başbakanlığı döneminde bir yıl içinde iki kez Tansu Çiller’le, aynı dönem birer kez Bülent Ecevit, Hikmet Çetin, Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Cindoruk ile birebir görüşmüştü. Söz konusu iyi ilişkiler, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra bu kararın alınması ilahi emir konumuna yükseltmişti bile. Gözleri yaşartan Devlet- Gülen dayanışması Amerika kapılarını açmış, sözüm ona devlet yardımlaşma-kardeşlik hakkını Gülen’e ödemişti.

Gülen okulları…
Dünyanın dört bir yanına okullar açan Gülen, insanı tüm kötülüklerin ana nedeni olarak sayıyor ve insanla başlayan problemlerin insanla biteceğini anlatıyor. Eğitimin hem bu dünya için hem kabir hayatı hem de kabirden sonrası için de en etkili öğe olduğunu dolayısıyla en hayırlı hizmetin eğitim kurumlarını açıvermekten geçtiğini düşünüyor. Eğitim elbette şarttır fakat tabir edilen öbür dünya mutluluğu ve görünen dünya için Gülen’in bu sevgi kelebekliği illa ki masum değildir. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılıp Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla beraber kolları sıvayan Gülen,  şakirtleriyle beraber eski ‘demirperde’ ülkelerine misyon kazandırma planları içine girmişti. Şöyle ki; Orta Asya, Kafkasya’daki Türkler ve akraba milletler ve Balkanlardaki eski Osmanlıların varlığı Türk-İslam fikrini yaymak için en sağlam temellerin atılacağı yerlerdi. Fikirlerine bir destek de o dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal’dan geliyor ve her türlü alt yapı o dönem itibariyle hazırlanıyor. Finanse eden iş adamları, Türk heyetler ve devlet erbabı diplomasi zincirleri eşliğinde Gülen’in bu fikrini destekliyor ve okullar açılıyor. Türkiye’nin aydınlanması gerektiği üzerine yoğunlaşan Gülen Türkiye sınırlarını da aşıp misyoner faaliyetleri için meydan bulduğu her yere eğitim kurumlarını yaymıştır. Bilhassa özel okul projelerine odaklanan Gülen seçkin bireylerin yetişmesi için bunun şart olduğunu, bilimin gücüyle yaradanın gücünü ve kudretini anlayabileceğimizi vaazlarında aktarıyor, beyinleri yıkıyor. Beyin yıkamak kavramı ne kadar açıklayıcı durumun korkunçluğu için bilinmez. 1998 verilerine göre bu tarikatın yurtiçinde, 85 vakıf, 18 dernek, 89 özel okul, 207 şirket, 373 dershane, yaklaşık 500 öğrenci yurdu ve biri İngilizce yayınlanan 14 dergi, 15 ülkede yayınlanan 300 bin tirajlı Zaman gazetesi, ulusal düzeyde yayın yapan 2 radyo ve uluslararası yayın yapan Samanyolu televizyonu; Yurtdışında, 6 üniversite ve yüksekokul, 236 lise, 2 ilkokul, 8 dil ve bilgisayar merkezi, 6 üniversiteye hazırlık kursu ve 21 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 279 eğitim kuruluşu bulunmaktadır. Bu kadar faaliyetin içinde Hoca Efendi’nin cennetteki mekanı çoktan garantilenmişken, ve zaten eğer amaç eğitimin bir şekilde sağlanmasıysa neden bütün teşkilat milli eğitime devredilmez, bunun da dinen bir açıklaması vardır mutlaka.

