Derin Kaya
Küresel mali sistemde iki davranış kuralı vardır: Kural 1, bütün katılımcıların diğer katılımcıların izlemesini istedikleri kuraldır: “Paniğe kapılmayın!” Kural 2 ise her katılımcının dikkatle izlemesi gereken kuraldır: “İlk paniğe kapılan sen ol!” İşte şimdi finans piyasaları ‘panik kuralları’ ile hareket ediyor.
Finans ve ekonomi çevrelerinde piyasa ekonomisine “sonsuz güven(!)” duyan insanlar yeni yıla pek mutlu giremediler. Zira bağımsız iktisatçıların uzun süreden beri dillendirdikleri “ekonomik kriz” lafına kulaklarını tıkayan bu çevreler kendi durumlarını yaşayarak öğreniyorlar. Ne diyelim bir nusubet bin nasihattan iyiymiş.
Amerikan ekonomisinde geçen yıl şubat sonlarında ortaya çıkan mortgage (konut kredi) sisteminde yaşanan kayıpların sınırlı kalması herkesin ümidiydi. Konut kredilerindeki sorun başlangıçta Amerikan Merkez Bankası (FED)’nin enflasyon beklentileri nedeniyle faizleri artırmasıyla başladı. Faiz artırımı, mevcut faiz oranından yüksek oranlarda borçlanan orta-düşük gelirli hane halklarını aldıkları konut kredilerini geri ödeyememe riski ile karşı karşıya bıraktı. Bir kısmı da ödeyemedi. Önceleri sorun örtbas edilmeye çalışıldı. Kaldı ki denetim ve gözetim şirketleri, kredi derecelendirme kuruluşları konutlara dayalı tahvilleri çıkarıp piyasada satan şirketleri ve bankaları denetliyor, ortaya çıkabilecek sorunlara karşı hem şirketlere hem de piyasalara uyarılarda bulunuyordu. Ancak bu şirketlerden para alarak geçimini sağlayan denetim kuruluşlarının denetledikleri, derecelendirdikleri şirketlerin durumlarını gerçek anlamıyla ortaya koymadıkları ortaya çıktı. Bardağın ¾’ü boştu ancak bu şirketler dolu olan ¼’ü görmeyi tercih ettiler. Ve “küresel mali sistemin” bir sorunla karşı karşıya olduğu ortaya çıktı. Tahvil satan şirketlerin bir kısmı battı. Tabi onlara yatırım yapan piyasa aktörleri de ciddi zararlara uğradı. Böylelikle üretimden kaynaklı olmayarak şişirmeyle ortaya çıkan balon ilk iğnesini yedi.
Sorun başlangıçta sadece mortgage sistemi kaynaklı olarak görüldü. İlk dalgalanma bir müddet sonra duruldu. Ancak mart ve nisan aylarında piyasalarda tekrar bir hareketlenme baş göstermeye başladı. Gazetelerin ekonomi sayfalarında ve ekonomi haberlerinde baş sırayı alan dalgalanmanın sebebi düşük faizle borçlanıp yüksek faizle borç verme olarak da adlandırılabilecek”carry trade” yaparak büyük riskler alan şirketlerin, yarattıkları balonun, bir şekilde patlayacağı beklentisiyle hareket ederek karlarını realize etmeleri kaynaklıydı. Durum FED, Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankalarının ekonomiye müdahale etmeleriyle biraz yatışır gibi oldu. Ancak çorabın söküldüğünü fark eden her piyasa oyuncusu, 6-7 yılda giderek büyüyen balonun bir kez delindikten sonra patlayan yerleri kapatmaya çalışmanın bir işe yaramadığını, tersine yeni delikler açıldığını nihayet(!) fark etmek zorunda kaldı.
Küresel mali sisteminde iki davranış kuralı vardır: Kural 1, bütün katılımcıların diğer katılımcıların izlemesini istedikleri kuraldır: “Paniğe kapılmayın!” Kural 2, her katılımcının dikkatle izlemesi gereken kuraldır: “İlk paniğe kapılan sen ol!”
İşte şimdi finans piyasaları “panik kuralları” ile hareket ediyor. Paniği ortaya çıkaran son neden Amerikan ekonomisinin durgunluğa gireceği beklentileri.
ABD’de neler oluyor?
