Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Milliyetçiliğe karşı azınlıkçılık mı?


Yarınlar

Hrant Dink’in faşist bir cinayete kurban gitmesi ve ardından yaşananlar, devletin kimi işlerini nasıl hallettiğine ilişkin çarpıcı gerçeklerin ortaya çıkması kadar, milliyetçilik ve onunla mücadele yöntemleri konusunda bir tartışmayı da gündeme getirdi. Cenaze töreninden başlayan, yıl boyunca süren ve birinci anmalarıyla yeniden yükselen etkinlikler dizisi, liberal solun aradan geçen bir yıl boyunca çeşitli biçimlerde çok kez karşımıza çıkan milliyetçilikle mücadele etmek ve gerçek bir başarı kazanma şansının bulunmadığını gösteriyor.  
Geçtiğimiz yıl gerçekleşen ve kitlesel bir katılıma sahne olan cenaze töreni, bu yılki anma etkinlikleri gibi tek ve bütünlüklü bir siyasi çizginin etkisindeydi. Cenaze için hazırlanan ‘lolipoplar’ ve yürüyüş kortejinin pankartında tek bir slogan yazılıydı: “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” Hrant Dink faşist bir organizasyon eliyle, Ermeni olduğu ve Türkleştirilemediği için öldürüldü. Bu anlamda cinayeti işleyen organizasyonun zihniyetini doğrudan hedef  alan “Hepimiz Ermeniyiz” sloganı, anlamlı ve gerekli bir tepkiyi dile getirdi. Ancak bu sloganın binlerce insanın katıldığı bir eylemin tek sloganı olması, bunun dışında herhangi bir slogana ‘lolipoplar’ dışında herhangi bir başka simgeye izin verilmemesi, milliyetçiliğe güçlü ve devrimci bir yanıt verme olanağını da ortadan kaldırdı. Şoven milliyetçilik azınlıkları hedef alıyor diye azınlıkçılıkla yetinmeyi seçen liberal solun politik zafiyeti, milliyetçiliğe etkili bir yanıt vermek bir yana, şoven dalganın eline güçlü politik argüman da vermiş oldu: “Hepimiz Türküz!” Doğrudur, milliyetçiler bu sloganı kullanmak için liberallerin politik yanlışlarına ihtiyaç duymayabilirler. Ancak bu durum, Dink cenazenin bir bütün olarak verdiği politik mesajın milliyetçiliği zor durumda bile bırakmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Milliyetçilik söz konusu olduğunda, ondan yakınmak dışında tek mücadele yöntemi olarak azınlıkçılığı benimseyen liberal solun bu tutumu milliyetçiliğin halk nezdinde bulduğu tabanı genişletmekten başka bir işe yaramıyor. Oysa ana vurgusunu ‘halkların kardeşliği’ sloganının oluşturduğu, “Hepimiz Ermeniyiz” sloganını da içeren anti-emperyalist bir kardeşlik barikatı etrafına örülecek bir mücadele karşısında milliyetçilik halk nezdinde geriletilebilirdi.

Modası geçen sınıf ekseninin yerine kimlik siyasetini yerleştiren liberal solun, aslında onunla aynı ekseni paylaşan milliyetçilikle mücadelede başarı kazanma şansı bir mucizeye, Türklerin Türklüklerinden vazgeçmesine bağlı. Liberaller toplumu kimliklerle açıklamaya çalışarak azınlık haklarını savunabilirler. Ancak eğer dillerinden düşürmedikleri demokrasiye gerçekten sadıklarsa, bu kimlik siyasetinin sonunda varacakları son nokta, çoğunluğa, Türk milliyetçiliğine teslim olacaktır.{jcomments on}