ABD sokaklarında Türk-İslam koşuşturması
Mevcut davanın Fethullah Gülen’in beraatıyla sonuçlanması artık laik ilkelere bağlı bir devletin oluşma kaygısının ortadan kalktığının ve bu rahatlıkla Gülen’in Türkiye’ye dönüp örgütsel faaliyetlere kaldığı yerden devam edebileceğinin işaretidir. Dini unsurlara dayalı bir devlet kurma amacı vurgulanarak Hoca Efendi suçlanabilir ancak en önemli kaygı meselesi, siyaset arenasında bu gerici emelleri olan cemaatlerin nasıl güçler dengesini orantılayacaklarıdır. Başka bir deyişle, din araç mı amaç mıdır? Her iki haliyle de tehlike teşkil edebilir. Dava sonucunda soluğu Amerika’da alan Gülen, kendi tabiriyle ülkesine hasret çeke çeke gene de Türk insanının refahı ve aydınlığı için elinden geleni yapmış, şakirtleri aracılığıyla; aynı şekilde kendisini özleyen cemaat üyelerine akıl vermekten de geri kalmamıştır. Zaten Hoca Efendi’nin fikirlerine ulaşmak için de çok fazla aracı koymaya gerek yoktur çünkü yazılı ve görsel basın da kendisi için çalışmaktadır, büyük bir zevkle hem de. Başta Samanyolu kanalında olmak üzere, Doğan medya yayın organlarında da Gülen Hoca’nın aforizmaları meraklısına aktarılmıştır. Bir taraftan dini bir ülke kurma amacı diğer yandan Müslüman ülkelerde çıkan savaşlara göz yumması ve gayet Hıristiyanlığın yaygın olduğu Amerika yandaşlığı cemaat liderliğiyle örtüşmemektedir. Ancak; kitabını, sözünü, kutsalını, dini bir kenara koyarsak Gülen’in Orta Doğu’da örgütlenme çabaları ve bu bölgelerde patlak veren demokrasi adına patlak veren savaşlar düşündürücü bir birlikteliği yansıtmaktadır. Bir tarafta Türk-İslam söylenceleri diğer tarafta kucaklanan Amerikan emperyalizmi…

‘Aydın’cılık yapan Gülen uşakları
“Aydınların Dünyasında Fethullah Gülen” adını taşıyan seride; Fethullah Gülen yandaşlığı yapan bir grup aydın tarafından övgü dolu çeşitli yazılar yer almaktadır. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak, Fethullah gülen için daha öncesinde “Kozadan Kelebeğe” adlı gene aydınların kaleme aldığı yazılardan oluştuğunu açıklamıştır. Fakat bazı Gülen aşığı aydıncıların Fethullah Gülen’e olan aşklarının artık bilimsel bir özerklik kazandığını anlayıverince yazarların ilan-ı aşkları için her biri için ayrı cep kitapları şeklinde yayınlamak istenmiştir. Ali Bulaç, Avni Özgürel, Ahmet Taşgetiren, Fehmi Koru ve Taha Akyol gibi şaşırtıcı olmayan isimlerin yer aldığı seride Gülen’in bilhassa modern İslam anlayışının altı çizilmektedir. Gülen kolu olan bilumum yayın organlarına bakıldığında onun için genel beğenilen fikir şu: Çağın global düzenine ile İslam’ın güzel anlayışını birleştiren ve bunu insanlığa öğretmeyi amaç edinen cesur kahraman! Seriyi incelerken bilhassa Taha Akyol’un “Asya’daki Türkiye” ismiyle katkı verdiği kitabında Orta Doğu’da Gülen’in ne kadar akıllıca hareket ettiğini hayranlıkla ifade etmekte. En kabasından şaşırtıcı iki unsur çıkartılabilir bu fikirlerden: Birincisi, liberalizm çağın en ahlaklı ve en etik sistemi olduğu vurgulanıyor; diğer tarafta ise insanın en önemli varlık olduğu asırlardır vurgulanan özellikle İslam (bütün inanç sistemlerinde insan önemlidir) dininin örtüştüğü iddia edilmekte. Kapitalist bir sömürü sistemidir ve işçinin emeği alınır bir nevi zengine verilir, fark ettirilmeden verdirilir. Müslüman ülkeler sanki liberal ideolojiyle zenginleşmişçesine bir de Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bu ülkelerin İslam ahlakı bakımından geri kalmasın diye okullar açmış, yol göstermiş, ruhları huzura erdirmiştir. Adamlar savaşların içinde, açlığın yoksulluğun içinde yıllardır! Kapitalist sömürünün hangi faydasından söz ediyorsunuz,  hangi yol gösterme, hangi inanç, hangi İslam? Ey aydıncıklar! Demokrasi bilinci derken Irak’ı mı örnek vereceksiniz, İslam huzuru derken Sudan’ı mı göstereceksiniz? Zengin Müslüman ülkeler diye ne var elinizde çıkartıp oynayacağınız?

Fethullah Gülen sömürü düzeninde kendini sağlam temele oturtmuş ve arenada kurallarına uygun oynuyor.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99