Amerikan ekonomisi tüketime dayalı bir ekonomi. ABD toplumu elde ettikleri gelirlerin bir kısmını tasarruf etmek şöyle dursun daha fazlasını harcıyor. Bir ülkede yerleşik kişi ve kurumların diğer ülkelerle bir yılda yaptıkları iktisadi işlemleri parasal olarak gösteren tabloya “ödemeler dengesi” ya da “ödemeler bilançosu” denir. Ödemeler dengesi üç ana kısımdan oluşur; cari işlemler hesabı, sermaye hesabı, resmi rezervler hesabı. Cari işlemler hesabı, ülkenin o yılda üretip ihraç veya ithal ettiği mal ve hizmetlerden oluşur. Cari hesap dengesinin negatif olması, ülkenin mal ve hizmet ihracatının ithalatından küçük olduğu anlamına gelir ve “cari açık” olarak adlandırılır. Cari açığı finanse etmenin yolu da ya ülkeye giren sermayeyi ya da Merkez Bankasının rezervlerini artırmaktır. Çünkü ödemeler dengesinin kalemleri toplamının sıfıra eşit olması gerekir. İşte ABD ekonomisinin cari açığı 1996 yılında 118 milyar dolarken 2006 da 857 milyar dolara ulaştı. Artan bu cari açıklar çevre ekonomileri diye adlandırılan petrol ihracatçısı ülkeler ve Çin tarafından finanse ediliyor. Yani bu ülkeler tasarruf ediyor, biriktiriyor Amerikalılar harcıyor. Ancak bu durumun daha ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışmanın bir boyutu.
Bununla birlikte Amerikan ekonomisi durgunlukla hatta resesyonla karşı karşıya.
George Soros bile ikinci dünya savaşından bu yana dünyanın en büyük finansal krizle karşı karşıya olduğunu ve resesyonun ABD ekonomisini tehdit ettiğini belirtiyor.
ABD’de de resesyon olduğunun kabulü iki çeyrek üst üste eksi büyüme yaşanmasına bağlı. 2007 yılının ilk çeyrek büyümesi % 0.6, ikinci çeyrek büyümesi % 3.8, üçüncü çeyrek büyümesi % 4.9 idi. İkinci ve üçüncü çeyrek büyüme oranları ABD ekonomisinin toparlanma eğilimine girdiğini işaret ediyor biçiminde algılandıysa da dördüncü çeyrekte ortaya çıkan ve beklenenin altında gerçekleşen %0,6’lık büyüme ile son 5 yılın en düşük büyüme oranı gerçekleşmiş oldu. 2008 yılı büyüme rakamlarının ne olacağı ise herkesin korkulu rüyası. Bu durumun nedeni ekonomide büyük pay sahibi olan konut piyasasındaki durgunluk, sanayi üretiminde ve dayanıklı tüketim malı talebinde meydana gelen azalışlar. İşsizlik rakamları da düşük seviyelerde sayılmaz. Amerikan’ın en önemli sermaye gruplarında Citigroup geçtiğimiz haftalarda 4 bin 200 çalışanının işine son vereceğini açıkladı. (27.01.2008, Referans Gazetesi) Enflasyonda da geçen yıla göre artış ortaya çıktı. Hem enflasyonun artması hem de ekonominin küçülmesi resesyondan öte stagflasyon olgusunu ortaya çıkarıyor.
Tüm bunlara bir de mali piyasalarda bu gelişmelerle açığa çıkan çalkantılar da eklendiği zaman Clinton’un çalışma bakanı, Prof Robert Reich’ın dediği gibi “ABD’de durum potansiyel olarak gerçekten vahim”.
Devletin rolü
Adam Smith, rekabet piyasalarını, “insanların özel çıkarları ve tutkuları” na, “bütün toplumun çıkarları için en kabul edilebilir” yönde rehberlik eden bir tür hayırsever(!) “görünmez el” olarak gördü. Hiçbir düşünce ya da planlama olmaksızın görünmez bir el yol gösteriyormuş gibi, serbest piyasa, hayırsever bir Tanrı bizim için ne yapacak idiyse onu yapmaktadır. Smith’e göre.
1929’a kadar kapitalist ekonomilerde liberal ekonomi görüşü hakimdi. “Bırakınız yapsınlar!” Ancak 1929 yılında ortaya çıkan “Büyük Buhran”la birlikte Keynesciler ortaya çıktı. O zaman da krizin kaynağı gayri safi milli hasılasının %25’ini kaybeden Amerika’ydı. Keynes devletin para ve özellikle maliye politikası araçlarıyla ekonomiye müdahele etmesi gerektiğini söylüyordu. 1960’ların sonları 1970’lerde Keynes’in görüşleri yerini monetaristlere bıraktı. 1980’lerden itibaren de neoliberal iktisatçılara.
Başlangıçta neoliberal iktisatçılar devletin piyasaları düzenleyici rolü üstüne durdu. Merkez Bankası fiyat istikrarını korumalı, devlet piyasaları denetlemeliydi. Daha sonra denetleme görevi de piyasalara bırakıldı. Ancak bu düzenlemenin işe yaramadığını ortaya çıkan “vahim” durumdan sonra anlayan piyasalar “devlet babalarına” koştular.
“Devlet babaları” tabi ki bu kadar yalvaran sevgili çocuklarına karşı cömert davranmak için kesenin ağzını açtı. Bush Ocak ayının ikinci haftası “ekonomiyi canlandırma paketi” açıkladı. Yaklaşık 150 milyar dolardan oluşan pakette Amerikan halkına kişi başı 600 dolar civarında nakit para yardımı(vergi iadesi yoluyla) yapılacak. Ekonomistler halkın bu paraları borçlarını ödemede kullanacaklarını, tüketime yönelmeyeceklerini belirtiyorlar. Paketin 1/3 lük kısmı ise şirketlerin kasasına girecek. Bunun yanında FED kurul toplantısını beklemeden %0.75 oranında faiz indirimine gitti.
Ancak tüm bu önlemlerin ekonomiyi ayağa kaldıramayacağı konusunda hemen hemen herkes hem fikir. “Devlet baba” onlara göre geç kaldı. Bunu söyleyenler her nedense FED’in uzun zamandır piyasaya likidite pompaladığını, faizleri indirdiğini unutuyorlardı.
Kapitalizmin yarattığı köpük!
Halbuki yaşanan kriz kötü yönetimden ya da piyasaların Tanrı’sı görünmez elin yaptığı hainlikten kaynaklanmıyor. Bu kapitalist ekonominin doğal bir sonucu. Kapitalist ekonomiler ortalama 19 ayda bir krizle karşı karşıya kalıyor.
Hilferding “tekelleşme sürecinde, sermayenin giderek meta olarak sermaye haline geldiğini, yani sermaye sahipliğiyle işletme yöneticiliğinin birbirinden ayrılarak kapitalistlerin sermayelerini kendileri üretime sokmak yerine metalaştırdıklarını ve metalaşan sermayenin de bankalarda yoğunlaştığını” saptar. “Meta olarak sermaye, finansal sitemde birikir ve finansal sistemden dağılır. Meta olarak sermayenin birikmesine yol açan çeşitli faktörler vardır. İlk olarak bir ülkede gerçek sermaye birikimi ne kadar fazlaysa çeşitli biçimlerde (işletmelerdeki yedek fonlar, gelirlerin harcanmayan kısımları, karların harcanmayan ve yatırılmayan kısımları) atıl bulunan para o kadar fazla hale gelir. Dolayısıyla sermaye birikimi en fazla olan ülkelerde meta olarak sermaye de en çoktur. İkinci olarak bankacılık sisteminin gelişmesi de meta olarak sermayeyi artırır. Üçüncü olarak kapitalist sınıf rantiyeleştiği yani ‘küpünü doldurup yeniden üretim sürecinden elini çektiği’ ölçüde meta olarak sermaye artar.”
Marx’ın söylediği gibi finansal sistemin en önemli aktörlerinden olan bankalardaki sermaye “hayalidir.” “Banka sermayesinin büyük kısmı tamamen hayalidir ve senetlerden (poliçelerden), hükümet tahvillerinden (bunlar harcanmış sermayeyi temsil ederler) ve hisse senetlerinden (gelecekteki gelir üzerindeki çeklerden) oluşur.” Bu hayali sermayenin esas olarak üretimle bağı yoktur. İşte 380 trilyon dolarlık, küresel üretimin yedi katı olan kredi köpüğünün nedeni bu.
Son yaşananlardan sonra Wall Street’de demeç veren bir ekonomistin dediğine göre kriz uzun sürecek ve dibi görünmüyor. Şu anda meydana gelen çalkantılarda ortaya çıkan zarar 400 milyar dolar civarında. Evet sevgili piyasacılar sizin de belirttiğiniz gibi “bildiğiniz kapitalizmin bir sorunu var.” Küresel mali sermaye, kendi krizini yaratmaya mahkum.
Kaynakça:
Rudolf Hilferding, Finans Kapital
Karl Marks, Kapital{jcomments on}